<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Çocuğun Yemek ve Kaka Sorunlarını Çözün | Deniz Temur</title>
    <link>https://www.deniztemur.com</link>
    <description>Çocuğun yemek yememesi veya kaka tutması hayatınızı zorlaştırıyor mu? Çocuk Gelişimci Deniz Temur’un işe yarayan yöntemleriyle çözüm burada.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.deniztemur.com/rss/cocuk-gelisimi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 12 Jun 2026 12:00:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/rss/cocuk-gelisimi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğunuz influenza yani domuz gribi olduysa...]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/cocugunuz-influenza-yani-domuz-gribi-olduysa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/cocugunuz-influenza-yani-domuz-gribi-olduysa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuğunuzun İnfluenza yani domuz gribi testi pozitif mi çıktı? İnfluenza ile ilk kez tanışan aileler için korkutucu ve kaygı verici bir durum olduğunu bildiğimden kendi çocuklarımla yaşadığım domuz gribi tecrübelerimi, belirti ve tedavi sırasında yaşadıklarımız ile doktor tavsiyelerini sizler için yazmak istedim.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kovid-19 salgını sırasında kendisini unuttuğumuz influenza bir döndü, pir döndü! Pandemi sırasında bulaşamadığı insanlıktan resmen bu kış intikam alıyor. Her konuştuğum arkadaşım, her doktor ziyaretinde konuşulan tek şey var ki o da influenza salgını. Biri 11, diğerleri 4.5 ve 2.5 yaşlarında olan 3 çocuk annesi olunca influenza ile tanışıklığımızın eskilere dayandığını ve hemen hemen her yıl kendisiyle bir tur daha görüştüğümüzü söyleyebilirim. Bu yazdıklarımdan influenzayı küçümsediğim sonucu aman ha sakın çıkmasın. Allah beterinden korusun kesinlikle ama influenza küçümsenmeyecek kadar ciddi bir hastalık. Hele ki bu yıl olduğu gibi salgın halinde seyrederiyorsa. Eve girince dokunmadık beden bırakmıyor.&nbsp;</p>

<p><strong>"Çocuğunuz influenza yani domuz gribi olduysa..." </strong>başlıklı bu yazımda hem kendi influenza tecrübelerimi hem de çocuklarımın doktoruyla yaptığım görüşmeden aldığım notları yazdım.</p>

<p><strong>KÜÇÜK AMA ÖNEMLİ BİR HATIRLATMA! </strong>Bu yazıdakiler tavsiye niteliğinde olup, tedavi önerisi değildir. Influenza tedavisi mutlaka doktor gözetiminde, çocuğa özel uygulanmalıdır. AMAN DİKKAT!</p>

<h2><strong>INFLUENZA DOMUZ GRİBİ Mİ?</strong></h2>

<p>Önce işin en sevimsiz tarafını konuşarak başlayalım. Influenza domuz gribi mi? Bu sorusunun yanıtı 'evet.' Daha iyi anlamak için Influenza türlerini kısaca anlatarak yanıt vermek isterim.</p>

<p>Influenza'nın 3 yaygın türü var;</p>

<p><strong>Influenza A</strong></p>

<p><strong>Influenza B</strong></p>

<p><strong>Influenza C</strong></p>

<h2><strong>INFLUENZA A NEDİR?</strong></h2>

<p>Influenza A, Türkiye'de yaygın olarak görülen ve salgın niteliği taşıyan, semptomları en ağır seyreten grip türü. Bu hastalığa H1N1 virüsü neden oluyor. Influenza'nın bu türü yani Influenza A, domuz gribi olarak anılan hastalık. Yani çocuğunuzun Influenza A testi pozitif çıktıysa çocuğunuz domuz gibi olmuş demektir. İsim korkutucu bu nedenle biz daha havalı olan influenza demeyi sürdürerek devam edelim.</p>

<h2><strong>INFLUENZA B VE INFLUENZA C NEDİR?</strong></h2>

<p>İnfluenza B de en az influenza A'ya benzer semptomlara sahip. Daha çok çocuklarda görülen influenza B'nin hastalık seyri A'ya göre biraz daha hafif. İnfluenza C ise çoğunlukla domuzlarda olmak üzere hayvanlarda görülen türü.&nbsp;</p>

<h2><strong>INFLUENZA NEDİR?</strong></h2>

<p>Influenza nedir diye merak ediyorsanız yaygın adı domuz gribi olan, tıbben artık grip olarak alınlan H1N1 virüsünün neden olduğu bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Influenza virüs kaynaklı bir hastalık olduğundan tıbbin viral enfeksiyon adıyla da anılan hastalıklar grubundadır.&nbsp;</p>

<p><img alt="Influenza Domuz Gribi Mi Influenza A B C Nedir, Belirtileri Ve Tedavi Yolları" height="416" src="https://deniztemurcom.teimg.com/deniztemur-com/uploads/2024/02/influenza-domuz-gribi-mi-influenza-a-b-c-nedir-belirtileri-ve-tedavi-yollari.JPG" width="626" /></p>

<h2><strong>INFLUENZA (DOMUZ GRİBİ) BELİRTİLERİ NELER?</strong></h2>

<p>Evet influenza ile ilgili tıbbi bilgileri edindiğimize göre hastalığın en sevimsiz konusu olan belirtilerine gelebiliriz. Çocuklarda hastalık zor, influenza çok daha zor!&nbsp;</p>

<p>İnfluenza'nın ilk belirtileri basit bir solum yolu enfeksiyonuyla benzer. Ancak en ayırt edici yanı, bakteri kaynaklı solunum yolu enfeksiyonlarında önceden öksürük, hafif halsizlik, burunda tıkanma, boğazda gıdıklanma gibi belirtiler görülmeye başlanıp ardından ateş tabloya katılırken, influenza bir anda yüksek ateşle başlıyor. İnfluenza'da çocuğunuz 1 saat önce parkta koşup oynuyor, okulda sorunsuzca eğitimine devam ediyor olabilir. 1 saat sonra çocuğunuzu birden 39 derece ateşle yanarken bulabilirsiniz. Öksürük, burun akıntısı, tıkanıklık, boğazda huzursuzluk vs. görmeyebilirsiniz. İnfluenza'nın ilk günlerinde ateş düşünce çocuklar normal aktivitelerine devam eder hale gelebiliyorlar. İlk çocuğum 4,5 yaşındayken ilk kez influenzayla karşılaştığımızda gece ateşi 39'u geçen çocuğun sabah anaokuluna gitmek için benimle kavga ediyor, '<strong>hasta değilim ben iyiyim'</strong> diyordu. İkinci gece ateşi yükselip hastaneye gittiğimizde, test sonucunu beklerken verilen ateş düşürücü sonrası rahatlayıp 1 saat boyunca hastane koridorlarında koşup oynadığına şahit olmuşluğum var.&nbsp;</p>

<p>Tecrübeyle ve doktorlarla iştişarelerim sonucu şunu çok net söyleyebilirim ki, çocuğunuzda tekrarlayan yüksek ateş varsa ve burun akıntısı, boğaz yanması vs. gibi başka bir sorun görmüyorsanız, ateş düşünce hali iyi görünse bile bir doktora başvurun ve influenza testi yaptırın!</p>

<h2><strong>INFLUENZA (DOMUZ GRİBİ) TESTİ NASIL YAPILIYOR, FİYATI NE KADAR?</strong></h2>

<p>Çocuğunuzda geçmeyen inatçı ateş varsa ve doktora başvuruyorsanız salgın döneminde mutlaka influenza testi yapılacağını bilin. Zira doktorlar influenza salgını döneminde çocuklara rastgele antibiyotik yazmamak konusunda tecrübeliler. İnfluenzada antibiyotik tedavisi işe yaramadığı gibi işleri de kötüleştirebiliyor. Bu nedenle doktorlar test sonuçlarını görmeden tedavi yazmıyorlar. <strong>Peki domuz gribi yani influenza testi nasıl yapılıyor? </strong>Bu test son derece basit bir prosedür. Aynı Kovid 19'da olduğu gibi burun içinden ve boğazın gerisinden sürüntü alınıyor. Kulak çubuğuna benzer daha uzun bir aparatla bir kaç saniyede burun içi ve geniz akıntısı örnekleri alınıyor. İnfluenza testi sonuçları&nbsp; yoğunluğa ve hastane prosedürlerine göre değişiklik gösterse de 30 dakika ile 1 buçuk saat arasında çıkıyor. <strong>İnfluenza testi fiyatı ne kadar, influenza testi kaç para? </strong>diye merak edenlere ne yazık ki iyi bir haber veremiyorum. Bu test her zaman pahalıydı ve SGK testin ücretinin kısmı bir kısmını karşılıyor. Malum dönem yüksek enflasyon dönemi ve hergün her şeyin fiyatına zam geliyor. Influenza testi fiyatı da bu hayat pahalıllığından nasibini almış görünüyor. Influenza testinin fiyatı hastaneden hastaneye farklılık gösterdiğinden kesin bir rakam vermek zor. Ancak binli rakamlara denk geldiğini söyleyebilirim.&nbsp;</p>

<h2><strong>INFLUENZA YANİ DOMUZ GRİBİ TEDAVİSİ NEDİR?</strong></h2>

<p>Influenza yani domuz gribi tedavisinin nasıl yapılacağını hastalığın ne zaman teşhis edildiği belirliyor. Piyasada influenza yani domuz gribi tedavisinde kullanılan tek bir şurup var. Bu şuruba hastalığın belirtileri başlandıktan sonraki ilk 48 saat içinde başlanınca influenzanın seyri çok daha hafif geçiyor ve çocuklar çok daha kısa sürede toparlanıyorlar. Ancak ilk belirtilerin üzerinden 48 saatten fazla süre geçmişse ilacın etkinliği azalıyor. 48 saatten sonra başlanan influenza tedavisinde hastalığın seyri ve süresi çok da değişiklik göstermeyebiliyor. Burada influenza tedavisine başlanıp, başlanmaması gerektiğine mutlaka bir uzman karar vermeli. Bazı durumlarda 48 saat sınırı geçilse bile ilaç tedavisi başlanması gerekebilir. Örneğin, çocuğunuzda riski arttıran bir hastalık yada fizyolojik farklılık olabilir. Kararı doktorunuza bırakın ve güvenin.&nbsp;</p>

<h2><strong>INFLUENZA TEDAVİSİNDE MUTLAKA DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER</strong></h2>

<p>Bir önceki başlıkta da yazdığım gibi. İnfluenza tedavisi için piyasada tek bir ilaç var. Alternatiflerinin olmaması bu tedaviyi başlayınca mutlaka bitirmeyi zorunlu kılıyor. İnfluenza'da doktorun reçete ettiği adı Enf.. ile başlayan o şuruba başladığınızda tedaviyi önerilen süre boyunca kullanmak zorundasınız. Bir kaç doz alıp, tedaviyi bitirmediğinizde vücut ilaca karşı bağışıklık geliştiriyor ve bir daha influenzaya yakalandığınızda işe yaramaz oluyor. Alternatifi olmadığından influenza sırasında tedavisiz kalınmasına neden olabiliyor.&nbsp;</p>

<h2><strong>İNFLUENZA ŞURUBUNUN YAN ETKİLERİ</strong></h2>

<p>Tecrübelerim şunu gösteriyor ki influenza tedavisinde reçete edilen <strong>'enf...' </strong>ile başlayan isimli antiviral ilacı kullanmak çok da kolay olmayabiliyor. Hele ki çocuğunuz ilaç içmeye alışık değilse. İlacın bizim çocuklarda görülen yan etkilerinin başında mide bulantısı ve kusma geliyor. Bu yan etkiler ilacın kullanılmasını zorlaştırıyor. Bizim çocuklarda bu sorunu mide bulantısını önleyici tedavilerle aştık. Doktorunuzdan bu ihtimale karşı çocuğunuz için bulantı azaltıcı ek tedavi isteyebilirsiniz.&nbsp;</p>

<p>Influenza tedavisinde en önemli şey ateşin kontrol altında tutulması. Özellikle hastalığın pik yaptığı 3 ila 5'nci günler arasında inatçı ve yüksek ateş kaçınılmaz. Bu nedenle tedavi sırasında elinizde çocuğunuzun durumuna ve yaşına uygun ateş düşürücü kombinasyonlarından bulunduğundan ve ateş düşürücüleri doktorunuzun size tavsiye ettiği düzende kullanmaya özen gösterin.</p>

<p><img alt="Influenza Domuz Gribi Bulaşma Kaç Gün Sürer" height="410" src="https://deniztemurcom.teimg.com/deniztemur-com/uploads/2024/02/influenza-domuz-gribi-bulasma-kac-gun-surer.JPG" width="609" /></p>

<h2><strong>INFLUENZA'NIN BULAŞMASINI ÖNLEMEK MÜMKÜN DEĞİL AMA...</strong></h2>

<p>İnfluenza diğer adıyla domuz gribi girdiği evde dokunmadık kişi bırakmıyor. Evde başka çocuklarınız varsa karantina uygulayabilirsiniz. Ancak bakım verenlerin tekliği, hasta çocuk ile sağlıklı çocuk arasında bir köprü yarattığından çoğunlukla bulaşmayı engellemek mümkün olmuyor. Ancak influenzada ilaçlı tedavi aynı zamanda koruyucu tedavi olarak da uygulanabiliyor. Adı 'enf...' ile başlayan influenza ilacının prospektüsünde koruyucu doz uygulamalarına ilişkin detaylar var. Eğer evinizde küçük yaşta çocuklar varsa ve bulaşmadan endişe ediyorsanız bunu doktorunuzla paylaşın. Koruyucu influenza tedavisine doktor muayenesi olmadan, kendi başınıza başlamayın. Çünkü her çocuk kendine ait özellikler taşır ve bazı durumlarda tedavi uygun olmayabilir. Koruyucu doz influenza tedavisinin çocuklarınıza uygun olup olmadığına mutlaka doktor muayenesiyle karar verin.&nbsp;</p>

<h2><strong>INFLUENZA KAÇ GÜN SÜRER?</strong></h2>

<p>Çocuklarda influenza kaç gün sürer? sorusunun kesin bir yanıtı yok. Zira her çocuk hastalığı kendi bedeninin ve bulaşmanın getirdiği sonuçlara göre yaşıyor. Yüksek virüs yüküyle influenza bulaşan bir çocuk daha az virüs yüküyle hastalığı kapan çocuklardan çok daha uzun süre hasta kalabilir. Başka bir hastalığına sahip bir çocuk için influenza çok daha uzun ve zorlu bir hastalığa dönüşebilir. Ancak genel veriler, hastalığın 7 ila 10 gün arasında geçtiğini gösteriyor.&nbsp;</p>

<h2><strong>İNFLUENZA DOMUZ GRİBİNİN BULAŞICILIĞI NE ZAMAN BİTER?</strong></h2>

<p>İnfluenza yani domuz gribi, virüs bulaşması sonrası 1 ila 4 günlük bir kuluçka süresine sahip. Yaygın kuluçka süresinin 2 gün olduğu söyleniyor. Virüs vücuda girdikten sonraki kuluçka süresinde hastalık belirtisi göstermez, virüs vücuda yerleşir ve çoğalmaya başlar.&nbsp;</p>

<p>İnfluenzanın bulaşıcılığı ise ilk belirtiler görülmeden 1 gün önce başlar. Yani çocuğunuz hastalık belirtisi göstermese de domuz gribini bulaştırmaya başlar. İnfluenza yani domuz gribinde bulaşma riskinin en yüksek olduğu günler, hastalığında belirtilerinin görüldüğü 5 ile 7 gün kadar devam eder. Ancak bulaştırıcılık süresi vücut direnci düşük olan ve küçük yaş grubundaki çocuklarda 10 ila 14 güne kadar devam edebilir.</p>

<h2><strong>INFLUENZA YANİ DOMUZ GRİBİ OLAN ÇOCUĞU NASIL BESLEMEK GEREKİR?</strong></h2>

<p>Ben Deniz Temur. Uzun yıllardır çocuklarda yeme sorunları üzerine danışanlık veren bir çocuk gelişimcisiyim. Mesleki tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki en zorlu yeme sorunları hastalık sırasındaki zorla besleme sonrası oluşur. Biz ebeveynler çocuklarımızı hastayken çok iyi besleyerek iyileştirmek isteriz. Oysa ki influenza gibi yüksek ateş ve ağır virüs yükünün olduğu hastalıklar sırasında çocukların çok besin tüketmeleri onların iyileşmesini geciktirir ve kendilerine çok daha kötü hissetmelerine neden olur. Hastalıklar sırasında insan vücudu besin ihtiyacını minimuma indirir. Bu aynı zamanda hastalığına neden olan virüsün de beslenmesini engeller. Aynı zamanda vücut sindirim gibi bir yükle uğraşmak yerine hastalıkla mücadele etmeyi başarır. Bu nedenle hastalıklar sırasında iştahsızlık sağlıklı bir şeydir.&nbsp;</p>

<p>Peki hastalık sırasında çocuğu aç mı bırakacağız? Tabi ki '<strong>hayır.</strong>' Hastalıklar sırasında beslenme basit, küçük ve hafif öğünlerle olmalı. Bir dilim kızarmık ekmek ve biraz peynir, bir kaç dilim muz, bir kaç kaşık içeriği hafif bir çorba, kraker, yoğurt gibi besinler hastalık sırasında çocuklar için yeterli ve zorlanmadan beslenmeyi sağlayan alternatiflerdir.&nbsp;&nbsp;</p>

<h2><strong>INFLUENZA SIRASINDA BİTKİSEL TEDAVİLERE DİKKAT!</strong></h2>

<p>Çocuklar hastalandıklarında onları besleyerek yada bitkisel kürler yedirip, içirerek hastalığın çabuk geçmesini sağlayamayız. Hastalığın süresini tedavi, aşılanma ve hastanın bağışıklık sisteminin hastalığa karşı verdiği tepki belirler. Bitkisel kürler, bitkisel içerikli çaylar vs. sonucu değiştirmez. Eğer çocuğunuz hali hazırda bitki çayları tüketiyorsa örneğin ıhlamur içmeyi seven bir çocuksa hastalık sırasında sıvı desteği almasi için ıhlamur tüketmesini sağlayabilirsiniz. Burada ıhlamuru ne kadar içeceğine çocuğun karar vermesi önemli. Fazlası için zorlamamak şart. Eğer çocuğunuza influenza sırasında iyileşsin diye bitkisel içerikli karışımlar, çaylar hazırlıyorsanız ve çocuğunuz bu karışımları daha önce içmediyse onu zorlamayın. Hastalıklar sırasında çocuklar yeni tatları deneyemezler. Hastalık sırasında yeni şeyler yemeye ve içmeye zorlanan çocuklarda kalıcı yeme sorunları oluşur. Kusma sıklıkla görülür. Kusmayla birlikte seyreden influenza çok daha ağır bir tabloya neden olabilir. Bu nedenle çocuklara 'bir an önce iyileşsin' diye zorla bir şeyler yedirip, içirmeye çalışmayan.&nbsp;</p>

<h2><strong>INFLUENZA SIRASINDA SIVI ALIMI HAYATİ ÖNEME SAHİP&nbsp;</strong></h2>

<p>Çocuğunuzun domuz gribini kolay ve hırpalanmadan atlatmasını istiyorsanız onu sürekli beslemeye çalışmak yerine bol bol sıvı tüketmesini sağlamaya odaklanın. Yüksek ateşe seyreden hastalıklarda vücut çok hızlı sıvı kaybeder. Vücutta sıvı kaybı başta çocuklar olmak üzere tüm insanlar için tehlikeyi klinik tablolar yaratabilir. Bu nedenle eğer çocuğunuz anne sütü alan bir bebekse influenza sırasında bol bol emzirin. Aynı durum formül mamalar için de geçerli. Çocuk kabul ettiği sürece emmesini destekleyin.&nbsp;</p>

<p>İnfluenza tedavisinde su tüketmek en önemli aşama. Çocuğunuzu zorlamadan, sık sık bir kaç yudum da olsa su içmesi için teşvik edin. Suyun yanında çocuğun alışık olduğu, hali hazırda tüketmeyi sevdiği diğer sıvıları da sunabilirsiniz. Taze sıkılmış meyve suları, ıhlamur gibi hafif bitki çayları, ayran, kefir hatta seviyorsa maden suyu. Bunlardan büyük miktarlarda içmesine gerek yok. Sık sık biraç yudumla sıvı alımının devamı önemli.</p>

<p>Eğer çocuğunuz ateş sırasında kendine gelemiyorsa, su dahi içemiyor durumdaysa mutlaka tıbbi destek için hastaneye başvurun.&nbsp;</p>

<h2><strong>İNFLUENZA AŞISI İŞE YARIYOR MU?</strong></h2>

<p>Influenza aşısı, yaz sonunda eczanelere gelen grip aşısıdır. Bu aşının içeriği her yıl H1N1 virüsünün yeni varyantlarına göre değiştirilir. Bu nedenle her yıl influenzaya karşı yeniden aşılanmak gerekir. Peki influenza aşısı hastalıktan korur mu? Bu sorunun yanıtı 'hayır.' Grip aşısı olsanızda domuz gribine yakalanabilirsiniz. Ancak hastalığın seyri çok daha hafif geçer ve süresi kısalır. Çocuklarımın doktoru özellikle okul ortamında bulunan çocuklar için grip aşısı yapılması gerektiğini tavsiye ediyor. Aşısız çocuklarda ağır seyreden influenzada hastanede yatış oranının çok daha yüksek olduğunu, aşılı olup da hastaneye influenzadan yatan çocuk sayısının çok az olduğunu da söylüyor. Peki influenza aşısını devlet karşılıyor mu? Bu sorusunun yanıtı risk grubundakiler için 'evet.' Ancak risk grubu dışında koruyucu amaçlı yapılan aşılar ücretli.&nbsp;</p>

<h2><strong>INFLUENZADA ANTİBİYOTİK KULLANILIR MI?</strong></h2>

<p>İnfluenzada antibiyotik kullanımı da tartışmalı konulardan biri. Çocuklarımın doktoru influenza sırasında antibiyotik kullanılır mı? sorusuna '<strong>hem evet hem de hayır'</strong> yanıtını verdi. İnfluenza tedavisinde antibiyotik ilaçların yeri yok. Virüs kaynaklı bir hastalık olan influenzada antibiyotik ilaçlar işe yaramıyor hatta bazı vakalarda asıl tedaviyi geciktirdiği için işleri daha da kötüleştirebiliyor. Ama influenza sırasında vücutta zayıflayan bağışıklık sistemine bağlı ikincil bakteriyel enfeksiyonlar da oluşabiliyor. Bu tür durumlarda çocukların boğazında bakteri kaynaklı apselenmeler sıklıkla görülebiliyor. Bu tip bakteri kaynaklı ikinci hastalıkların yayılmasını önlemek için influenza tedavisinin yanında antibiyotik tedavisi de uygulanması gerekebiliyor. Ancak burada tedavi ancak bir uzman tarafından gerekli görülürse uygulanıyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siz de yorumlara kendi çocuğunuzla yaşadığınız hastalık deneyimlerini yazın, bilgi ve yoldaşlığa ihtiyaç duyan diğer anne babalara birlikte yardımcı olalım.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/cocugunuz-influenza-yani-domuz-gribi-olduysa</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Mar 2025 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2024/02/cocugunuz-influenza-yani-domuz-gribi-olduysa.jpg" type="image/jpeg" length="35091"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebek bağışıklığı nasıl güçlendirilir?]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/bebek-bagisikligi-nasil-guclendirilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/bebek-bagisikligi-nasil-guclendirilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bebek bağışıklığı nasıl güçlendirilir? Yeni bebek sahibi olan her anne baba gibi eminim bu yazıyı okuyan siz sevgili ebeveynin de aklında bu soru var. İşte işin uzmanından bebek bağışıklığı nasıl güçlendirilir sorusuna 5 adımda yanıt.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Bebek bağışıklığı nasıl güçlendirilir?</strong></em></p>

<p><em><strong>Bebeklerde bağışıklık sistemine ne iyi gelir? </strong></em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em><strong>Bebeklerde bağışıklık sistemini güçlendiren besinler nelerdir?&nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Bebeğin bağışıklık sistemi güçlü mü nasıl anlaşılır?</strong></em></p>

<p>Yeni çocuk sahibi olup da bu soruları sormayan, yanıtlarını aramayan anne baba yoktur sanırım. Kulaktan dolma bilgileri unutun ve işin uzmanından bebek bağışıklığı nasıl güçlendirilir? sorusunun yanıtlarını öğrenelim.</p>

<p>Uzmanımız Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor Hatice Bulut, bebek bağışıklığını güçlendirmenin en etkili 5 yolunu ve bebek bağışıklık sistemini güçlendiren besin gruplarını sizler için anlattı.</p>

<h2><strong>BEBEĞİMİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ GÜÇLÜ MÜ NASIL ANLARIM?</strong></h2>

<p>Çocukların ya da yetişkinlerin bağışıklık sisteminin güçlenmesi sürecinde beslenmenin ve çeşitli egzersizlerin önemi çok büyük. Ancak iş, bebeklerin bağışıklık sistemine gelince kafalar karışabiliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>“Yine mi burnu akıyor?”, “Bebeğim öksürüyor”, “Acaba doğru giydiremiyor muyum da hasta oluyor?”, “İlk zamanlar hastalanmamıştı”, “Ne yapabilirim de hastaneye gitmeyiz?”</strong> gibi cümleler pek çok ebeveynin ortak söylemi. Genellikle ebeveynler, bebeklerinin hastalanmaması için ellerinden geleni yapıp, hekimlere de vitamin takviyelerinden, beslenme programına kadar pek çok soru sormaktadır. Bebek bağışıklığının güçlenmesi ve onların hastalıklardan korunmasını sağlamak için birçok yol bulunmaktadır.</p>

<p>Bu yolları Uzman Doktor Hatice Buluk şöyle sıralıyor:</p>

<p><strong>Anne sütü:</strong> Antikor olarak adlandırılan savunma sistemi askerleri, bebeklere annelerinden plasenta aracılığı ile geçmekte ve bebekleri yaklaşık 6 aylık oluncaya kadar çeşitli hastalıklara karşı korumaktadırlar. Bundan sonraki koruma ise bebeklerin anne sütüyle aldıkları antikorlar tarafından sağlanmaktadır. Anne sütünde bulunan <strong>“immünoglobulin A”</strong> bağışıklık ve hastalıklardan korunma için önemlidir. Ayrıca <strong>“laktoferrin”</strong> olarak adlandırılan başka bir anne sütü bileşeni ise; gelişmek için demire ihtiyaç duyan bakterilerin çoğalmasını demiri bağlayarak önlemektedir. Bir başka önemli bileşen ise anne sütünün prebiyotik içeriğidir. Anne sütündeki prebiyotikler; bebek bağırsağında bulunan <strong>“Bifidobacterium bifidum”</strong> olarak isimlendirilen faydalı bakterilerin gelişimini destekler. Böylece bebek bağırsağına yerleşerek olası hastalık yapabilecek bakteriler önlenir. Anne sütünün sadece bağışıklık üzerine yazılsa bile uzayıp giden bilgileri mevcuttur. Hala da bu konuda bilimsel pek çok çalışma devam etmektedir. İlk 6 ay olabildiğince anne sütü ile bebekleri beslemek gerekir.</p>

<p><strong>Anne ve babalar sigara kullanmamalı:</strong> Sigara dumanında 4000’den fazla kimyasal bileşen vardır. Bu kimyasallardan özellikle nikotinin ve karbonmonoksitin gebelikte bebeğin içinde barındığı rahim, kan ve göbek kordonu damarlarında da daralmaya neden olur. Bebek ve anne arasındaki besin ve gaz alışverişinin azalması ile sonuçlanan bu durumda anne karnındaki bebek yetersiz beslenir ve bebekte gelişim geriliği, ileriki yaşlarda alerji, astım, orta kulak iltihabı gelişimi ve bağışıklık sistemine yönelik sorunlar oluşabilir.</p>

<p><strong>Probiyotik alımı, süt çocuğu beslenmesinde artırılmalıdır:</strong> Probiyotik kısaca <strong>“Belirli miktarlarda alındıklarında sağlığı olumlu yönde etkileyen mikroorganizmalar</strong>” şeklinde tanımlanabilir. <strong>Çocuklarda da kullanabileceğimiz;</strong> probiyotikler başlıca yoğurtlar, peynir, kefir, turşudur. Bu fermente gıdalarda probiyotik olarak Laktobasiller, Bifidobakteriler ve diğer pek çok probiyotik özellikte mikroorganizma bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Probiyotiklerin yanında prebiyotik gıdalara da beslenmede yer vermek gerekmektedir: </strong>Söyleniliş şekli benzese de Probiyotiklerden farklı olarak prebiyotikler; kalın bağırsakta yaşayan probiyotik özellikte faydalı bakterilerinin artışını destekleyerek insan sağlığını olumlu yönde etkileyen, fermente olabilen sindirilmeyen karbonhidrat grubu besin bileşenleridir.</p>

<p>Dört ana grup prebiyotik vardır;</p>

<p><strong>İnulin, </strong></p>

<p><strong>Fruktooligosakkaritler (FOS), </strong></p>

<p><strong>Laktuloz (LOZ) </strong></p>

<p><strong>Galaktooligosakkaritler (GOS).</strong></p>

<p>Çocuklarımızın beslenmesinde başlıca yer verebileceğimiz prebiyotik özellikte gıdalar ise soğan, sarımsak, muz, enginar, pırasa, kuşkonmaz, baklagillerdir.</p>

<h2><strong>AŞIRI TEMİZ VE TİTİZ BAKIM BEBEKLERİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ ZAYIFLATABİLİR</strong></h2>

<p><strong>Hijyen: </strong>Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; bir çocuğun bağışıklık sistemi ile ilgili hayat seyrini değiştirebilen çevresel etkenler; geçirdiği enfeksiyonlar, aşılar, beslenme şartları, bağırsak mikrobiyotası çeşitliliğidir. Bu noktada değinilmesi gereken önemli bir konuda<strong> “hiyen hipotezi”</strong>dir. Basit anlatış ile “<strong>Köyde, tarlada toprak içinde oynayan, her düştüğünde eli dezenfektanla silinmeyen çocuklarımız daha az hastalanırken; el bebek gül bebek büyüttüğümüz ama apartman dairesi içine hapsolan, elinde sürekli tablet olan sokak oyunu pek bilmeyen çocuklarımız çok daha sık hasta...” </strong></p>

<p>Hijyen hipotezine göre ekonomik ve sosyal gelişime paralel olarak gitgide doğal yaşamdan uzaklaşmak bağışıklık sistemimizin farklı yönde davranışlarına neden olmaktadır. Kalabalık aile yaşamından çekirdek aile yaşamına geçiş, tütün dumanı ve şehirlerde kirli hava maruziyetinin artması, genetiği değiştirilmiş gıdalar ve paketlenmiş gıdalarla beslenmenin ister istemez artması alerjik hastalıkların çoğalmasına zemin hazırlamaktadır. Bu süreç uzadıkça yabancı maddelere karşı bağışıklık sistemimizin vermesi gereken cevaplarda farklılaşmalar meydana gelmektedir ve vücudumuza zararı olmayan yabancı maddelere karşı da<strong> 'ımmunglobulin E'</strong> olarak adlandırılan antikorlar üretilmeye başlar. Kalabalık şehirlerdeki <strong>“alerjik çocuk”</strong> tanılarını biraz da bu nedenle artık sık görmekteyiz...</p>

<p>[related-posts id="8" color="bg-dark"][/related-posts]</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/bebek-bagisikligi-nasil-guclendirilir</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Feb 2024 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2024/02/bebek-bagisikligi-nasil-guclendirilir.jpg" type="image/jpeg" length="59798"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Normal doğuma girmeden önce bilmeniz gereken her şey!]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/normal-doguma-girmeden-once-bilmeniz-gereken-her-sey</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/normal-doguma-girmeden-once-bilmeniz-gereken-her-sey" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Normal doğuma hazırlanan anne babalar işte işin uzmanından doğal diğer adıyla normal doğuma hazırlanan ailelere altın değerinde tavsiyeler. Doğuma girmeden önce bu önerileri mutlaka bir kenara not edin deriz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazımız hamile olup da doğumunu normal doğumla yaacak annelere ve onlara destek veren şahane babalara gelsin.&nbsp;Bugüne kadar duyduklarınızı unutun! Çevrenizde size sürekli nasıl doğum yapmanız gerektiğini söyleyenlere, kendi doğum deneyimini anlatanlara&nbsp;kulaklarınızı tıkayın. Gelin işin uzmanından doğal yayıngın adıyla normal doğumun eğrisini doğrusunu öğrenelim.&nbsp;</p>

<p>Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı&nbsp;Operatör Doktor Selin Bilgin Kadıoğlu, bizlere halk arasında normal doğum olarak anılan doğal (fizyolojik) doğum ile sezaryen arasındaki farkları ve normal doğum ile sezaryen doğum öncesi bilmeniz gerekenleri anlattı. İşte başlıyoruz...</p>

<h2><strong>NORMAL DOĞUM NEDİR?&nbsp;</strong></h2>

<p>Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı&nbsp;Operatör Doktor Selin Bilgin Kadıoğlu, öncelikle normal tıbbi adıyla doğal doğum nedir? sorusuna şu yanıtı verdi:&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Doğal&nbsp;doğum, tıbbi bir gerekçe&nbsp;olmadığı sürece; kendiliğinden başlayan, mümkün olduğunca müdahale edilmeden&nbsp;gerçekleşen, annenin doğal kasılmaları beklenerek takip edilen, bebeklerin&nbsp;doğar doğmaz anne kucağı ile buluştuğu doğum olarak tanımlanıyor."</strong></p>

<h2><b>NORMAL DOĞUM ANNEDE KAYGI VE ENDİŞE YARATABİLİR&nbsp;</b></h2>

<p>Kadıoğlu, <strong>"Anneliğe adım atılan bu&nbsp;özel anda, kadınlar yeni bir deneyim olan doğum eylemini gerçekleştirdiklerinde&nbsp;kaygı ve endişe durumu ortaya çıkabiliyor veya zaten var olan bu tarz duygular&nbsp;artabiliyor"</strong> ve ekliyor "<strong>Doğal (fizyolojik) doğumu diğer doğum şekillerinden ayrı tutan&nbsp;bazı önemli noktalar bu süreçte anne adayının daha konforlu bir doğum süreci&nbsp;geçirmesini sağlayabilir."</strong></p>

<h2><b>NORMAL DOĞUMDA ANNE ADAYI BAŞROLDEDİR!</b></h2>

<p>Kadıoğlu, normal doğum felsefesinin amaçları ise şöyle sıraladı:</p>

<p>-Ailelere huzurlu ve mahrem bir alan oluşturmak, ailelerin sağlık hizmeti&nbsp;sunucuları ve doğum destekçileri ile önceden tanışmalarını sağlamak, ve&nbsp;aralarında karşılıklı güven ilişkisinin bulunması gerektiğini telkin etmek.</p>

<p>-Ailelerin&nbsp;doğum süreciyle ilgili önceden eğitim almaları ve bilinçlenmeleri, varsa&nbsp;gebenin geçmişten getirdiği korkularının giderilmesi,</p>

<p>-Doğum anında doğuma&nbsp;yeterli zamanın tanınması,</p>

<p>-Doğum eyleminin vücudun doğal hormonlar etkisi&nbsp;altında gerçekleşmesi,</p>

<p>- Gebenin doğum eylemi süresince serbest hareket&nbsp;edebilmesi, istediği aktif pozisyonlarda doğumunu gerçekleştirebilmesi,</p>

<p>-Gebeye&nbsp;fiziksel ve duygusal desteğin sürekli olarak verilmesi,</p>

<p>- Doğum sonrası tentene&nbsp; temas emzirme ve anne baba bağının güçlenmesi&nbsp;için gereken yeterli sürenin ailelere verilmesidir.</p>

<p>- Doğal doğum, bir ekip çalışmasıdır. Bu&nbsp;ekipte anne başroldedir. Doğal doğumu destekleyen bir doğum doktoru ve doğum&nbsp;ebesinin yanı sıra doğum psikoloğu ve doula da bu ekipte bulunabilmektedir.</p>

<h2><b>BEBEK DOSTU SEZARYEN</b></h2>

<p><strong>"Doğumunu&nbsp;kendi doğal hormonları etkisi altında doğal doğum felsefesine uygun olarak&nbsp;gerçekleştiren ailelerin bebeği ile kuracağı bağ güçlü olmaktadır" </strong>diyen Kadıoğlu, <strong>"Tıbbi gerekçeler&nbsp;nedeni ile gerçekleştirilen sezaryen doğumlarında da, aynı ilkelere bağlı&nbsp;kalınarak anne bebek dostu sezaryen uygulamaları ile ailelere tatminkar ve&nbsp;coşkulu doğum deneyimi için fırsat sunulmalıdır" </strong>dedi.</p>

<p>Operatör Doktor Selin Bilgin Kadıoğlu şöyle devam etti:</p>

<p><strong>"Doğumun fiziksel ve psikolojik olarak bırakabileceği&nbsp;olumsuz deneyimlemeler azaltılır hatta tamamen ortadan kaldırılması hedeflenir,&nbsp;annenin kendisine ve hayattaki rolüne olan güveni artar, anne başarma hissini&nbsp;yaşar, babalar sürece dahil oldukları için daha tatminkar bir deneyim yaşar&nbsp;böylece aileler doğum anının coşkusunu sınırsızca deneyimlemiş olurlar. Doğum&nbsp;sonrası depresyon oranları azaltılmış olur."</strong></p>

<h2><strong>NORMAL DOĞUM İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR NELER?</strong></h2>

<p>Selin Bilgin Kadıoğlu, doğumun doğal yani normal olarak gerçekleşmesi için&nbsp;Dünya Sağlık Örgütü-DSÖ'nün önerilerinin birer kriter olduğunu söyledi. İşte o öneriler...</p>

<p>1. Doğum kendiliğinden başlamalıdır.</p>

<p>3. Doğum yapan kadınlara duygusal ve fiziksel destek verilmelidir.</p>

<p>4. Doğum boyunca rutin&nbsp;müdahalelerden kaçınılmalıdır.</p>

<p>5. Doğumda doğal ve aktif ıkınma teknikleri tercih edilmelidir.</p>

<p>6. Doğumdan sonra anne ve bebeği bir arada tutulmalıdır ve emzirme&nbsp;için limitsiz imkan tanınmalıdır.</p>

<h2><strong>DOĞAL VE KEYİFLİ BİR DOĞUM DENEYİMİ İÇİN...</strong></h2>

<p>Kadıoğlu, bebek bekleyen ailelere son olarak doğal ve keyifli bir doğum deneyimi yaşamalarını için şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<p><strong>"Ailelerin kendi doğumları ile ilgili süreçte yapılacak&nbsp;tercihlere ve alınacak kararlara aktif katılabilmeleri önemlidir. Doğumla&nbsp;ilgili yeterli bilgi ve bilinç düzeyleri olmayan aileler, gebelik sürecinde ve&nbsp;doğum anında alınacak dinamik kararlara yeterince katılamayabilir. Doğal ve keyifli bir doğum deneyimi&nbsp;yaşamak isteyen aileler doğum öncesi eğitim programlarına katılarak istedikleri&nbsp;doğum deneyimini yaşamak için tercihlerini ortaya koyma fırsatı bulurlar.&nbsp;Doğumla ilgili istek ve beklentilerini belirlerler ve bu beklentilerini doğal&nbsp;doğum ekibiyle paylaşabileceklerini öğrenirler. Böylece doğum tercihleri ile&nbsp;ilgili bu talepler doğum öncesinde aile tarafından belirlenmiş ve sağlık&nbsp;ekibine iletilmiş olur. Ekip birbirinin talep ve isteklerini doğum eylemi başlamadan&nbsp;önce öğrenmiş olur. Ayrıca bu eğitim sayesinde doğum esnasında dinamik süreçlerde&nbsp;alınacak kararlara aileler aktif olarak katılım imkanı bulur. Kendi doğumunun&nbsp;yönetiminde aktif rol alma fırsatı sunulur. Böylece aileler fiziksel, &nbsp;zihinsel ve psikolojik olarak doğuma&nbsp;hazırlıklı hisseder, kendi tercihlerini yaşadığı için daha tatminkar ve daha coşkulu&nbsp;bir doğum deneyimlemiş olur. Lohusalık ve ebeveynlik yolculuğunda daha güçlü&nbsp;aile içi bağlara sahip olurlar. "</strong></p><br><br><br></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/normal-doguma-girmeden-once-bilmeniz-gereken-her-sey</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Feb 2024 19:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2024/02/normal-doguma-girmeden-once-bilmeniz-gereken-her-sey.jpg" type="image/jpeg" length="63196"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Memorial doğuma hazırlık kursları ile bebeğinizin gelişine hazırlanın!]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/memorial-doguma-hazirlik-kurslari-ile-bebeginize-gelisine-hazirlanin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/memorial-doguma-hazirlik-kurslari-ile-bebeginize-gelisine-hazirlanin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Hastaneler grubundan yeni anne adayları için doğuma hazırlık kursları düzenliyor. Tamamı ücretsiz olan Memorial doğuma hazırlık kurslarına online kayıt olmanız yeterli. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anne olmaya hazırlanan her kadın, bedeninde yeni bir yaşamın oluşumunu öğrendiği o ilk andan itibaren heyecanlı bekleyiş içine giriyor. Anne adaylarının en özel anlarından biri olan gebelik serüveninde, ailelerin doğum sürecinde bilinçli kararlar almalarını sağlamak, endişeleriyle başa çıkmak ve kendine olan güveninin artmasına yardımcı olmak amacıyla düzenlenen Memorial Doğuma Hazırlık Kursları, tüm anne-baba adaylarının katılımına açık ve ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Sağlıklı bir doğum deneyimi yaşamaları ve annelik sürecine güvenli bir başlangıç yapmaları amacıyla düzenlenen kurslar, aileleri ebeveyn olma yolculuğunda birçok konuda bilgilendiriyor. Tüm anne-baba adaylarının, her türlü sorunun yanıtını bulabileceği kurslarda, uzman doktorlar tarafından bu süreçteki kaygıları azaltmanın yolları paylaşılıyor. Mutlu bir gebelik ve sağlıklı bir doğum dönemi geçirmek isteyenler; gebelik süresince dikkat edilmesi gereken hususlardan, gebelikte vücutta oluşacak değişikliklere, doğuma hazırlık sürecinden lohusalık dönemine kadar pek çok ayrıntı hakkında bilgi sahibi oluyor. Annelik ve bebek bakımı hakkında merak edilenlerin yanı sıra ebeveynlerin duygusal ve zihinsel olarak da doğuma hazır olmalarını sağlayacak bilgiler de psikologlar tarafından katılımcılara aktarılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Memorial doğuma hazırlık kurslarına nasıl kayıt olabilirim?</strong></h2>

<p>Tüm anne ve baba adayları Memorial Doğuma Hazırlık Kurslarına katılmak için 444 7 888 veya mmr.al/dogumahazirlik web sitesi üzerinden ücretsiz olarak kayıt yaptırabilecekler. Kurslara katılan anne adaylarına ise program sonunda katılım belgesi verilecek.</p>

<p><b>Program:</b></p>

<p>Memorial Ataşehir Hastanesi<br />
Başlangıç Tarihi:&nbsp;25 Ocak Perşembe<br />
Bitiş&nbsp;Tarihi:&nbsp;1 Şubat Perşembe<br />
Tarih:&nbsp;Perşembe&nbsp;günleri (2 hafta boyunca)<br />
Saat:&nbsp;18.00-20.00<br />
Yer:&nbsp;Memorial&nbsp;Ataşehir Hastanesi Konferans Salonu<br />
Bilgi&nbsp;ve kayıt için:&nbsp;444 7 888<br />
Katılım ücretsizdir…</p>

<p>Memorial Bahçelievler Hastanesi<br />
Başlangıç Tarihi:&nbsp;27 Ocak Cumartesi<br />
Bitiş&nbsp;Tarihi:&nbsp;3 Şubat Cumartesi<br />
Tarih:&nbsp;Cumartesi&nbsp;günleri (2 hafta boyunca)<br />
Saat:&nbsp;11.00-15.00<br />
Yer:&nbsp;Memorial&nbsp;Bahçelievler Konferans Salonu<br />
Bilgi&nbsp;ve kayıt için:&nbsp;444 7 888<br />
Katılım ücretsizdir…</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/memorial-doguma-hazirlik-kurslari-ile-bebeginize-gelisine-hazirlanin</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jan 2024 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2024/01/memorial-doguma-hazirlik-kurslari.jpg" type="image/jpeg" length="30676"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğum çok yemek yiyor, hiç doymuyor ne yapmalıyım? diyen annelere çözüm önerileri]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/cocugum-cok-yemek-yiyor-hic-doymuyor-ne-yapmaliyim-diyen-annelere-cozum-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/cocugum-cok-yemek-yiyor-hic-doymuyor-ne-yapmaliyim-diyen-annelere-cozum-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuğum çok yemek yiyor, hiç doymuyor, ne yapmalıyım? diyen anne ve babalar için sürekli yeme istediğinin nedenleri ve çözüm yollarını yazdım. Hadi gelin sizinle aynı sorunu yaşayan bir annenin hep birlikte 'çocuklar neden sürekli bir şeyler yemek ister' birlikte bakalım.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gelin çocuklarda sürekli yemek yeme isteği ve doymama halini yaşayan bir annenin hikayesini okuyarak başlayalım.</p>

<p><i><strong>“Benim oğlum aşırı iştahlı, hiç doymuyor, sürekli yemek istiyor.  32 aylık 23 kilo ve 104 santimetre boyunda bir oğlan. Bebekken de çok emerdi. 2 yaşına kadar çok sağlıklı beslendi. Abur cubur ağzına sürmedi. Ama 2 yaşından sonra sonra çok yemek seçmeye başladı. Hala çikolata vb. sınırlı veriyoruz. Kahvaltı dışında masaya ekmek koymuyorum. Ama saat başı bir şeyler yemek istiyor özellikle de meyve, atıştırmalık, ekmek istiyor. Gerçekten tükenmiş durumdayım. Destek alıyorum sınır koymaya çabalıyoruz. İlişki ihtiyacı olabilir dediler ama zaten sürekli oyun ve ilişki kurmaya çabalıyorum. İştahsız oysaydı diyorum çoğu zaman. Ne yapmalıyım bilmiyorum!“</strong></i></p>

<p>Ebeveynler çoğu zaman yemek yemeyen çocuklardan şikayet ederler. Ancak pek de gün yüzüne çıkmayan, ortalıkta konuşulmayan bir diğer yeme sorunu da aşırı beslenmek yada sürekli yiyecek talebinde bulunmaktır. Çocuklar arasında çok sık görülen sürekli beslenme ihtiyacının altında fizyolojik nedenler yatabileceği gibi psikolojik, duygusal ihtiyaçlar da yatabilir.</p>

<h2><strong>ORTAMDAKİ DUYGULAR BESLENMENİN ASIL BELİRLEYİCİSİDİR!</strong></h2>

<p>Başlamadan önce bir noktanın altını kalınca çizmek isterim ki ister yemek reddetsin ister aşırı yesin her iki durumda da çocukların beslenme davranışını <strong>‘duyguları’ </strong>şekillendirir. Çocuklar yemekleri onlarla birlikte gelen duygulara göre kabul ederler yada etmezler. Ortamdaki duygular kimi çocukta beslenme davranışından bir kaçış olarak kendini gösterirken, kimi çocukta ortamdaki duygulardan kaçmak için aşırı yemeye ona keyif veren yiyeceklere ulaşma şeklinde gösterir. Her iki durumda da çocukların davranışlarının asıl şekillendiricisinin ortamdaki duygular olduğunu asla unutmamalı.</p>

<p>Bu duygular yemek saatlerinde ortaya çıkan duygular olabileceği gibi yaşam alanının tamamın yayılan duygular da olabilir. Örneğin, evde sürekli bir kavga, kargaşa ve güvenlik duygusundan uzak bir ortam varsa çocuklar yemeklerden kaçabilir yada aşırı beslenebilir. Söz konusu beslenme olunca yaşanan sorunlarda ilk akla gelen şey<strong> ‘çocuğumun çevresindeki duygular ne, biz ailesi olarak onu nasıl bir duygu ortamında büyütmeye çalışıyoruz?</strong>’ sorusu gelmeli. </p>

<h2><strong>ÇOCUKLAR NEDEN SÜREKLİ YEMEK YEMEK İSTER?</strong></h2>

<p>Gelelim sorudaki özel duruma.</p>

<p><strong>Çocuklar neden fazla yemek yer?</strong></p>

<p>Bu sorunun yanıtını bulmak için öncelikle fizyolojik nedenleri inceleyerek işe başlamak gerekir. Burada çocuğun vücudunda iştah kontrolünü zorlaştıracak bazı sorunlu alanlar olup olmadığı mutlaka doktor kontrolünde incelenmeli. Çocuğun diyabet, tiroid, kan değerleri vb. gibi iştahını doğrudan etkileyebilecek hastalıklar bakımından değerlendirilmesi önceliğiniz olmalı. Kan değerlerindeki basit bir düşüş yada bazı hormonlardaki dengesizlik çocuklarda normalden daha fazla beslenme isteği oluşmasına neden olabilir. </p>

<h2><strong>YETERİNCE UYUYOR MU?</strong></h2>

<p>Eğer çocuğunuzun tıbbi açıdan fazla beslenmesine neden olan bir durumu olmadığı sonucuna vardıysanız bakmanız gereken bir diğer alan da uyku süresi ve düzeni olmalı. Çocuklarda uykunun yetersizliği aşırı beslenme ihtiyacını beraberinde getiren bir eksikliktir. Çocukların büyümesinde uyku önemli bir girdidir. Eğer çocuk yaşının ihtiyacı olan yeterli uykuyu alamıyorsa vücudunun ihtiyaç duyduğu enerji açığını besinlerle gidermeye çalışabilir. Bu nedenle çocuğunuz eğer sürekli yiyecek bir şeyler istiyorsa, yedikçe enerjisi artıyor ama kısa sürede yeniden beslenmeye ihtiyaç duyuyor hale geliyorsa yaşına uygun bir saatte gece uykusuna geçtiğinden, yeterli miktarda gece uykusu uyuduğundan ve gündüzleri de yaşına uygun bir aralık da yeniden uykuda olduğundan emin olun. Unutmayın! Çocukların gelişmesi için uyku en az onlara sunduğumuz besinler kadar önemlidir. </p>

<h2><strong>YETERİNCE AKTİF Mİ?</strong></h2>

<p>Çağımız çocukları özellikle de büyükşehirlerde yaşayan çocuklar ne yazık ki fiziki aktivitelerden yoksun bir çocukluk geçiriyorlar. Çocukların fiziki aktivitelerden mahrum kalması çoğu zaman iştahsızlık olarak kendini gösterse de bir çok çocuk fiziki hareketin kendine sağladığı ‘ruhsal tatmin’ ihtiyacını yiyeceklerle karşılamaya çalışır. Eğer çocuğunuzun fizyolojik bir rahatsızlığı yoksa, uyku düzeni yaşına uygunsa üçüncü kontrol noktası olarak fiziki aktivite ihtiyacını mutlaka değerlendirin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>ÇOCUĞUM AÇ MI?</strong></h2>

<p>Çocuklar için protein+karbonhidrat ikilisi doyma hissini yakalamak için önemli bir ikilidir. Çocukların doygunluk hissetmeleri için sadece sağlıklı yiyecekleri yemeleri yetmez. Çocukların öğünlerde miktar olarak tüketebilecekleri kadar az ancak ihtiyaç duydukları kaloriyi onlara sağlayacak zenginlikte besinlere ihtiyaç duyarlar. Eğer çocuğumuzun önüne koyduğumuz yiyecek sağlıklı ancak yeterli kaloride değilse çocuklar yiyebilecekleri miktarı tüketip açlık hissetmeyi sürdürürler. Bir örnekle açıklamak gerekirse, taze fasülye pişirdiniz. Oldukça sağlıklı bir besin. Çocuğunuzun önüne sizin tükettiğiniz miktar olan bir tabak dolusu taze fasülye koydunuz. Çocuğunuz fasulyenin 4’te 1’ni yedi ve masadan kalktı. Muhtemelen en geç 1 saat içinde sizden yeniden yiyecek isteyecektir. Çocuğun taze fasulye ile tam anlamıyla ihtiyaç duyduğu kaloriyi alması için yetişkin porsiyonunda tüketebilir olması gerekir. Oysa ki çocukların mide kapasiteleri buna müsait değildir. Mide kapasitesinin izin verdiği miktar da ise yeterince kalori alamamış dolayısıyla doymamış olacaktır. </p>

<p>Soruyu soran ebeveynin<strong> ‘ekmeği masaya koymuyorum’ </strong>davranışını makarna pişirmiyorum, çocuğuma pilav yedirmiyorum, kilo fazlası var asla börek, çörek yapmam gibi bir seyir izliyorsa çocuk ana öğünlerinden yeterli kaloriyi alamamaya, dolayısıyla doymamaya ve ardından hızlı bir şekilde kendini tatmin edecek olan paketli gıdalara yönelmeye başlar. </p>

<h2><strong>KARNIN AÇSA 'YEMEĞİNİ BİTİR' DEMEYİN!</strong></h2>

<p>Sürekli besin talebinde bulunan ve öğünlerden aç kalkan çocukların ailelerinin düştüğü bir diğer yanlış da <strong>‘tabağındaki yemeği bitirseydin doyardın</strong>’ bakışı oluyor. Bir üst başlıkta da anlatmaya çalıştığım gibi eğer çocuğa onun tüketemeyeceği miktarda ve düşük kaloride yiyecekler sunarsak ve ısrarla aynı yiyeceği yemesi için inatlaşmaya başlarsak çocuklar daha seçici, daha tek tip beslenen ve ana öğünlere karşı çok daha reddedici bir tavır içine girerler. </p>

<p>Peki bu tabloda ne yapacağız?</p>

<p>Çocuklar için hazırladığımız ana öğünlerin mutlaka protein ve karbonhidrattan zengin olmasına özen göstereceğiz. Proteinler vücudun yapıtaşlarıdır ve büyüme için vazgeçemeyeceğimiz besinlerdir. Karbonhidratlar yetişkinler ve diyet meraklısı dünyada<strong> ‘kötü</strong>’ anılsa da aslında vücudun ihtiyaç duyduğu önemli bir besin grubudur. Karbonhidratlar vücudun günlük hareketlerini yapabilmesi için gerekli olan enerjinin asıl kaynağıdır. Eğer<strong> ‘kötü ve kilo aldırıcı’</strong> diyerek çocukların beslenmesinden karbonhidratları çıkarırsanız daha fazla besin tüketme muhtemelen de daha lezzetli ve cezbedirici olan paketli gıdaları tüketmek isteyeceklerdir. </p>

<p>Böyle tabloları yönetmek için küçük porsiyonlarda, kaloriden zengin, protein ve karbonhidrat dengesinin iyi kurulduğu ana öğünler önemlidir. Karbonhidratlarda özellikle bulgur, patates gibi daha uzun süreli tokluk sağlayan ürünler önceliklendirilebilir. Bununla birlikte makarna, pilav gibi çocukların çok sevdiğim karbonhidratlar proteinden ve mineralden zengin hale getirilebilir. Örneğin, mevsim sebzeleri ve etten oluşan makarna sosları yapılabilir. Aynı şekilde pilavlar et ürünleriyle zenginleştirilebilir. Bu sayede çocuklar ihtiyaç duydukları besinleri yiyebilecekleri miktarlarda tüketseler bile doyabilirler. </p>

<p>Aynı zamanda  baklagiller çocuklar için çok ideal içerikte besinlerdir. Çoğu çocuğun sebze tüketmese bile baklagilleri yemesinin en büyük nedeni doygunluk hissi veren zengin besin değerleridir. </p>

<h2><strong>SEBZELERİ YOK SAYMAYIN!</strong></h2>

<p>Burada dikkat edilmesi gereken nokta çocukları protein ve karbonhidrattan zengin beslerken sebzeleri yok saymamaktır. Çocuklar sebzelerle tam anlamıyla doymasalar bile beslenme düzenlerinde sebzelerin varlıklarını korumak sağlıklı bir adım olacaktır. Ancak sebzelerin ana öğünden çok destekleyici nitelikte olduğunu hatırlamak, sebzeleri protein ve karbonhidrat içeren öğünlerle sunulması gerektiği unutulmamalıdır. </p>

<h2><strong>KİLO KAYGISI OLAN BİR EBEVEYN MİSİNİZ?</strong></h2>

<p>Çocuklarda aşırı yeme isteğinin altında kilo kaygısı yüksek ebeveynlerin yatabileceği ihtimalini de değerlendirmek faydalı olacaktır. Eğer kilo kaygısı olan bir ebeveynseniz, sürekli diyet yapan ve sağlıklı beslenme konusunda aşırı ısrarcı bir tutumunuz varsa çocuğunuzun kilosunu dert ediyor ve bu durumu ona yansıtacak bir tavırla ilişkinizi şekillendiriyorsanız çocuğunuzu daha fazla beslenmeye itiyor olabilirsiniz. Eğer kendinizde yada eşiniz de böyle bir tavır varsa fiziki görünüş, beslenme ve kilo konularında çocuğunuzu sürekli değerlendirmeyi ve bu kaygıyı ortama yaymayı sonlandırmanız gerekir. Böyle bir tablo içindeyseniz en faydalı yol kendiniz için profesyonel destek almak olacaktır.</p>

<h2><strong>ÇOCUĞUNUZ SIKILIYOR OLABİLİR Mİ?</strong></h2>

<p>Beslenme ile can sıkıntısı arasında güçlü bir bağ vardır. Bu bağ çoğunlukla çocukluk çağlarında inşa edilir. Eğer çocuğunuzun oyun, aktivite, yetişkinlerle ve akranlarıyla kaliteli iletişim ihtiyacı yeterince karşılanmıyorsa, can sıkıntısını gidermek için ‘atıştırmalık’ alternatifiyle karşılaşıyorsa daha fazla besin talebinde bulunma hali başlayabilir. Başlarda sıkıldıkça bir kaç atıştırmalık yemesi işleri kolaylaştırır gibi görünse de çocuklar büyüdükçe ve daha fazla sosyalleşme ihtiyacı ortaya çıktıkça daha fazla yemek yiyerek bu tatmin duygusunu yakalamaya çalışabilirler. Bu tür davranışlar eğer çocuğun gerçek ihtiyacı giderilmezse yetişkinlik dönemine uzanan bir yeme bozukluğuna dönüşebilir. Bu nedenle çocukların yaşlarına uygun aktivite, açık alan etkinlikleri, ebeveynleriyle kaliteli zaman geçirme ve akranlarıyla bir arada olma ihtiyaçları sistemli bir şekilde karşılanmalıdır. Çocuk erken dönemde beslenmenin bir ihtiyaç olduğunu sıkıntı gidermek için başvurulan bir yol olmadığını öğrenmesi konusunda desteklenmeli. </p>

<h2><strong>BAŞA DÖNERSEK…</strong></h2>

<p>Yazının başına geri dönmekte fayda var!</p>

<p>Çocuklar bilişsel gelişimlerini tamamlayana kadar duygusal beyinleriyle hayatı deneyimlerler. Korku, kaygı, endişe, mutluluk, sevinç, heyecan ve niceleri. Çocuklar hissettikleriyle uyurlar, tuvalete giderler, oyun oynarlar ve tabi ki beslenirler. Bu nedenle çevreleriyle uyuklanmış, ebeveynleriyle kaliteli ve yapıcı ilişki içinde olan, hareket ve oyun ihtiyacı karşılanmış çocuklar olumlu duygularla hayatı deneyimlerler aksi durumdaki çocuklar ise kaygılı duygular içinde deneyimleme yaşarlar. Kaygılı deneyimler kendini besin reddi ve aşırı besin talebi olarak kendini gösterebilir. Bu nedenle çocuklarınızla yaşadığınız her sorunlu alanda duyguları kontrol etmek ve iyileştirmek faydalı olacaktır.</p>

<p>[related-posts id="70" color="bg-success"][/related-posts]</p>

<div class="article-source py-3 small"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/cocugum-cok-yemek-yiyor-hic-doymuyor-ne-yapmaliyim-diyen-annelere-cozum-onerileri</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Nov 2023 20:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/11/surekli-yemek-yiyen-cocuklar.jpg" type="image/jpeg" length="31157"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doktorların çocukları asla götürmeyin dediği tatil yerleri!]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/doktorlarin-cocuklari-asla-goturmeyin-dedigi-tatil-yerleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/doktorlarin-cocuklari-asla-goturmeyin-dedigi-tatil-yerleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malum Kasım tatili geldi çattı ardından da yılbaşı... Çocuklarıyla birlikte kış tatili yapmak isteyenler aman dikkat! Uzmanlar küçük yaş grubundaki çocukların asla götürülmemesi gereken tatil yerleri konusunda uyarılarda bulundu. İşte çocuklar için tehlikeli o tatil yerleri...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiliz gazetesi Daily Mail'de rast geldiğim bir haberi sizlerle paylaşmak istedim. Özellikle kış tatili yapmaktan hoşlanan, yüksek irtifadaki kayak merkezlerine gitmeyi planlayan aileler için okuduğum haberin detaylarını buraya aktarmak istedim.&nbsp;</p>

<p>Karlarla kaplı bir dağa gitmek mükemmel bir aile tatili gibi görünebilir. Ancak yüksek rakımlı yerler başta bebekler olmak üzere küçük yaş grubundaki çocuklar için ölümcül bir risk oluşturabilir.&nbsp;</p>

<p>İrtifa yani yükseklik hastalığı yetişkinlerde genellikle birkaç gün içinde iyileşir, insanlara dinlenmeleri tavsiye edilir. Böylece beden yüksekte olmaya alışabilir ve daha az oksijen almanın getirdiği rahatsız edici baş ağrılarından ve mide bulantısından kaçınabilirler. Ancak&nbsp;atmosferdeki değişime uyum sağlamakta zorlanan çocuklar için aynı şey geçerli değildir. Yüksek rakım çocuklarda ani ölüme bile neden olabilir.</p>

<p>Habere konu olan bir araştırmada, Fransız Alpleri'nde çalışan 100'den fazla doktora çocuklarıyla birlikte ekstrem yüksekliklere seyahat etmek isteyen ebeveynlere verdikleri tavsiyeler soruldu.</p>

<h2><strong>2 YAŞINDAN KÜÇÜK ÇOCUKLAR 2 BİN METREDEN DAHA YÜKSEK YERLERE GÖTÜRÜLMEMELİ</strong></h2>

<p>Araştırmaya katılan tüm doktorlar 2 yaşından küçük çocukların 2 bin metreden yüksek yerlere götürülmemesi gerektiği uyarısında bulundu. Doktorlar, bir aydan küçük çocukların&nbsp;1.200 metreden daha yükseğe götürülmemesini önerdi.&nbsp;</p>

<h2><strong>YÜKSEK RAKIM ANİ BEBEK ÖLÜMÜ SENDROMU RİSKİNİ ARTTIRIYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre, yüksek rakım, ani bebek ölümü sendromu&nbsp;yani çocuğun beklenmedik ve açıklanamayan ölümü riskini artırıyor.&nbsp;Soğuk algınlığı veya bronşiyolit gibi solunum yolu enfeksiyonu olan bebekler&nbsp;de yüksek irtifalarda yeterli oksijen alamama riskiyle karşı karşıya kaldıklarından risk altındadır.</p>

<p>Fransa'daki Dağ Tıbbı Eğitim ve Araştırma Enstitüsü'ndeki araştırmacılar tarafından hazırlanan dergi makalesine göre, rakımı kısa sürede 2.500 metreden fazla artırmak, bir bebeğin bronşiyolit nedeniyle hastaneye kaldırılma olasılığını artırabilir.</p>

<h2><strong>KÜÇÜK ÇOCUKLARLA YÜKSEK RAKIMLI YERLERE SEYAHAT EDERKEN BUNLARI YAPIN</strong></h2>

<p>Doktorlar, küçük çocuklarla bu yüksekliklere seyahat ederken biberon veya emzik kullanılmasını, emzirmeyi ve hava basıncındaki hızlı değişikliklere uyum sağlamak için her 500 metrede bir durmayı önerdi.&nbsp;</p>

<p>Ancak gençlerin sağlığını etkileyen yalnızca toplam boy değil; ankete göre, alışma şansı elde edebilmeleri için bebeklerin bir gün içinde 1.000 metreden fazla tırmanmaması gerekiyor.&nbsp;Ancak çalışma, çocukları yüksek rakımlarda yaşayan ebeveynlere,&nbsp;&nbsp;hava basıncındaki değişikliklere daha iyi uyum sağlayabilecekleri için tavsiyelerin farklı olduğunu belirtiyor.&nbsp;</p>

<h2><strong>UÇAKLAR İÇİN DURUM FARKLI</strong></h2>

<p>Ancak 10.000 ila 13.000 metre arasında seyreden uçaklar aynı riski taşımıyor çünkü uçaktaki oksijen seviyeleri baş döndürücü yükseklikleri telafi edecek şekilde ayarlanıyor.</p>

<h2><strong>YÜKSEKLİK-İRTİFA HASTALIĞI NEDİR?</strong></h2>

<p>İrtifa hastalığı, deniz seviyesinden 2.500 metreden daha yüksek bir rakımda olduğunuzda meydana gelir.&nbsp;Genellikle birkaç gün sonra iyileşir ancak bazı durumlarda yaşamı tehdit eder ve tedavi gerektirebilir. Hızlı bir şekilde yüksek rakımlara çıkarsanız hastalanma olasılığınız artar.</p>

<p>Yükseklik hastalığı belirtileri yüksek rakımda bulunduktan 6 ila 10 saat sonra başlar ve şunları içerir:</p>

<p>-Baş ağrısı<br />
-İştah kaybı<br />
-Hissetmek veya hasta olmak<br />
-Yorgun veya bitkin hissetmek<br />
-Baş dönmesi<br />
-Uyuma zorluğu</p>

<p>Belirtileriniz daha ciddiyse size şu tedaviler uygulanır: &nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-Steroid ilacı&nbsp;<br />
-Kan basıncınızı düşüren ilaç<br />
-Maske aracılığıyla oksijen&nbsp;</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/doktorlarin-cocuklari-asla-goturmeyin-dedigi-tatil-yerleri</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Nov 2023 00:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/11/doktorlarin-cocuklari-asla-goturmeyin-dedigi-tatil-yerleri.jpg" type="image/jpeg" length="36089"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[3 yaşından küçük çocuklara fındık, fıstık, ceviz, çekirdek, elma, havuç verirken aman dikkat!]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/3-yasindan-kucuk-cocuklara-findik-fistik-ceviz-cekirdek-elma-havuc-verirken-aman-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/3-yasindan-kucuk-cocuklara-findik-fistik-ceviz-cekirdek-elma-havuc-verirken-aman-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda besinlere bağlı boğulma riskine aman dikkat! Özellikle 3 yaşından küçük çocuklarda en sık boğulma riski yaratan besinlerin başında kuruyemişler ve sert meyveler geliyor. Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı, çocuklarda boğulma riskini ve yapılması gerekenleri sizler için anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyayı ve nesneleri ağızlarıyla tanımaya çalışan çocuklar, özellikle de 3 yaşından küçük çocuklarda soluk borusuna yabancı cisim kaçması çok sık karşılaşılan ve sonu ölüme kadar gidebilen korkucu bir risk. Genelde ek gıdaya geçiş döneminin başladığı 6 ay ile 3 yaş arasında, merak ve öğrenme duygusunun da etkisiyle çocuklar buldukları her şeyi ağızlarına götürürler. Çocukların çok aktif oldukları bu dönemde yutulan cisimlerin nefes borusuna kaçma riski de bir o kadar yüksek oluyor. Bu durumun hayati bir tehdit oluşmadan ebeveynler tarafından fark edilip müdahale edilmesi ise hayati öneme sahip. Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Taner Kamacı, siz anne babalar için çocuklarda yabancı cisim yutma hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p>

<p>Hadi gelin Op. Dr. Taner Kamacı'nın uyarılarına ve tavsiyelerine birlikte göz atalım... </p>

<h2><strong>NEFES ALAMAMA, MORARMA, BOĞULMA HALİNDE HEMEN ACİL YARDIM İSTEYİN</strong></h2>

<p>Çocukların nefes borusuna herhangi bir cisim kaçırması yabancı cisim aspirasyonu olarak tanımlanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde yabancı cisim aspirasyonları çocuk ölümleri listelerinde üst sıralarda yer almaktadır. Çocuğun nefes borusuna kaçırabileceği organik ve inorganik cisimler olabildiğince çocuktan uzak tutulmalı ama buna rağmen nefes borusuna kaçırma ve nefes alamama, morarama, boğulma ve öksürük gibi bulgular gözlemlenirse derhal en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<h2><strong>ÇOCUKLARDA BOĞULMA RİSKİNİ ARTTIRAN YİYECEKLER</strong></h2>

<p>Çocuklar en çok fındık, fıstık, ceviz, çekirdek vb. kuruyemişleri nefes borusuna kaçırırlar. Bunun dışında havuç, salatalık, elma gibi ısırarak yedikleri diğer yiyecekleri, küçük oyuncak parçaları ve her türlü küçük cismi nefes borusuna kaçırabilir. 3 yaşından önce kuruyemişler direkt olarak yedirilmemeli veya ebeveyn gözetiminde verilmelidir.</p>

<h2><strong>KÜÇÜK PARÇALI OYUNCAKLARA VE PİLLERE DİKKAT!</strong></h2>

<p>Küçük parçalı oyuncaklar alınmamalı, oyuncaklar çocuğun yaşına göre seçilmelidir. Saat pilleri gibi disk piller ortada bırakılmamalıdır. Çocuk ağzında yiyecek varken konuşup gülmemeli ve koşturmamalıdır.</p>

<h2><strong>ÇOCUĞUNUZUN SOLUK BORUSUNA YABANCI BİR CİSİM KAÇARMA YAPMANIZ GEREKENLER...</strong></h2>

<h3><strong>1- Acil ilk yardım öğrenin</strong></h3>

<p>Yabancı cisim aspirasyonları sıklıkla evde olur. Çocuk nefes alamadığı için aileler ciddi panik yapar ve korkarlar. Aspirasyon sonrası çocuğun nefesi ve morarması düzelmiyorsa evde acil ilkyardım müdahalesi bilen birinin yapması gerekir.</p>

<h3><strong>2- İlk iş ağız içini kontrol edin</strong></h3>

<p>Yabancı cismin nefes borusuna mı yoksa yemek borusuna mı kaçtığı belli olmadığı için morarması geçmeyen çocukta ilk olarak ağız içi kontrol edilmeli ve görünen bir yabancı cisim varsa parmak ile aşağı kaçmamasına dikkat edilerek yabancı cisim çıkartılmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>3- Ağız içi boşsa Heimlich manevrası uygulayın</strong></h3>

<p>Eğer ağız içinde görünen yabancı cisim yoksa çocuk 1 yaşından büyükse Heimlich manevrası yapılır. Heimlich manevrası yaparken çocuğun arkasına geçilir. İki el yumruk yapılıp çocuğun midesinin üzerine yerleştirilir ve arkaya ve yukarıya doğru bastırma şeklinde yabancı cismin çıkartılması sağlanır. Eğer 1 yaşından küçükse o zaman yüzüstü ve baş aşağı gelecek şekilde bir elin üzerine yatırılıp diğer elle aşağıdan yukarı doğru vurma şeklinde müdahale edilir.</p>

<h2><strong>NEFES BORUSU TIKANIKLIĞI ANİ ÖLÜM NEDENİDİR</strong></h2>

<p>Nefes borusuna kaçan yabancı cisimler nefes borusunu tamamen tıkayıp ani ölümle sonuçlanabilir. Sağ ya da sol ana bronşu tıkarsa o zaman hastada nefes darlığı şikayetleri ortaya çıkar. Eğer erken müdahale edilmezse bir süre sonra akciğer şişerek patlayabilir ve göğüs boşluğuna hava dolarak o taraf akciğeri tamamen söndürebilir. Nefes borusuna kaçan yabancı cisim tıkayacak bir yapıda değilse akciğer enfeksiyonuna neden olabilir.</p>

<h2><strong>NEFES BORUSUNA KAÇAN CİSİM NASIL ÇIKARILIR, BRONKOSKOPİ NEDİR?</strong></h2>

<p>Nefes borusuna kaçan yabancı cismin çıkartılması için bronkoskopi işlemi uygulanır. İşlem sıklıkla yarım saat sürer ancak bazı hastalarda süre uzayabilir. Eğer yutulan yabancı cisim organik ise ve parçalanıyorsa birçok kez girilip çıkılarak parçalar halinde yabancı cisim çıkartılır. İnorganik cisimler ise genellikle tek seferde ve daha kısa sürede çıkartılırlar. Bronkoskopi öncesi çocuk çok fazla oksijensiz kaldıysa, işlem başarılı şekilde yapılmış ve yabancı cisim sorunsuz çıkartılmış bile olsa kalıcı nörolojik sorunlar oluşabilir.  O nedenle aspirasyon durumunda çocuğun en hızlı şekilde, çocuk cerrahi ve bronkoskopi imkanı olan bir hastaneye ulaştırılması çok önemlidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/3-yasindan-kucuk-cocuklara-findik-fistik-ceviz-cekirdek-elma-havuc-verirken-aman-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Oct 2023 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/10/cocuklarda-bogulma-neden-olur-soluk-borusuna-bir-sey-kacarsa-ne-yapmayi.jpg" type="image/jpeg" length="80760"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğunuzun dişleri çürüten şey yanlış diş macunu olabilir!]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/cocugunuzun-disleri-curuten-sey-yanlis-dis-macunu-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/cocugunuzun-disleri-curuten-sey-yanlis-dis-macunu-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda diş çürüklerine neden olan sayısız etken var. Ancak bir tanesi var ki akıllara gelmesi zor bir ihtimal olan 'diş macunları.' Çocuğunuzun dişleri çürümesin diye kullandığınız diş macunu ve içindeki flor oranı çürüğün en büyük nedeni olabilir. İşte işin uzmanından uyarılar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların dişlerini çürüklere karşı korumak için kullandığımız diş macunları çürüklerin en büyük nedeni olabilir. Diş sağlığında son yılların en çok konuşulan konularından biri olan flor eğer yanlış oranda kullanılırsa dişlerin çürümesine neden olabiliyor. Aslında dişleri çürüklere karşı korumak için şahane bir silah olan flor, çocuk diş macunlarına yanlış oranlarda konulduysa sinsi bir canavara dönüşebiliyor.&nbsp;Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Nurgül Demir hem flor ve flor uygulaması hakkında ebeveynleri aydınlatacak bilgiler verdi hem de 'Çocuk diş macunlarındaki flor oranına dikkat edin' uyarısında bulundu. İşte işin uzmanı Doktor Nurgül Demir'in sizin için anlattıklarının detayları...</p>

<h2><strong>FLOR DİŞ ÇÜRÜĞÜNE NEDEN OLUR MU?</strong></h2>

<p>Flor, diş macunlarının içinde temel bileşen olarak yer alan ve gelişmiş ülkelerde çürük dişlerin tedavisinde kullanılmak üzere popülerleşen bir terim. Doğada en yaygın bulunan element olan flor aynı zamanda diş çürüğü oluşumunu önleme ve ilerlemesini durdurmada da büyük önem taşıyor.</p>

<p>Çocuk Diş Hekimli&nbsp;Uzman Doktor&nbsp;Nurgül Demir diş çürümenin çocuklardaki oranında dikkat çekerek <strong>“Flor aynı zamanda çürüğe sebep olan bakterilerin metabolik aktivitelerini de etkileyerek, dişlerin çürüğe karşı korunmasında rol oynar”</strong> uyarısında bulundu.&nbsp;</p>

<p>Flor, hekim tarafından uygulanabilecek profesyonel preparatlarla diş yüzeyine uygulandığı zaman; çürük bakterisinin zarar vermeye başladığı diş minesi yüzeyindeki yapısal bozulmayı tanımlayan <strong>‘demineralizasyon’</strong> olayını durdurarak,<strong> ‘remineralizasyon’ </strong>yani tamir sürecini başlatıyor.</p>

<p><strong>“Diyet alışkanlıklarının düzenlenmesi, ağız hijyeni alışkanlıklarının doğru teknikle ve flor içeren bir diş macunuyla devamlılığının sağlanması, topikal olarak uygulanan florun etkisini arttıracağı gibi; henüz herhangi bir çürük oluşumu görülmeyen, ağız hijyeni iyi olan bireylerde, hastanın kendine uyguladığı, koruyucu sayılabilecek tedavileri sürdürmesini sağlar</strong>” ifadelerini kullanan Nurgül Demir<strong> “Flor aynı zamanda çürüğe sebep olan bakterilerin metabolik aktivitelerini de etkileyerek, dişlerin çürüğe karşı korunmasında rol oynar. Tedavi edici konsantrasyonlarda uygulanan florun mine yüzeyinde oluşturduğu koruyucu tabaka, ağız içindeki asit ataklarına karşı diş yüzeylerini örterek, çürük riski bulunan bölgelerde bakteri üremesini engeller ve tamir mekanizmasını çalıştırır. Florun çürüğe karşı korumada öne çıkan bu görevlerinin yanı sıra, gelişimi devam eden daimi dişler üstündeki güçlendirici etkisi de göz ardı edilmemelidir” </strong>dedi.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://deniztemurcom.teimg.com/deniztemur-com/uploads/2023/09/cocuk-dis-hekimi-uzmani-nurgul-demirle-cocuklarin-dislerini-curuten-yanlis-flor-uygulamasi-ve-dis-macunu-secimini-konustuk.jpg" width="800" /><em><strong>Çocuk Diş Hekimi Uzmanı Nurgül Demir, çocuklarda diş çürüklerine neden olan yanlış flor uygulaması ve hatalı diş macunu seçimlerinin sonuçlarını sizler için anlattı.</strong></em></p>

<h2><strong>ÇOCUKLAR NE SIKLIKLA DİŞLERİ FIRÇALAMALI?</strong></h2>

<p>Çocuklara, günde 2 kez ve çocuğun yaşı için önerilen miktarda diş macunu kullanarak, diş fırçalama alışkanlığı kazandırılmasının önemine dikkat çeken Demir sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p><strong>“Florün diş yüzeyi ile direk temasının, koruyucu etkisini arttırdığı bilinmektedir ve bu nedenle diş fırçalamanın ebeveyn kontrolünde ve doğru teknikle yapılması önem taşımaktadır. Amerikan Pediyatrik Diş Hekimleri Akademisi’nin yönergeleri doğrultusunda; 3 yaşa kadar pirinç tanesi, 3 yaştan 6 yaşa kadar bezelye tanesi büyüklüğünde diş macunu kullanılması yeterlidir ve ilk dişler çıkmaya başladıktan sonra florlü macun kullanılmaya başlanmalıdır. Macunun hangi konsantrasyonda flor içermesi gerektiğini, çocuğun çürük riski durumuna göre, çocuk diş hekimi belirlemelidir. Yüksek çürük riski olan hastalarda, profesyonel olarak uygulanabilecek flor preparatlarına, ek flor takviyelerine veya gargara gibi florlu ağız bakım ürünlerine, hekim, hastanın ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, karar vermelidir. Flor kaynağı olarak hastanın kullandığı bir takviye var ise, florün günlük olarak önerilen maksimum dozunun üzerine çıkılmamasına dikkat edilmelidir.”</strong></p>

<h2><strong>FLOR HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR: YAN ETKİLERİNİ ÖĞRENİN</strong></h2>

<p>Nurgül Demir gıda takviyesi veya koruyucu-destekleyici tedaviler kapsamında piyasada yer alan ve ‘uzman bir hekim’ tarafından seçilerek önerilen ürünlerin,<strong> ‘doğru’ ve ‘yeterli’</strong> kullanımının zararsız olduğunun altını çizerek, “<strong>Diğer taraftan, florun da önerilen dozlarının üstünde tüketimi, akut veya kronik yan etkilere sebep olabilmektedir. Ebeveyn kontrolünde diş fırçalanması ve macunun tükürtülmesi veya yapılamıyorsa macunun diş yüzeylerinden silinerek uzaklaştırılması, evde bulunan flor preparatlarının çocukların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edilmesi ve ilgili hekimin çocuğun kullandığı gıda takviyeleri, flor içerikli ürünler hakkında eksiksiz bilgilendirilmesi oluşabilecek riskli durumların önlenmesinde yeterli olacaktır.” </strong>açıklamasında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocukların dişlerini korumanın 5 adımı hakkında ise uzmanımız şu bilgileri verdi:</p>

<p>1-Hekim tarafından önerilen miktarda ve doğru fırçalama tekniği ile günde 2 kez uygulandıklarında, florlu diş macunları çürük riskini kesinlikle azaltmaktadır.</p>

<p>2-İlk dişler çıkmaya başladıktan sonra florlü diş macunu ile fırçalanmaya başlanmalıdır.</p>

<p>3-Profesyonel kullanım için üretilen flor preparatlarının yılda 2 kez çocuk diş hekimi tarafından uygulanması, çürük oluşumuna karşı dişleri korur.</p>

<p>4-Tükürme alışkanlığı kazanana kadar çocuklar ebeveyn kontrolünde diş fırçalamalıdır.</p>

<p>5-Flor içeren ürünler, çocukların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edilmelidir.</p><br></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/cocugunuzun-disleri-curuten-sey-yanlis-dis-macunu-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Oct 2023 15:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/09/yanlis-dis-macunu-ve-flor-cocuklarda-dis-curuklerine-neden-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="34139"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[4 gün okul 3 gün tatil mi? Peki çalışan annelerin çocuklarına kim bakacak?]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/4-gun-okul-3-gun-tatil-mi-peki-calisan-annelerin-cocuklarina-kim-bakacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/4-gun-okul-3-gun-tatil-mi-peki-calisan-annelerin-cocuklarina-kim-bakacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okulların açılmasına sayılı günler kala velilerin kafası 4 gün okul, 3 gün tatil mi haberleri var. Eylül'de başlayacak olan yeni dönemde okullar 4 gün mü açık olacak, hafta sonu tatili 3 güne mi çıkıyor? soruları velilerin kafasını karıştırdı. Ben de sizler için 4 gün okul, 3 gün tatil mi? MEB 4 gün okul, 3 gün tatil sistemi kesinleşti mi, ne zaman uygulanmaya başlanacak? sorularını yanıtlarını hazırladım.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>4 gün okul, 3 tatil mi? Dürüst olalım, aklımıza ilk gelen soru 'peki 3 gün tatilde çalışan anne babaların çocuklarına kim bakacak?' oluyor değil mi? 3 çocuk annesi bir veli olarak okul sistemindeki en küçük bir değişiklik ev düzeninden, çalışma hayatımıza kadar neleri değiştireceğini hayal edebiliyorum. Aklımdaki liste uzayıp gidiyor... Bu tür değişiklikler&nbsp; özellikle de biz anneleri en çok da çalışan anneleri zorluyor! En büyük soru da biz çalışırken, 3 gün tatilde çocuklara kim bakacak? Kabul edelim! Her ne kadar amaç ve hedeflenen sonuç iyi olsa da 4 gün okul, 3 gün tatil demek binlerce anne baba için zorlu bir süreç yönetimi demek.</p>

<p>Peki 4 gün okul, 3 gün tatil kesinleşti mi? Yoksa 4 gün okul 3 gün tatil bir dedikodu mu?&nbsp;</p>

<p>MEB'den gelen ufak tefek açıklamalara bakılırsa 4 gün okul, 3 gün tatil düzenine geçişe kesin gözüyle bakılıyor. Zira bakanlıkta uzun süredir devam eden hummalı bir çalışma var. Konuşulanlara göre 4 gün okul, 3 gün tatil düzenine bu yıl pilot bölge olarak seçilen okullarda başlanacak. Yani 11 Eylül itibariyle Türkiye'nin farklı bölgelerinde seçilen anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerdeki öğrenciler 4 gün okula gidecek, 3 gün tatil yapacak. 2023-2024 eğitim öğretim yılının sonunda MEB pilot okullarda uygulanan 4 gün okul, 3 gün tatil düzeninin sonuçlarını inceleyecek. Verimli bulunurse gelecek yıl yani Eylül 2024'te özel okullar dahil tüm kademelerde 4 gün okul, 3 gün tatil sistemine geçilecek.</p>

<h2><strong>4 GÜN OKUL, 3 GÜN TATİL Mİ? MEB&nbsp;NEDEN BÖYLE BİR DEĞİŞİKLİK YAPILIYOR?</strong></h2>

<p>4 gün okul, 3 gün tatil ne demek? Kısaca bahsetmek isterim. 4 gün okul, 3 gün tatil sistemi çocukların gelişimleri için daha az okulda kalmaları ve sosyal ve aile hayatlarına daha fazla zaman ayırmak için geliştirilen bir sistem. Bu düzende çocuklar okula haftanın 4 günü gidip eğitim alıyor, haftanın 3 günü ise okul dışındaki hayatına dahil oluyor.&nbsp;</p>

<p>Peki MEB neden 4 gün okul, 3 gün tatil sistemine geçmek istiyor?</p>

<p>Buradaki amacı anlamak için mevcut eğitim sisteminin kurulduğu geçen yüzyıla gitmek gerek. Mevcut eğitim sisteminin temel taşları geçen yüzyılın yani 1900'lü yılların başlarına dayanıyor. Sanayi devriminin hızla yayıldığı ve sanayide çalışacak işgücünü yaratmak için eğitim sistemi planlanmış geçen yüzyılda eğitim sistemi planlanmış ve tüm düzen bu amaca hizmet etmek için tasarlanmıştı. Çocuklar bu yolla tıpkı fabrikaya giden bir işçi gibi erken saatte uyanmayı, bir işçi gibi tek düzen giyinmeyi, sil sesiyle molalara çıkıp, yeniden zil sesiyle çalışmaya dönen ve akşam izin verilen saatte evine dönen düzenlere alıştırıldılar. Erken dönemde bu düzene alışan çocukların, eğitim de alarak sanayi üretiminin önemli birer parçası olması hedeflenmişti. Okul önlüklerinin bile bu bakışla tasarlandığını biliyor muydunuz?</p>

<p>Ancak bugün 2000'li yılların ilk çeyreğini bitirmek üzereyiz ve dünya, ekonomik sistem ve eğitimden beklentiler değişti. Yapay zeka, uzay çalışmaları, internetin ulaştığı güç derken çocukların çok daha yaratıcı ve özgün olmalarının gerekliliği doğdu. Zaten özgün ve yaratıcı olarak dünyaya gelen çocukların bu özelliğinin eğitim sisteminde de desteklenip, korunması ve yetişkinlik dönemlerine taşınması artık dünyanın en önemli konularından biri. Tabi eğitim sisteminin de!</p>

<p>[related-posts id="4" color="bg-success"][/related-posts]</p>

<p>Eğitim sisteminde fark yaratan Finlandiya bu yolda tüm dünyaya örnek olmuş durumda. Çocukların kişisel yeteneklerinin korunduğu, özel zamanlara sahip oldukları, tek düze, standart bilgi yüklemesi yerine çocuğun deneyerek, bilgiye ve sonuca vardığı eğitim sistemi Finlandiya'yı dünyanın en iyi eğitim sistemi sıralamasında zirveye çıkardı. Ve tabi ki söylemeye gerek yok. Eğitim orada 4 gün!</p>

<p>Türkiye'de benzer bir yol izlemek için gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerini inceliyor ve uygulamak için çalışmalar başlatıyor. Bu değişikliklerin ilk de 4 gün okul, 3 gün tatil düzeni olacak gibi görünüyor.</p>

<h2><strong>3 GÜN TATİLDE ÇALIŞAN ANNE BABALARIN ÇOCUKLARINA KİM BAKACAK, MESAİ DÜZENİ DE DEĞİŞEK Mİ?</strong></h2>

<p>Gelelim zurnanın zırt dediği yere!</p>

<p>4 gün okul, 3 tatil çocuklarımız için şahane bir sistem olabilir. Ancak sadece okuldaki sistemi değiştirmek çocukları ve eğitim sistemini başarılı yapmaya yetmez. Zira başarılı eğitimin ayaklarından biri de ailedir. Aile düzenin okulla kusursuz bir senkronizasyonda çalışması gerekir. Dünyada 4 gün okul, 3 gün tatil gibi radikal eğitim sistemi değişikliklerine giden gelişmiş ülkelerin tamamı, eğitiminde reformu planlarken topyekün bir düzen değişikliği yaptılar. Basit bir örnekle açıklamak isterim. Finlandiya'da çocuk 3 gün tatil yaptığında 'annem evde olacak mı?' kaygısı yaşamadı. Çalışma düzenleri ve saatleri ebeveynler için yeniden düzenlendi. Bu sayede hem ebeveynlerin işgücüne katılımı devam etti hem de çocukların eğitim sistemi nitelikli bir düzene çekildi. Ayrıca ailenin birlikte olduğu kaliteli zamanları arttırmak eğitimin en önemli hedefiydi. Mesela bazı Kuzey Avrupa ülkelerinde hem çalışma saatleri hem de okul saatleri ailelerin sabahları birlikte kahvaltı edebilmelerine imkan tanıyacak saatlere çekildi.&nbsp;</p>

<p>Eğer Türkiye'de 4 gün okul, 3 gün tatil düzenine geçip, çalışma hayatında ve sosyal polikalarda gerekli düzenlemeler yapılmazsa büyük bir kaos bizi bekliyor demektir. Umurım başta Finlandiya eğitim sistemi olmak üzere eğitimde nitelikli reform yapan ülkelerin çalışmaları tam olarak bize de uygulanır.</p>

<p>Aksi halde vay başımıza gelene!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>[related-posts id="16" color="bg-success"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/4-gun-okul-3-gun-tatil-mi-peki-calisan-annelerin-cocuklarina-kim-bakacak</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Aug 2023 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/10/4-gun-okul-3-gun-tatil-nedir.jpg" type="image/jpeg" length="17483"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[4 gün okul 3 gün tatil ne demek? MEB neden böyle bir değişiklik yapıyor?]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/4-gun-okul-3-gun-tatil-ne-demek-meb-neden-boyle-bir-degisiklik-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/4-gun-okul-3-gun-tatil-ne-demek-meb-neden-boyle-bir-degisiklik-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okulların açılmasına sayılı günler kala velilerin kafası 4 gün okul, 3 gün tatil haberiyle karışmış durumda. 11 Eylül'de başlayacak olan yeni eğitim-öğretim yılında okullar 4 gün mü açık olacak, hafta sonu tatili 3 güne mi çıkıyor? soruları velilerin kafasını karıştırdı. Ben de sizler için 4 gün okul, 3 gün tatil ne demek, MEB 4 gün okul, 3 gün tatil sistemi kesin mi, ne zaman uygulanmaya başlanacak? sorularını yanıtlamak istedim.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>4 gün okul, 3 tatil olay ne? Eğitim sisteminde yapılan her değişiklik biz anne babaların yüreklerini toplatıyor değil mi? 3 çocuk annesi bir veli olarak okul sistemindeki en küçük bir değişiklik ev düzeninden, çalışma hayatımıza kadar neleri değiştireceğini hayal edebiliyorum. Aklımdaki liste uzayıp gidiyor... Bu tür değişiklikler&nbsp; özellikle de biz anneleri en çok da çalışan anneleri zorluyor! En büyük soru da biz çalışırken, 3 gün tatilde çocuklara kim bakacak? Kabul edelim! Her ne kadar amaç ve hedeflenen sonuç iyi olsa da 4 gün okul, 3 gün tatil demek binlerce anne baba için zorlu bir süreç yönetimi demek.</p>

<p>Peki 4 gün okul, 3 gün tatil kesinleşti mi? Yoksa 4 gün okul 3 gün tatil bir dedikodu mu?&nbsp;</p>

<p>MEB'den gelen ufak tefek açıklamalara bakılırsa 4 gün okul, 3 gün tatil düzenine geçişe kesin gözüyle bakılıyor. Zira bakanlıkta uzun süredir devam eden hummalı bir çalışma var. Konuşulanlara göre 4 gün okul, 3 gün tatil düzenine bu yıl pilot bölge olarak seçilen okullarda başlanacak. Yani 11 Eylül itibariyle Türkiye'nin farklı bölgelerinde seçilen anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerdeki öğrenciler 4 gün okula gidecek, 3 gün tatil yapacak. 2023-2024 eğitim öğretim yılının sonunda MEB pilot okullarda uygulanan 4 gün okul, 3 gün tatil düzeninin sonuçlarını inceleyecek. Verimli bulunurse gelecek yıl yani Eylül 2024'te özel okullar dahil tüm kademelerde 4 gün okul, 3 gün tatil sistemine geçilecek.</p>

<h2><strong>4 GÜN OKUL, 3 GÜN TATİL NE DEMEK? NEDEN BÖYLE BİR DEĞİŞİKLİK YAPILIYOR?</strong></h2>

<p>4 gün okul, 3 gün tatil ne demek? Kısaca bahsetmek isterim. 4 gün okul, 3 gün tatil sistemi çocukların gelişimleri için daha az okulda kalmaları ve sosyal ve aile hayatlarına daha fazla zaman ayırmak için geliştirilen bir sistem. Bu düzende çocuklar okula haftanın 4 günü gidip eğitim alıyor, haftanın 3 günü ise okul dışındaki hayatına dahil oluyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki MEB neden 4 gün okul, 3 gün tatil sistemine geçmek istiyor?</p>

<p>Buradaki amacı anlamak için mevcut eğitim sisteminin kurulduğu geçen yüzyıla gitmek gerek. Mevcut eğitim sisteminin temel taşları geçen yüzyılın yani 1900'lü yılların başlarına dayanıyor. Sanayi devriminin hızla yayıldığı ve sanayide çalışacak işgücünü yaratmak için eğitim sistemi planlanmış geçen yüzyılda eğitim sistemi planlanmış ve tüm düzen bu amaca hizmet etmek için tasarlanmıştı. Çocuklar bu yolla tıpkı fabrikaya giden bir işçi gibi erken saatte uyanmayı, bir işçi gibi tek düzen giyinmeyi, sil sesiyle molalara çıkıp, yeniden zil sesiyle çalışmaya dönen ve akşam izin verilen saatte evine dönen düzenlere alıştırıldılar. Erken dönemde bu düzene alışan çocukların, eğitim de alarak sanayi üretiminin önemli birer parçası olması hedeflenmişti. Okul önlüklerinin bile bu bakışla tasarlandığını biliyor muydunuz?</p>

<p>Ancak bugün 2000'li yılların ilk çeyreğini bitirmek üzereyiz ve dünya, ekonomik sistem ve eğitimden beklentiler değişti. Yapay zeka, uzay çalışmaları, internetin ulaştığı güç derken çocukların çok daha yaratıcı ve özgün olmalarının gerekliliği doğdu. Zaten özgün ve yaratıcı olarak dünyaya gelen çocukların bu özelliğinin eğitim sisteminde de desteklenip, korunması ve yetişkinlik dönemlerine taşınması artık dünyanın en önemli konularından biri. Tabi eğitim sisteminin de!</p>

<p>Eğitim sisteminde fark yaratan Finlandiya bu yolda tüm dünyaya örnek olmuş durumda. Çocukların kişisel yeteneklerinin korunduğu, özel zamanlara sahip oldukları, tek düze, standart bilgi yüklemesi yerine çocuğun deneyerek, bilgiye ve sonuca vardığı eğitim sistemi Finlandiya'yı dünyanın en iyi eğitim sistemi sıralamasında zirveye çıkardı. Ve tabi ki söylemeye gerek yok. Eğitim orada 4 gün!</p>

<p>Türkiye'de benzer bir yol izlemek için gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerini inceliyor ve uygulamak için çalışmalar başlatıyor. Bu değişikliklerin ilk de 4 gün okul, 3 gün tatil düzeni olacak gibi görünüyor.</p>

<h2><strong>4 GÜN OKUL, 3 GÜN TATİL OLUNCA ÇOCUKLARA TATİLDE KİM BAKACAK?</strong></h2>

<p>Gelelim zurnanın zırt dediği yere!</p>

<p>4 gün okul, 3 tatil çocuklarımız için şahane bir sistem olabilir. Ancak sadece okuldaki sistemi değiştirmek çocukları ve eğitim sistemini başarılı yapmaya yetmez. Zira başarılı eğitimin ayaklarından biri de ailedir. Aile düzenin okulla kusursuz bir senkronizasyonda çalışması gerekir. Dünyada 4 gün okul, 3 gün tatil gibi radikal eğitim sistemi değişikliklerine giden gelişmiş ülkelerin tamamı, eğitiminde reformu planlarken topyekün bir düzen değişikliği yaptılar. Basit bir örnekle açıklamak isterim. Finlandiya'da çocuk 3 gün tatil yaptığında 'annem evde olacak mı?' kaygısı yaşamadı. Çalışma düzenleri ve saatleri ebeveynler için yeniden düzenlendi. Bu sayede hem ebeveynlerin işgücüne katılımı devam etti hem de çocukların eğitim sistemi nitelikli bir düzene çekildi. Ayrıca ailenin birlikte olduğu kaliteli zamanları arttırmak eğitimin en önemli hedefiydi. Mesela bazı Kuzey Avrupa ülkelerinde hem çalışma saatleri hem de okul saatleri ailelerin sabahları birlikte kahvaltı edebilmelerine imkan tanıyacak saatlere çekildi.&nbsp;</p>

<p>Eğer Türkiye'de 4 gün okul, 3 gün tatil düzenine geçip, çalışma hayatında ve sosyal polikalarda gerekli düzenlemeler yapılmazsa büyük bir kaos bizi bekliyor demektir. Umurım başta Finlandiya eğitim sistemi olmak üzere eğitimde nitelikli reform yapan ülkelerin çalışmaları tam olarak bize de uygulanır.</p>

<p>Aksi halde vay başımıza gelene!</p>

<p>[related-posts id="16" color="bg-success"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/4-gun-okul-3-gun-tatil-ne-demek-meb-neden-boyle-bir-degisiklik-yapiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Aug 2023 20:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/10/4-gun-okul-3-gun-tatil-nedir.jpg" type="image/jpeg" length="58064"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[3 yaşından küçük her 6 çocuktan 5'i yazın bu hastalığa yakalanıyor! Aman dikkat sonu işitme kaybı olabilir]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/3-yasindan-kucuk-her-6-cocuktan-5i-yazin-bu-hastaliga-yakalaniyor-aman-dikkat-sonu-isitme-kaybi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/3-yasindan-kucuk-her-6-cocuktan-5i-yazin-bu-hastaliga-yakalaniyor-aman-dikkat-sonu-isitme-kaybi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz geldi çocukların hastalıkları bitmedi. Sıcak hava, yüzmek, uçak seyahati ve daha bir çok yaz aktivitesi çocuklarda orta kulak intihabını ve diğer yaz hastalıklarını tetikliyor. Uzmanlara göre yaz mevsimi çocuk kulak sağlığı için kritik dönem. Zira yaz aylarında artan kulak enfeksiyonları kalıcı işitme kaybı bile yaratabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastalık deyince hepimizin aklına soğuk kış ayları geliyor. Ancak söz konusu çocuklar olunca hastalığın mevsimi yok diyebiliriz. Çocuklar yaz aylarında da sıklıkla hastalanabilirler. Hatta bazı hastalıklar konusunda biz yetişkinlerden çok daha savunmasızlar.&nbsp;Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Seda Günhar özellikle ebeveynleri yaz aylarında oluşan kulak enfeksiyonlarına karşı uyardı.</p>

<p>'3 yaş altı her 6 çocuktan 5'inin kulak enfeksiyonu yaşadığı'na dikkat çeken Seda Günhar, <strong>"Çocuklar kulak enfeksiyonlarına yetişkinlerden çok daha duyarlı Her 6 çocuktan 5’i üç yaşına gelmeden önce en az bir kere kulak enfeksiyonu geçirmektedir. Yaz mevsiminde yapılan birçok aktivite işitme sağlığına zarar verebilmektedir. Tuzlu veya tatlı suda yüzmek ve dalış yapmak, uçakla seyahat etmek, yüksek sese ve müziğe maruz kalmak veya havai fişek izlemek bunlardan sadece bazılarıdır. Yılın bu mevsimi kulaklar için en riskli dönem olabilir. Bu nedenle özellikle bu tür sağlık sorunlarına daha yatkın olan ailenin en genç üyelerinin kulak enfeksiyonlarını önlemek için ekstra özen gösterilmesi gerekmektedir"</strong> diyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuklar yaz tatili boyunca pek çok aktiviteyle meşgul olup; park, bahçe, deniz ve havuzda bolca vakit geçiriyorlar. Hastalıklara karşı korunmasız oldukları için bu dönemde daha fazla dikkat edilip, takip edilmeleri gerekiyor. Yaz mevsiminde çeşitli risk faktörlerinin farkında olarak önleyici tedbirler alınması çocukların tatilin tadını doyasıya çıkarmasını sağlayabiliyor. Aksi ise uzun süren hastalık ve zorlu tedavi süreci demek.</p>

<h2><strong>ÇOCUKLARI ETKİLEYEN EN YAYGIN YAZ HASTALIKLARI</strong></h2>

<p>Peki ebeveynler yaz aylarında hangi hastalıklara karşı dikkatli olmalı ve çocuklarını korumalı?&nbsp;Yanıtını Dr. Seda Günhar verdi.&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://deniztemurcom.teimg.com/deniztemur-com/uploads/2023/07/cocuklarda-yazin-gorulen-el-ayak-agiz-hastaligi-havuzlardan-bulasabiliyor-el-ayak-agiz-hastaligi-belirtileri-bulasma-nedeni-ve-tedavi-yollari.jpg" style="width: 800px; height: 533px;" /></p>

<h3><strong>EL-AYAK- AĞIZ HASTALIĞI: KLORLU HAVUZLARDAN BİLE BULAŞABİLİR</strong></h3>

<p>Enterovirüslerin neden olduğu enfeksiyonlar yaz aylarında daha yüksektir. Bir enterovirüs enfeksiyonu olan el-ayak-ağız hastalığı; hasta kişinin hapşırması ve öksürmesiyle, sekresyonlarla, lezyonların olduğu deriye yakın temasla, enfekte havuz sularının yutulması bulaşabilir. Bu hastalıkta çocukların ağızlarında, ellerinde ve ayaklarında kabarcıklar olabilir veya sadece ağızlarında herpangina adı verilen lezyonlar olabilir. Bu virüs klora karşı dirençlidir. Havuzda klorlama yapılmasına rağmen havuz sularının yutulması bu hastalık için risk oluşturmaktadır. Hastalığı geçirecek bir tedavi ya da hastalıktan koruyucu bir aşı bulunmamaktadır. Kaşıntı giderici losyonlar ve boğaz ağrısı için spreyler kullanılabilir. Ayrıca uzman hekim tarafından ateş düşürücü ve boğaz ağrısı için ağrı kesiciler önerilebilir.</p>

<p><img alt="" src="https://deniztemurcom.teimg.com/deniztemur-com/uploads/2023/07/yaz-aylarinda-cocuklarda-gorulen-idrar-yolu-enfeksiyonunun-nedenleri-ve-tedavi-yollari.jpg" style="width: 800px; height: 533px;" /></p>

<h3><strong>İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI: SICAK HAVA VE NEM HASTALIĞIN EN BÜYÜK NEDENİ</strong></h3>

<p>İdrar yolu enfeksiyonları çocuklarda, özellikle de kızlarda en sık görülen enfeksiyonlardan biridir. Sıcaklık ve nem arttıkça idrar yolu enfeksiyonu&nbsp; riski de artar. Özellikle ıslak mayo ve ıslak bikini ile güneşlenmek idrar yolu enfeksiyonu sebepleri arasındadır. İdrar yolu enfeksiyonu; idrar yaparken yanma ve acı hissi, sık idrara çıkma arzusu, idrarı bitirememe hissi, idrarda kanama, bulanık idrar, ağır ya da kötü kokulu idrar, kasık ve/veya sırt ağrısı ve ateşe yol açabilir. Bu belirtilerden biri bile idrar yolu enfeksiyonunu işaret edebilir.</p>

<p><img alt="" src="https://deniztemurcom.teimg.com/deniztemur-com/uploads/2023/07/yaz-aylarinda-en-cok-gorulen-cocuk-hastaliklarindan-biri-de-gida-zehirlenmelidir-yazin-gida-zehirlenmelerinin-en-onemli-nedeni-sicak-havada-cabuk-bozulan-yiyeceklerdir.jpg" style="width: 800px; height: 533px;" /></p>

<h3><strong>GIDA ZEHİRLENMELERİ: SICAK HAVANIN BESİNLERİ ÇABUK BOZDUĞUNU UNUTMAYIN</strong></h3>

<p>Yaz aylarında enfeksiyon ve hastalıkların bir diğer önemli nedeni de gıda zehirlenmeleri veya gıda kaynaklı hastalıklardır. Bakteriler sıcak, nemli ortamlarda çoğaldığından, yemek pişirme ve piknik sayısının arttığı yaz aylarında gıda zehirlenmesi nispeten sık görülmektedir. Gıda zehirlenmeleri; sebzeleri, meyveleri, elleri ve pişirme yüzeylerini sık sık yıkayarak, gıdaların ve kapların çapraz kontaminasyona uğramasına izin vermeyerek ve gıdaları uygun sıcaklıkta pişirerek önlenebilir.</p>

<p><img alt="" src="https://deniztemurcom.teimg.com/deniztemur-com/uploads/2023/07/keneler-ve-sivrisinekler-kirim-kongo-kanamali-atesi-lyme-hastaligi-bati-nil-atesi-ve-sitma-gibi-bulasici-hastaliklara-neden-olabilmektedir.jpg" style="width: 800px; height: 533px;" /></p>

<h3><strong>KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ, LYME HASTALIĞI, BATI NİL ATEŞİ VE SITMA: KENE VE SİVRİSİNEK ISIRIKLARINA DİKKAT</strong></h3>

<p>Keneler ve sivrisinekler; Kırım Kongo kanamalı ateşi, Lyme hastalığı, Batı Nil ateşi ve sıtma gibi bulaşıcı hastalıklara neden olabilmektedir. Çocukta kene ısırması saptanırsa kenenin hemen uzaklaştırılması gereklidir. Kenenin olduğu bölgeye sıcak uygulama veya keneyi yakma işlemi yapılmamalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken kene çıkartılmasının sağlık personeli tarafından yapılmasıdır, o yüzden çocuğun vücudunda kene tespit edildiğinde en kısa sürede sağlık merkezine başvuru yapılması gerekmektedir. Kene çıkartılırken ezilmeli, patlatılmamalı ve kenenin üzerine alkol, kolonya gibi kimyasal madde uygulanmamalıdır. Böcek ısırıklarında ise ısırılan bölgenin su ve sabun ile temizlenmesi oldukça önemlidir. Temiz bir bez ile kontrollü bir şekilde yapılan soğuk uygulama, ısırık bölgesinde oluşabilecek kızarıklık ve kaşıntıyı azaltmaya yardımcı olacaktır.</p><br></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/3-yasindan-kucuk-her-6-cocuktan-5i-yazin-bu-hastaliga-yakalaniyor-aman-dikkat-sonu-isitme-kaybi-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Jul 2023 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/07/cocuklarda-yaz-aylarinda-en-cok-gorulen-hastaliklar-belirtileri-ve-tedavi-yollari.jpg" type="image/jpeg" length="63325"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebeğim dişlerini fırçalamak istemiyor diyenler için en kolay diş koruma yöntemi]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/bebegim-dislerini-fircalamak-istemiyor-diyenler-icin-en-kolay-dis-koruma-yontemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/bebegim-dislerini-fircalamak-istemiyor-diyenler-icin-en-kolay-dis-koruma-yontemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bebekleri dişlerini fırçalatmak istemeyebilir. Diş fırçalama alışkanlığı kazanmak zaman alan bir süreçtir. Erken dönemde bebeğiniz dişlerini fırçalamak istemiyorsa onun ağız sağlığını sık sık su içirerek koruyabilirsiniz. Özellikle dişlerini fırçalatmayan bebeklerin dişlerini korumak için uyku öncesi mutlaka su içirin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklerin dişleri fırçalamak zordur. Çoğunlukla diş fırçasını alır, oynar, sağa sola sürer, en iyi ihtimalle bir kaç kez ağızlarına sokup çıkarırlar. Bir yetişkinin dişlerini temizlemesine izin vermeleri ise zaman alır. Çoğunlukla ciddi direnç gösterirler. Bu zorlu geçiş süreci ebeveynleri çocuklarının ağız sağlığı ve diş çürüğü konusunda endişelendirir.&nbsp; Çocuk Diş Hekimi Uzm. Dr. Nurgül Demir'in dişlerini fırçalatmak istemeyen çocukların ailelerine basit ve etkili bir önerisi var. Eğer bebekleriniz dişlerini fırçalamak istemiyorsa onlara su içirin. Özellikle de gece uykudan önce. Gece uyku sırasında ağızda tükürük salgısının azaldığını ve çürüklere neden olan yiyecek kalıntılarının daha uzun süre çocukların dişlerine yapışık halde kaldığı uyarısında bulunarak şunları söyledi:</p>

<p><strong>"Hiçbir şey yapamıyorsanız su içererek uyutmanız ağız içindeki asidik ortamın dengelenmesi ve çürük riskinin azaltılması için çok önemlidir. Çünkü gece tükürük akışı çok azdır ve dişlerin üzerindeki temizleyici etkisi daha azdır."</strong></p>

<p>Bebek diş sağlığı ile ilgili önemli açıklamalarda bulunan Çocuk Diş Hekimi Uzm. Dr. Nurgül Demir ailelere önemli tavsiyelerde bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>DÜZENLİ İLAÇ KULLANMASI GEREKEN BEBEKLERİN DİŞ BAKIMINA DİKKAT EDİN</strong></h2>

<p>Bebeğin ilk dişlerinin çıkmasıyla birlikte, ebeveynlere bebekleri için doğru ağız hijyeni alışkanlıklarının kazandırılmasının önemine dikkat çeken Çocuk Diş Hekimi Uzm. Dr. Nurgül Demir <strong>“Süt dişler ilk çıktığı andan itibaren çürük oluşumunun engellenmesi ve 10-12 yaşlarına kadar ağızda kalması gereken dişler için yapılabilecek en ideal ve koruyucu tedavi planlamasının yapılması gerekmektedir. Özellikle tanı konmuş bir hastalığı olan ve düzenli ilaç kullanması gereken bebek hastalarımızda ağız hijyeni alışkanlıklarının hastaya özel olarak düzenlenmesi, ağız hijyeni için kullanılan ürünlerin hastaya göre seçilmesi ve düzenli kontrol randevularıyla çürük riskinin en aza indirilmesi veya çürük oluşumunun erken safhada tespit edilmesi çok önemlidir”</strong> dedi.</p>

<h2><strong>DİŞLİ DOĞAN BEBEKLER EFSANE DEĞİL GERÇEK</strong></h2>

<p>Bebekler dişli doğabilir Bazen bebeklerin ağızlarında bir veya birkaç tane diş ile de doğabildiğini ifade eden Nurgül Demir <strong>“Bu bebeğin beslenmesini etkileyeceği gibi, eğer diş sallanıyorsa yutmayla birlikte bazı riskleri de beraberinde getirebilir. Bu mutlaka çocuk diş hekimine danışılması gereken bir durumdur. Dişin durumuna göre hekim doğru tedavi planlamasını yapacaktır”</strong> açıklamasında bulundu.</p>

<h2><strong>ANNE SÜTÜ DİŞLERİ ÇÜRÜTÜR</strong></h2>

<p>Nurgül Demir bebeğin dişlerinin sağlıklı ve güçlü olmasını sağlamak için diğer maddeleri ise şöyle sıraladı;</p>

<p>1- Hem anne sütü hem bebek mamaları çürük yapıcı özelliktedir. Bebeğinizi emzirdikten veya hazır meme ile besledikten sonra mutlaka dişlerini ve diş̧ etlerini bebek fırçasıyla veya temiz bir gazlı bezle silin. Bu şekilde, diş̧ çürüğüne neden olan, bakteri plağı adı verilen yapışkan kaplamadan kurtulmuş̧ olursunuz.</p>

<p>2-Bebeğinize katkısız, organik süt içirin. Şekerle veya balla tatlandırılmış̧ sütlerin bebeğinizin çürük riskini arttırdığını unutmayın.</p>

<p>3-1 yaşından sonra bebeğinize biberon kullandırmayın. Bir şey içirmek için küçük bardakları veya tatlı kaşıklarını tercih edin.</p>

<p>4-Bebeğinizi hiçbir zaman balla tatlandırılmış̧ emzik veya biberonlar ile uyutmayın. Bu alışkanlık erken çocukluk çağı çürüklerinin temel sebebidir.</p>

<p>5-Özellikle gece uyutmadan önce bebeğinizin dişlerinin yüzeyini temizlemeniz, hiçbir şey yapamıyorsanız su içererek uyutmanız ağız içindeki asidik ortamın dengelenmesi ve çürük riskinin azaltılması için çok önemlidir. Çünkü gece tükürük akışı çok azdır ve dişlerin üzerindeki temizleyici etkisi daha azdır.</p>

<p>6-Dişleri uygun bir diş macunu ve yumuşak kıllı bir fırça ile günde en az iki defa fırçalayın. Eğer çocuğunuz tükürme alışkanlığı kazandıysa 3 yaşına geldiğinde florürlü diş̧ macunu kullanmaya başlayın ve sadece bezelye büyüklüğünde diş̧ macunu kullanın. Çocuğunuzun fırçalama sonunda macunu tükürmesini sağlayın.</p>

<p>7- 4 yaşa kadar parmak ya da emzik emme alışkanlığından vazgeçirmeye çalışın.</p>

<p>8- Her 6 ayda bir diş̧ hekimini ziyaret edin.</p>

<h2><strong>BEBEKLERDE DİŞ BAKIMI NE ZAMAN BAŞLANMALI?</strong></h2>

<p>Çocuklarda ilk süt dişleri 6-12 aylık dönemde çıkmaya başlar ve 20 süt dişi genellikle çocuk 2,5-3 yaşına geldiğinde tamamlanmış̧ olur. Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatrik Diş̧ Hekimleri Birliği ilk diş̧ hekimi muayenesinin, 6 ay-1 yaş arasında, ilk diş̧ çıktıktan sonra yapılmasını öneriyor.</p><br></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/bebegim-dislerini-fircalamak-istemiyor-diyenler-icin-en-kolay-dis-koruma-yontemi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Jul 2023 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/07/bebegim-dislerini-fircalamak-istemiyor-diyenler-icin-en-kolay-dis-koruma-yontemi.jpg" type="image/jpeg" length="35107"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğunuza yazı yazmayı sevdirecek, kalem tutma becerilerini geliştirecek 'yazı tahtası' oyunu!]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/cocugunuza-yazi-yazmayi-sevdirecek-kalem-tutma-becerilerini-gelistirecek-yazi-tahtasi-oyunu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/cocugunuza-yazi-yazmayi-sevdirecek-kalem-tutma-becerilerini-gelistirecek-yazi-tahtasi-oyunu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuğunuz ilkokula bu yıl başlayacak olabilir yada ilkokul 1'nci sınıfı bitirdi ama yazı yazmayı pek sevemedi. Her yazı yazdığında eli ağrıyor yada çok çabuk yoruluyorsa 'yazı tahtası' oyunu tam size göre. Yazı tahtası oyunun hazırlanışını ve yazı yazma oyunlarını bir videoyla sizin için anlattım.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuz yazı yazmayı sevmiyor mu? İlkokula başlayacak ancak halen kalem tutma konusunda yeterince iyi değil mi? Endişelenmeyin. Sizin için hem keyifli hem kolay hem de etkili bir yazı yazma oyunu hazırladım. Çocuk oyunları, çocukların yeni bir şeyleri öğrenmesi için şahane yöntemlerdir. Oyunla öğrenme her zaman çok daha iyi sonuçlar verir. Bugün sizin için hazırladığım ve videosu çektiğim Yazı Tahtası Oyunu'yla hem çocuğunuz daha keyifle yazı yazmak isteyecek hem de kalem tutma becerileri ve el kasları gelişecek.&nbsp;</p>

<p>Yazı Tahtası Oyunu'nun hazırlığını çocuğunuzla birlikte yaparak şahane bir çocuk aktiveleri saati de yapabilirsiniz. Yazı Tahtası'nın çocuğunuzla birlikte hazırlayarak hem eğlenin, hem de öğrenmesine yardımcı olun.&nbsp;</p>

<p>Yazı yazma oyunları için kullanabileceğiniz Yazı Tahtası'nı hazırlamak için gerekli olan malzemeler şöyle:</p>

<p><strong>- Dikdörtgen şeklinde bir karton yada mukavva (Ben eski karton kutulardan bir parça kullandım.)&nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- Yapışkanlı kaplama kağıdı (Mümkünse çocuğunuzun seçmesini sağlayın)</strong></p>

<p><strong>- Makas</strong></p>

<p><strong>- Renkli harita çivileri</strong></p>

<p><strong>- Kalem</strong></p>

<p><strong>- A4 boyutunda kağıtlar (Dilerseniz renkli olanları seçebilirsiniz)&nbsp;</strong></p>

<h2><strong>YAZI TAHTASI OYUNU HAZIRLANIŞI</strong></h2>

<p>Yazı tahtası oyununda kullanacağınız, yazı tahtasını videodaki adımları izleyerek hazırlayın. Hazırladığınız tahtaya A4 boyutunda kağıtları koyarak üzerinde&nbsp;renkli harita çivileriyle birbirinden farklı şekiller ve harfler oluşturabilirsiniz. Çocuğunuzun şekillerin ve harflerin arasından kalemi geçirerek yazılar yazmasını destekleyebilirsiniz.</p>

<p><img alt="" src="https://deniztemurcom.teimg.com/deniztemur-com/uploads/2023/07/cocugum-yazi-yazmayi-sevmiyor-yazi-yazmak-istemiyor-diyenlere-yazi-tahtasi-oyunu-videosu-hazirladim.jpg" style="width: 775px; height: 433px;" /></p>

<h2><strong>YAZI YAZMA OYUNLARIYLA İLGİLİ KÜÇÜK BİR UYARI</strong></h2>

<p>Çocuklara oyunla bir şeyler öğretmeye çalışırken onları sıkmamak, zorlamamak gerekir. Yazı yazma oyunları oynarken de çocukları yormadan, keyif almalarını sağlamak, istemediklerinde zorlamamak gerektiğini hatırlayın. Bu tür oyunlarda çocuklar ilk aşamada ne yapmaları gerektiğini anlamayabilir ve oyundan kaçabilirler. Bunu önlemenin en kolay yolu aynı yazı tahtasından kendinize de bir tane yapmaktır. Siz kendiniz için hazırladığınız tahtada şekilleri çizip oyuna dahil olun, çocuğunuzun görerek öğrenmesine destek olun yeter. Anlatmak yerine örnek olmayı tercih edin.</p>

<p>Son bir uyarı da harita çivileriyle ilgili. Oldukça keskin uçlu olan harita çivilerini kullanırken çocuğunuzun mutlaka bir yetişkin gözetiminde olduğundan emin olun. Ayrıca masada kaç tane harita çivisi olduğunu bilerek oyuna başlayın. Böylece kayıp ve tehlikeli harita çivisi sorunu yaşamazsınız.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/cocugunuza-yazi-yazmayi-sevdirecek-kalem-tutma-becerilerini-gelistirecek-yazi-tahtasi-oyunu</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Jul 2023 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/07/cocugunuza-yazi-yazmayi-sevdirecek-kalem-tutma-becerilerini-gelistirecek-yazi-tahtasi-oyunu.jpg" type="image/jpeg" length="12516"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her şeyi ağlayarak isteyen çocuğa ne yapmalı, nasıl davranmalı?]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/her-seyi-aglayarak-isteyen-cocuga-ne-yapmali-nasil-davranmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/her-seyi-aglayarak-isteyen-cocuga-ne-yapmali-nasil-davranmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuğum her şeyi ağlayarak istiyor, ne yapmalıyım, nasıl davranmalıyım? diyen ebeveynlere yol gösteren önerileri sizin için derledik.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklar doğdukları andan itibaren çevreleriyle ağlayarak iletişim kurarlar. Haliyle bu alışkanlıktan vazgeçmek onlar için çok da kolay değil. Hayatın ilk yıllarında 'konuşmayı' öğrenseler bile ağlayarak isteklerini dile getirmeyi sürdürebilirler.</p>

<p>Öncelikle anne babalara şu uyarıda bulunmak isterim: Evet sürekli ağlayan çocuk yorucu ve yıpratıcı. Bunu kabul ediyorum. Ancak onlar hayata daha yeni başladılar ve ne istediklerini, ne hissettiklerini anlatmak için kelimeleri kullanmakta zorlanabilirler.</p>

<p>Burada çocuğu sakinleştirmek, ağlamak yerine konuşarak iletişim kurmasını sağlamak için ona ne yapması  gerektiğini anlatmak yerine doğru davranışı biz yetişkinler yapmalıyız. Ne demek istiyorum! Çocuğunuz bebeğinin elbisesini girdiymeyi başaramadı ve öfkelendi ağlıyor. Burada ona önce duygularını yansıtarak işe başlayın! 'Bebeğinin elbisesini giydiremediğin için üzüldün, bu seni kızdırdı' diyerek yaşanan durumu ve hissettiklerini ona yansıtın. </p>

<p>Bu tür davranış ve sözel olarak yaşanan durumu çocuğa aktarmak hem onu sakinleştirecek hem de dil kullanım becerileri arttıkça yaşadıklarını size kelimelerle anlatabilir olacak.</p>

<p>Peki ne yapılmamalı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuğa kızmak ve öfkelenmek en sakıncalı davranış. Bu hali hazırda zaten yüksek stres altında olan çocuğun daha da stres yüklenmesine neden olur. Ayrıca çevredeki yetişkinlerin davranışlarını ve tutumlarını kopyalayan çocuklar 'ağlama anında' öfkelenen yetişkinleri görerek bu öfkeli ve stresli davranışları kopyalar ve sorun kalıcı hale gelebilir. </p>

<h2><strong>AĞLAMA KRİZİ ANINDA ÇOCUĞUNUZUN GÖZ HİZASINA EĞİLEREK KONUŞUN</strong></h2>

<p>Aynı şekilde kriz hali yaşadığınızda çocuğunuza sakin ve güven verici bir tavırla ve mutlaka çocuğunuzun 'göz hizasına' inerek, 'Ağladığın zaman ne istediğini anlayamıyorum. Biraz sakinleşip bana ne istediğini anlatabilirsen sana yardımcı olabilirim' demenizi tavsiye ederim. İlk denemelerde başarılı olamayabilirsiniz. Bu durumda çocuğunuza fiziken yakın durun ama onunla bir süre iletişimi kesin. Sakinleşmesi için zaman tanıyın. Telkinde bulunmayın. Sakinleştiğini düşündüğünüz an 'Konuşmak ister misin?' diye yeni bir kapı açın. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/her-seyi-aglayarak-isteyen-cocuga-ne-yapmali-nasil-davranmali</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Jun 2023 08:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/06/cocugum-her-seyi-aglayarak-istiyor-ne-yapmaliyim.jpg" type="image/jpeg" length="21508"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebek beşiği çocuğunuzu öldürebilir! Her 2 ebeveynden 1'inin yaptığı 5 ölümcül bebek yatağı hatası]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/bebek-besigi-cocugunuzu-oldurebilir-her-2-ebeveynden-birinin-yaptigi-5-olumcul-bebek-besigi-hatasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/bebek-besigi-cocugunuzu-oldurebilir-her-2-ebeveynden-birinin-yaptigi-5-olumcul-bebek-besigi-hatasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bebek beşiğiniz çocuğunuz için yeterince güvenli mi? Araştırmalar her 2 ebeveynden 1'inin bebek beşiği hazırlarken ölümcül hatalar yaptığını gösteriyor. Peki güvenli bir bebek beşiği nasıl olmalı? İşte 12 aydan küçük bebeklerin yataklarını hazırlarken dikkat etmeniz gerekenler...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bebeğinizi beşiğine koyduğunuz için güvende olduğunu düşünüyorsanız haberimizi dikkatle okuyun. Bir çok ebeveyn bebek beşiklerinin çocukları için en güvenli yer olduğunu düşünür. Uyurken yada uyanıkken oyalanması için bebekler gün içinde beşiklere bırakılır. Ancak araştırmalar gösteriyor ki her 2 ebeveyden 1'i&nbsp;bebek beşikleriyle ilgili ölümcül olabilecek 5 hatayı sıklıkla yapıyor. Bebek beşiklerinin sevimli görünmesi ve bebekleri sıcak dursun diye&nbsp;ebeveynlerin çoğu beşiklere süslü yastıklar, peluş oyuncaklar, battaniye ve yorgan gibi örtü malzemeler koyuyorlar. Oysa ki bu tür malzemeler bebek ölümlerinin en yaygın nedenleri. Bebekler özellikle beşikleri içinde bulunan bu tür yumuşak malzemeler nedeniyle boğulabilir, aşırı ısı nedeniyle fenalaşmalarına neden olabilir.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>12 AYLIKTAN KÜÇÜK BEBEKLERİN YATAKLARINDA ÖLÜM RİSKİ YARATAN ŞEYLER</strong></h2>

<h3><strong>YASTIKLAR</strong></h3>

<p>Yastıklar 12 aydan küçük çocukların yataklarındaki en büyük ölüm tehlikesidir. Biz yetişkinler için yastık kullanmak bir konfor unsuru olabilir. Ancak küçük çocukların böyle bir ihtiyacı yoktur. Hatta sağlıklı omurga gelişimi için yastıksız yatmaları çok daha sağlıklıdır. Bebekler erken dönemde yastıkta yatırıldıklarında ağızları ve burunları yumuşak yastığa gömülebilir ve nefes almalarını engelleyebilir. Aynı şekilde yatak kenarlarına konulan yastıklar bebeğin üstüne düşürek yine nefes yolunu kapatabilir. Çocuğunuzun beşiğine 2 yaşından önce yastık koymayın.&nbsp;</p>

<h3><strong>PELUŞ VE YUMUŞAK OYUNCAKLAR</strong></h3>

<p>Peluş oyuncaklar şahane hediyelerdir. Çocuğunuz doğduğunda muhtemelen çok sayıda sevimli peluş ve yumuşak oyuncak hediyesi alacaksınız. Bu hediyeler bebeğinizin beşiğinde, bebeğinizle birlikte çok eğlenceli görüntüler oluşturabilir. Ancak görüntüye aldanıp, sırf sevimli görünsün diye yumuşak oyuncakları bebeğinizin yatağına koymayın. Peluş ve yumuşak oyuncaklar aynen yastıklar gibi bebeğinizin yüzüne düşebilir ve nefes almasını engelleyerek boğulmasına neden olabilir. Aynı zamanda üzerindeki kurdela, ip gibi malzemeler bebeklerin elinde kolayca sökülüp vücuduna dolanabilir. Aynı zamanda bebekler buldukları herşeyi ağızlarına alırlar. Bu tür oyuncaklarda bulunan plastik parçalar 'örneğin göz ve burunlar' kolayca bebeğiniz ağzıyla oynarken kolaylıkla yerinden çıkıp bebeğinizin solunum yoluna kaçabilir.&nbsp;</p>

<h3><strong>BATTANİYE VE YORGANLAR</strong></h3>

<p>Bebeğinizin üşümemesi, sıcacık bir uyku çekmesi için yorgan ve battaniyeler şahane birer çözüm olarak görünebilir ancak hareket kabiliyeti zayıf bir bebek için ölümcül olabilir. Bebekler dönerken kolayca battaniye ve yorganlara dolanabilirler. Bu dolanma vücudun herhangi bir yerinde olabileceği gibi boyun ve yüzde de olabilir. Aynen peluş oyuncaklar ve yastıklar gibi nefes yolunu kapatarak bebeklerin boğulmasına neden olabilir. 2 yaşından önce bebeklere battaniye ve yorgan kullanmak yerine sıcak uyku için uyku tulumları çok daha iyi bir seçenek olacaktır.&nbsp;</p>

<h3><strong>YASTIKLI BEŞİK BARİYERLERİ</strong></h3>

<p>Bebek beşiklerinin çevresi yumuşak olsun, çocuğun kolu ve ayağı sıkışmasın diye çok sayıda ebeveyn yumuşak bebek beşiği bariyerleri kullanır. Ancak bu bariyerlerin yastık gibi dolgulu olanları bebeklerde boğulma riski yaratır.&nbsp; Bu nedenle bebek beşiklerinde dolgulu olmayan, sadece kumaştan yapılan bariyerler tercih edilmeli. Bu bariyerlerin bağlantı iplerinin yatağın dış tarafından geçtiğinden ve sağlam olduğundan emin olmak da bebeklerin hayatlarını kurtarabilir.&nbsp;</p>

<h3><strong>BEŞİK ÇEVRESİNDE ELEKTRİK BAĞLANTILARI</strong></h3>

<p>Bebeğinizin yatağı çevresindeki elektirik girişleri ve kabloların yataktan uzakta olduğundan emin olun. Araştırmalar ayağa kalkan bir bebeğin yatağından 1 metre uzağa kadar uzanabileceğini gösteriyor. Çocuğunuzun yatağından çıkmadan ulaşabileceği her tür elektrik bağlantısı ve kablo içeren malzemenin beşikten uzakta olduğundan emin olun. Prizleri mutlaka güvenlik kapatlarıyla kapatın. Aynı zamanda kablolar bebeklerde boğulma riski yaratan aparatlardır.&nbsp; Bu nedenle bebek telsizi gibi aparatların kablolarının bebeğin ulaşamayacağı, eline alıp oynayamayacağı şekilde beşiğe monte edildiğinden emin olun.&nbsp;</p>

<h2><strong>BEBEKLER İÇİN GÜVENLİ UYKU ORTAMI NASIL OLMALI?</strong></h2>

<p>Güvenli bir uyku ortamı için, 12 aydan küçük bebekler her zaman sağlam, düz bir şilte üzerinde, iyi, sıkıştırılmış bir çarşaftan başka bir şeyle yatırılmamalı.</p>

<h2><strong>YILDA 3 BİN 500 BEBEK GÜVENSİZ UYKU ORTAMI NEDENİYLE HAYATINI KAYBEDİYOR</strong></h2>

<p>ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, ülkede her yıl yaklaşık 3 bin 500 bebek uykuyla&nbsp;ilgili nedenlerden dolayı yaşamını yitiriyor. Son yıllarda oluşturulan güvenli uyku ve bebek beşiği çalışmaları nedeniyle uykuda bebek ölümlerinde düşüş yaşanıyor.&nbsp;</p>

<p>[related-posts id="16" color="bg-warning"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/bebek-besigi-cocugunuzu-oldurebilir-her-2-ebeveynden-birinin-yaptigi-5-olumcul-bebek-besigi-hatasi</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Jun 2023 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/06/guvenli-bebek-besigi-nasil-olur-her-2-ebeveynden-birinin-yaptigi-5-hata-bebek-olumlerine-neden-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="95772"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklara 'hayır' demek çözüm değil! İşte 'hayır' yerine işe yarayacak 5 ipucu]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/cocuklara-hayir-demek-cozum-degil-iste-hayir-yerine-ise-yarayacak-5-ipucu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/cocuklara-hayir-demek-cozum-degil-iste-hayir-yerine-ise-yarayacak-5-ipucu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Çocuğum ne yapsam, ne desem beni dinlemiyor, yine de bildiğini yapıyor!' diyen anneler babalar için işleri yoluna sokacak 5 ipucu hazırladım. Hadi gelin çocuklara hayır demek yerine onlara sözümüzü dinletecek ve doğru davranışları tercih etmelerine yardım edecek yöntemlere birlikte göz atalım.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklara&nbsp;<strong>'hayır'</strong>&nbsp;demeden '<strong>yapılması ve yapılmaması gerekenleri'&nbsp;</strong>öğretmenin en etkili yollarını öğrenmeye ne dersiniz?</p>

<p>Bir ebeveyn olarak, çocuklarımızı&nbsp;büyütmenin doğru yolunu bulmanın zor olduğunu biliyorum. Özellikle de ortalarda, sosyal medyada her gün neyin iyi, neyin yanlış,, neyin eksik ve eski olduğunu söyleyen onlarca bilgi varken. Söz konusu çocuklar olduğunda bir ebeveyn ve uzman olarak ilk tavsiyem şudur ki her ne sorunla uğraşıyor olursanız olun çocuklarınıza saygı göstermeniz gerektiğini bilin, hatırlayın ve asla unutmayın!!!</p>

<p><strong>'Saygılı ebeveynlik'</strong>&nbsp;çocuğun varlığına, tercihlerine ve yaptığı şeyler bizi yıpratsa da onu kabul etmekten geçiyor. Çünkü onlar daha çocuk ve hayatı yeni öğreniyorlar. Biz ise yetişkiniz. Bilgi ve becerilerimiz daha gelişkin. Bu nedenle onların bize 'sürekli itaat etmesi'&nbsp;değil bizim onları 'koşulsuzca kabul etmemiz' gerekiyor.&nbsp;</p>

<h2><strong>ÇOCUKLARA HAYIR DİYEBİLİRİZ AMA...</strong></h2>

<p>Eğer çocukların talepleri ve davranışları ebeveynleri tarafından sürekli 'hayır' denilerek reddedilirse daha agresif ve ısrarcı bir kişilik sergilerler. Bu nedenle eğer bir şeye 'hayır' diyorsanız bunun gerçekten 'hayır'ı hak eden bir şey olduğundan emin olun. Sadece sizin keyfiniz kaçıyor yada daha fazla yorulacaksınız veya ev dağılacak diye sürekli çocuklarınıza 'hayır' demediğinizden emin olun.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuklar sınırları sever! Ancak bu sınırlar mantıklı ve tutarlı olursa. Çocuğunuza gerçekten 'hayır' demeniz gereken anlarda sadece bu yolu seçerseniz işe yarayacaktır. Çünkü arada bir gelen ve gerçekten sınır çizici, istikrarlı 'hayır'ın ne demek olduğunu çocuğunuz anlar ve durur. Bu yöntemi erken yaştan itibaren çocuğunuzla ilişkinize yansıtırsanız ilerleyen dönemlerde çocuğnuz sizin 'hayır' dediğinizde ciddi olduğunuzu öğrenir.&nbsp;</p>

<p>Gelelim 'hayır' demeden çocuklarla ilişkiyi kurmanın 5 yoluna:</p>

<h3><strong>1. TALİMATLARI VERİN</strong></h3>

<p><strong>&nbsp;</strong>Çocuklara yapmaları yada yapmamaları gereken şeylerle ilgili pekiştirici bilgiye ihtiyaç duyarlar. Örneğin, oyuncaklarını topla demek yerine arabaları kırmızı kutuya koyabilirsin deyin. Bu konuda bir diğer önemli nokta da olumsuz dil yerine olumlu dili kullanmaktır. Örneğin, çocuğunuz uygun olmayan bir yerde koşuyor. Siz ona 'koşma' diyorsunuz ama durduramıyorsunuz. Yapmaması gereken şeyi söylemek yerine<strong>&nbsp;'yapmasını istediğiniz şeyi'&nbsp;</strong>söyleyin. Yani koşma demek yerine&nbsp;<strong>'yürü'&nbsp;</strong>deyin.&nbsp;</p>

<h3><strong>&nbsp;2. EVET DEMEYİ HATIRLAYIN</strong></h3>

<p><strong>'Evet'&nbsp;</strong>demeyi bir ebeveynlik zafiyeti yada yenilgisi olarak düşünmeyin. 'Evet' demeyi çocukla bir müzakere aracı olarak kullanın.&nbsp;Örneğin, çocuğunuz dışarı çıkmak istiyor ama o an sizin için uygun değil. 'Hayır' çıkamayız demek yerine&nbsp;<strong>'Evet dışarı çıkmak iyi bir fikir. Öğlen yemeğinden sonra mı yoksa önce mi çıkmak istersin?'</strong>&nbsp;deyin. Böylece dışarı çıkmamak için dökülecek gözyaşlarını başından durdurabilirsiniz.</p>

<h3><strong>3. TEKLİF SUNUN</strong></h3>

<p>&nbsp;Hangisi daha zor?&nbsp;<strong>'Hayır'</strong>&nbsp;dedikten sonra ortaya çıkan karmaşayı ve gözyaşlarını yönetmek mi yoksa krizi başlamadan bitiren bir kaç seçenek bulmak mı? Kontrollü seçenekler sunmak çocuklar için sağlıklı ve iyi olanı seçme imkanı yaratır. Mesela akşam menüsünde ne yemek istediklerini soracaksınız. 'Akşam ne yersin?' diye sormak yerine 'Akşam tavuk ve pilav mı yemek istersin yoksa fasulye ve makarna mı?' diye sınırlandırmak tercih etmeyi ve krizleri önleyebilir.&nbsp;</p>

<h3><strong>4. DİKKATLERİNİ DEĞİŞTİRİN</strong></h3>

<p>Çocuğunuz ilk etapta ne istediğini, neden ağladığını&nbsp;hatırlayamıyorsa, sorun zaten zahmetsizce çözülmüştür. Ancak kriz hali geliyorsa hızla dikkat dağıtma tekniklerini kullanabilirsiniz. Burada dikkat dağıtmak için kullandığınız şeyin gerçekten heyecan verici ve eğlenceli görünmesini sağlayın. Mesela, süpermarkettesiniz ve krizin eşiğine geliyorsunuz. Birden hadi 'kim reyonun sonuna kadar benimle yarışmak ister' deyin ve koşmaya başlayın. Bir başka örnek, almak istediğiniz şeyleri bulmaları için onları yarıştırın. 'Kim daha önce domatesleri bulacak' gibi!</p>

<h3><strong>5. SİZİ STRESE SOKACAK, SÜREKLİ 'HAYIR' DİYECEĞİNİZ YERLERDEN KAÇININ</strong></h3>

<p>Eğri oturup doğru konuşalım! Çocuklarımıza en çok 'hayır' dediğimiz yerler, bir ebeveyn olarak çevre baskınızı en çok hissetiğimiz yerler. Aile ziyaretleri, titiz arkadaş gezmeleri, her şeyin kusursuz olduğu restoranlar vb. Bir diğer 'hayır' yerleri de çocukların güvende olmadıkları mekanlardır. Hele ki birden fazla çocuğunuz varsa. Rıhtım gezmeleri, kalabalık ve hareketli mekanlar vb. Eğer sizi strese sokacak, çocuğunuzu sürekli durdurmak isteyeceğiniz yerler varsa oralara gitmemeyi tercih edebilirsiniz. En azından 'hayır' diyeti yaptığınız ilk zamanlarda. Çocuğunuz 'hayır'sız yeni düzene adapte oldukça stresli mekanlarda davranışları kontrol etmek daha kolay olacaktır. Yine de zorlu mekanlarda çocuklara 'hayır' demek gerekebilir. Hızla yola koşan bir çocuğu durdurmak için 'hızlı bir hayır' şart. Bunu da hatırlamakta fayda var! Eğer çocuğunuzla ilişkinizi yukarıdaki maddeleri uygulayarak yeniden şekillendirmeyi başarırsanız o zaman yol kenarına geldiğinde duyduğu 'hayır'ın gerçek bir 'hayır' olduğunu hatırlayacaktır!</p>

<p>[related-posts id="16" color="bg-danger"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çocuk Gelişimi</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/cocuklara-hayir-demek-cozum-degil-iste-hayir-yerine-ise-yarayacak-5-ipucu</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Jun 2023 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/06/cocuguma-soz-dinletemiyorum-ne-yapsam-da-beni-dinlemiyor-diyen-ailelere-hayir-demek-yerine-kullanabilecekleri-5-ipucu.jpg" type="image/jpeg" length="98994"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
