<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Deniz Temur</title>
    <link>https://www.deniztemur.com</link>
    <description>Çocuklarda yeme sorunları, kaka tutma, çocuk beslenmesi, ek gıda BLW hakkındaki en son gelişmeler, yorumlar, araştırmalar ve haberler deniztemur.com'da...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.deniztemur.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 04 Apr 2026 02:27:09 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tuvalet eğitimi kaç yaşında başlar? Çocuğunu 6 aylıkken bezden çıkaran annenin ezber bozan hikayesi]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/tuvalet-egitimi-kac-yasinda-baslar-cocugunu-6-aylikken-bezden-cikaran-anneni-ezber-bozan-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/tuvalet-egitimi-kac-yasinda-baslar-cocugunu-6-aylikken-bezden-cikaran-anneni-ezber-bozan-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tuvalet eğitimi kaç yaşında başlar, tuvalet eğitimi kaç yaşında verilmeli? Eğer bir çocuk sahibi olduysanız er yada geç bu soruların yanıtlarını aramaya başlarsınız. Çocuk gelişimi kitapları, uzmanlar, doktorlar çocuklar 18 ila 30 ay arasında tuvalet eğitimi verilmeye başlanır dese de bazıları bu kadar beklemeye gerek duymuyor. İşte çocuğunu 6 aylıkken bezden çıkaran ve tuvalet eğitimi veren annenin ezber bozan hikayesi...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tuvalet eğitimine başlamak için aramalar yapan güzel ebeveynler, bugün size İngiltere'den 34 yaşındaki&nbsp;Brittany Balinski'nin oğlunu 6 aylıkken tuvalete alıştırma hikayesini aktaracağım. Ama Brittany'nin hikayesinden önce bir kaç önemli noktanın altını çizmek istiyorum.</p>

<p><em><strong>Ben Deniz Temur. Çocuklarda kaka tutma ve tuvalet eğitimi konularında ailelere danışmanlık veren bir çocuk gelişimciyim.&nbsp;</strong></em></p>

<p><strong><em>- Bu hikaye tuvalet eğitimine alternatif bir bakış sunmak adına yazılmıştır. Kesin uygulama tavsiyesi içermez</em></strong></p>

<p><strong><em>- Çocuğunuza tuvalet alışkanlığı kazandırmak istiyorsanız öncelikle çocuğunuzu iyi bir şekilde gözlemlemelisiniz. </em></strong></p>

<p><strong><em>- Gelişimini ve becerilerini objektif bir şekilde değerlendirmelisiniz.</em></strong></p>

<p><strong><em>- Her çocuğa uyan kesin bir tuvalet eğitimine başlama yaşı olmadığı gibi, her yöntem her çocuğa uyar demek de hatalı sonuçların ortaya çıkmasına neden olur. Bunu hatırlamalısınız.</em></strong></p>

<p><strong><em>- En doğru kararı en doğru zamanda verebilecek kişi çocuğu yakından tanıyan ebeveynleri ve bakım verenleridir. İç sesinizi dinlemekten korkmayın.</em></strong></p>

<h2><strong>1 yaşına geldiğinde bezle işi bitmişti</strong></h2>

<p>Gelin şimdi Brittany'nin sıra dışı tuvalet eğitimi hikayesini okuyalım</p>

<p>Bebek Benedykt ilk başlarda geceleri bez taksa da, gündüzleri bezsiz idare ediyordu; o sırada çalışmayan Brittany, tuvalete gitmesi gerektiğinde onu izliyordu. 34 yaşındaki Brittany, çocuğu 6 aylık olduğunda başlattığı tuvalet eğitimi sürecini şöyle anlatıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"O plastik birbirine geçen paspasları serdik, böylece bir kaza geçirse bile sorun olmuyordu, sadece siliyorduk. Onu lazımlığa taşımamdan, emeklemeye ve 11 aylıkken kendi başına yürümeye kadar her şey çok doğal bir şekilde ilerledi."</strong></p>

<h2><strong>Çocukların uzun süre bezli kalmasına alıştırıldık</strong></h2>

<p>Brittany'e göre, konforlu bebek bezleri çocukları 3-4 yıl bezli kalmaya mahkum bıraktığı görüşünde. Öyle ki kreşlerde 4 yaşında çocukların hala bezle dolaşmasından rahatsızlık duyuyor.&nbsp;</p>

<p>34 yaşındaki anne tuvalet eğitimi sürecini şöyle anlatıyor:</p>

<p><strong>'Benedykt yaklaşık altı aylıktı ve onu oynarken izliyordum ve kıpırdandığını ve belli ki tuvalete gitmesi gerektiğini fark ettim. Kendi kendime, 'Bu biraz garip, burada oturup onu izleyecek miyim?' diye düşündüm. Bu yüzden bezini çıkardım ve onu tuvalete götürdüm ve 'Bu insanların düşündüğünden daha kolay' diye düşündüğümü hatırlıyorum. 'O andan itibaren gündüzleri bez kullanmadık. O zamanlar sadece bir bebeğim vardı ve çalışmıyordum, bu yüzden onu her zaman izleyebiliyordum.'</strong></p>

<p><img alt="Tuvalet Eğitimi" height="652" src="https://deniztemurcom.teimg.com/deniztemur-com/uploads/2025/03/tuvalet-egitimi.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="486" /></p>

<h2><strong>Diğer çocukları için de aynı yöntemi izledi</strong></h2>

<p>Brittany'nin sonraki üç çocuğu doğumdan itibaren tuvalet eğitimi aldı. Evde ilgilenmesi gereken çok daha fazla şey olması ve gözlemlemek için daha az zaman ayırabilmesi nedeniyle daha uzun sürdü. Ancak 2 yaşına gelmeden çok önce hepsinin tüm çocuklarını bezden çıkarmayı başarmıştı.</p>

<p>Brittany, <strong>'Bu konuda katı değilim. Bunu ebeveyn öncülüğünde yaptık. Yani onları sürekli izlemek veya belirli bir ağlamayı duymak yerine, siz tuvalete gittiğinizde, uykularından uyandıklarında veya yemek yemeden önce onları tuvalete götürüyorsunuz. Dışarıda olduğumuzda veya uzun araba yolculuklarında yedek olarak bez takıyorlardı. Kazalardan endişe etmeden daha rahat bir yol' </strong>diyor.&nbsp;</p>

<h2><strong>Peki ya geceleri?</strong></h2>

<p>Brittany, geceleri bir süre bezleri takmaya devam etti. Ancak oğlu bir kaç hafta içinde gündüzleri çok az kaçırmaya başladığında&nbsp;geceleri de bezini ıslatmadığını fark etti ve gece bezlerini de sonlandırdı.</p>

<h2><strong>6 aylık bir çocuğun kakası geldiğini nasıl anladı?</strong></h2>

<p>Brittany, oğlunun kaka yapma zamanlarını da gözlem sonucu fark edebildi. Oğlu dışkılamak için genelde kahvaltı sonrasını tercih ediyordu. O süreçte oğlunu tuvalete yönlendirme hikayesini şöyle anlatıyor:</p>

<p><strong>"Onu kenara çekip çömelme pozisyonunda tutarak ona yardım ettim."</strong></p>

<h2><strong>Çalışmaya başlayınca işler karıştı</strong></h2>

<p>İlk çocuğunu küçük yaşta tuvalete kolaylıkla alıştıran Brittany,&nbsp; sonraki çocuklarına tuvalet eğitimi verdiği dönemde yaşadığı zorlukları da anlattı.&nbsp; Diğer çocuklarının doğumu sonrası çalışmadığını ve bir süre Filipinler gibi sıcak bir yerde yaşamanın avantajlarını kullanan Brittany, Londra'ya dönüp çalışmaya başladığında tuvalet eğitimi sürecinin baltalandığını, işlerin bir süre yoldan çıktığını da itiraf etti.</p>

<p><strong>"Filipinler'de halımız yoktu ve çocuklarımız çok az kıyafet giyiyordu, bu yüzden kaza geçirmesi önemli değildi. Öte yandan, Londra'da, çalışan anne modundayken, onu izlemek için daha az zamanım oldu ve diğer çocuklarımla çok fazla kaza geçirmeye başladık. Bunları evde veya kıyafetli olarak yaşamak çok daha elverişsizdi! İnsanların tutumlarının da farklı olduğunu hissettim. Bazı arkadaşlarım bunun iğrenç olduğunu düşündü, biri 'Onun yere çişini yapmasına izin vermeye devam edecek misin?' diye sormuştu.&nbsp; Kendimi yenilmiş hissettim ama vazgeçmedim. İlk başta gelişigüzel bir yaklaşımdı. Normal hayatımıza devam ettik ama onları belirli saatlerde lazımlığa oturtuyordum. Ve birkaç ay sonra ne yapması gerektiklerini anladıklarını fark ettim ve işler yoluna girdi."</strong></p>

<p><strong><img alt="Tuvalet Eğitim Hangi Yaşta Verilmeil" height="602" src="https://deniztemurcom.teimg.com/deniztemur-com/uploads/2025/03/tuvalet-egitim-hangi-yasta-verilmeil.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="471" /></strong></p>

<h2><strong>Herkes bunu yapabilir mi?&nbsp;</strong></h2>

<p>Gelelim bu hikaye her çocuğa ve anneye uygun mu? sorusunun yanıtına...</p>

<p>Brittany'nin hikayesinde vurguladığı 'çocuğu izleme' becerisi burada kilit öneme sahip. Her bakım veren, her ebeveyn erken dönemde çocuğuna tuvalet eğitimi verebilir. Çocuklar diğer becerileri kazandıkları gibi bu beceriyi de erken yaşta kazanabilir. Ancak bunu bir zorlama ve stres unsuruna çevirmemek önemli. Eğer tüm dikkatinizi çocuğunuzu gözlemeye verebiliyorsanız erken dönemde onu lazımlığa yönlendirebilir, tepkilerini değerlendirebilirsiniz. Sonuçlar size doğru yolu gösterecektir.</p>

<p>Öte yandan bebek bezlerinin konforu konusunda Brittany'nin eleştirilerine katılıyorum.&nbsp; Yeni nesil bezler çocukların bir kaç kez idrar yapmasına karşın kuru ve konforlu hissettirecek materyallere sahip. Bu konforlu alan annelerin çocuklarının ne sıklıkta tuvalete çıktığı bilgisini edinmelerine engel oluyor. Düşünün! Annelerimizin elde yıkadığı bezleri. Tek kullanımlık bezler çocuk her idrar yaptığında değişmek zorundaydı. Bu değişim anneler çocuklarının ne sıklıkta, hangi saatlerde tuvalete gitme ihtiyacında olduklarını gösteren bir zaman çizelgesi yaratıyordu. Bu çizelge çocuğu bezden çıkarıp tuvalete yada lazımlığa yöneltmek için fırsat yaratıyordu. Günümüzde biz anneler için bu veri ne yazık ki konforlu bezler nedeniyle kayıp. Erken yada geç fark etmez, çocuğunuzu tuvalete alıştırmak istiyorsanız önce bu tuvalet ihtiyacının gelişine dair işaretleri ve zamansal düzenin farkına varmanız gerek. Bunu başaran tuvalet eğitimini de kolaylıkla aşabilir.&nbsp;</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>TUVALET EĞİTİMİ</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/tuvalet-egitimi-kac-yasinda-baslar-cocugunu-6-aylikken-bezden-cikaran-anneni-ezber-bozan-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Mar 2025 19:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/10/kaka-tutan-cocuga-sakin-lavman-yapmayin.jpg" type="image/jpeg" length="28537"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuğunuz influenza yani domuz gribi olduysa...]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/cocugunuz-influenza-yani-domuz-gribi-olduysa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/cocugunuz-influenza-yani-domuz-gribi-olduysa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuğunuzun İnfluenza yani domuz gribi testi pozitif mi çıktı? İnfluenza ile ilk kez tanışan aileler için korkutucu ve kaygı verici bir durum olduğunu bildiğimden kendi çocuklarımla yaşadığım domuz gribi tecrübelerimi, belirti ve tedavi sırasında yaşadıklarımız ile doktor tavsiyelerini sizler için yazmak istedim.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kovid-19 salgını sırasında kendisini unuttuğumuz influenza bir döndü, pir döndü! Pandemi sırasında bulaşamadığı insanlıktan resmen bu kış intikam alıyor. Her konuştuğum arkadaşım, her doktor ziyaretinde konuşulan tek şey var ki o da influenza salgını. Biri 11, diğerleri 4.5 ve 2.5 yaşlarında olan 3 çocuk annesi olunca influenza ile tanışıklığımızın eskilere dayandığını ve hemen hemen her yıl kendisiyle bir tur daha görüştüğümüzü söyleyebilirim. Bu yazdıklarımdan influenzayı küçümsediğim sonucu aman ha sakın çıkmasın. Allah beterinden korusun kesinlikle ama influenza küçümsenmeyecek kadar ciddi bir hastalık. Hele ki bu yıl olduğu gibi salgın halinde seyrederiyorsa. Eve girince dokunmadık beden bırakmıyor.&nbsp;</p>

<p><strong>"Çocuğunuz influenza yani domuz gribi olduysa..." </strong>başlıklı bu yazımda hem kendi influenza tecrübelerimi hem de çocuklarımın doktoruyla yaptığım görüşmeden aldığım notları yazdım.</p>

<p><strong>KÜÇÜK AMA ÖNEMLİ BİR HATIRLATMA! </strong>Bu yazıdakiler tavsiye niteliğinde olup, tedavi önerisi değildir. Influenza tedavisi mutlaka doktor gözetiminde, çocuğa özel uygulanmalıdır. AMAN DİKKAT!</p>

<h2><strong>INFLUENZA DOMUZ GRİBİ Mİ?</strong></h2>

<p>Önce işin en sevimsiz tarafını konuşarak başlayalım. Influenza domuz gribi mi? Bu sorusunun yanıtı 'evet.' Daha iyi anlamak için Influenza türlerini kısaca anlatarak yanıt vermek isterim.</p>

<p>Influenza'nın 3 yaygın türü var;</p>

<p><strong>Influenza A</strong></p>

<p><strong>Influenza B</strong></p>

<p><strong>Influenza C</strong></p>

<h2><strong>INFLUENZA A NEDİR?</strong></h2>

<p>Influenza A, Türkiye'de yaygın olarak görülen ve salgın niteliği taşıyan, semptomları en ağır seyreten grip türü. Bu hastalığa H1N1 virüsü neden oluyor. Influenza'nın bu türü yani Influenza A, domuz gribi olarak anılan hastalık. Yani çocuğunuzun Influenza A testi pozitif çıktıysa çocuğunuz domuz gibi olmuş demektir. İsim korkutucu bu nedenle biz daha havalı olan influenza demeyi sürdürerek devam edelim.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>INFLUENZA B VE INFLUENZA C NEDİR?</strong></h2>

<p>İnfluenza B de en az influenza A'ya benzer semptomlara sahip. Daha çok çocuklarda görülen influenza B'nin hastalık seyri A'ya göre biraz daha hafif. İnfluenza C ise çoğunlukla domuzlarda olmak üzere hayvanlarda görülen türü.&nbsp;</p>

<h2><strong>INFLUENZA NEDİR?</strong></h2>

<p>Influenza nedir diye merak ediyorsanız yaygın adı domuz gribi olan, tıbben artık grip olarak alınlan H1N1 virüsünün neden olduğu bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Influenza virüs kaynaklı bir hastalık olduğundan tıbbin viral enfeksiyon adıyla da anılan hastalıklar grubundadır.&nbsp;</p>

<p><img alt="Influenza Domuz Gribi Mi Influenza A B C Nedir, Belirtileri Ve Tedavi Yolları" height="416" src="https://deniztemurcom.teimg.com/deniztemur-com/uploads/2024/02/influenza-domuz-gribi-mi-influenza-a-b-c-nedir-belirtileri-ve-tedavi-yollari.JPG" width="626" /></p>

<h2><strong>INFLUENZA (DOMUZ GRİBİ) BELİRTİLERİ NELER?</strong></h2>

<p>Evet influenza ile ilgili tıbbi bilgileri edindiğimize göre hastalığın en sevimsiz konusu olan belirtilerine gelebiliriz. Çocuklarda hastalık zor, influenza çok daha zor!&nbsp;</p>

<p>İnfluenza'nın ilk belirtileri basit bir solum yolu enfeksiyonuyla benzer. Ancak en ayırt edici yanı, bakteri kaynaklı solunum yolu enfeksiyonlarında önceden öksürük, hafif halsizlik, burunda tıkanma, boğazda gıdıklanma gibi belirtiler görülmeye başlanıp ardından ateş tabloya katılırken, influenza bir anda yüksek ateşle başlıyor. İnfluenza'da çocuğunuz 1 saat önce parkta koşup oynuyor, okulda sorunsuzca eğitimine devam ediyor olabilir. 1 saat sonra çocuğunuzu birden 39 derece ateşle yanarken bulabilirsiniz. Öksürük, burun akıntısı, tıkanıklık, boğazda huzursuzluk vs. görmeyebilirsiniz. İnfluenza'nın ilk günlerinde ateş düşünce çocuklar normal aktivitelerine devam eder hale gelebiliyorlar. İlk çocuğum 4,5 yaşındayken ilk kez influenzayla karşılaştığımızda gece ateşi 39'u geçen çocuğun sabah anaokuluna gitmek için benimle kavga ediyor, '<strong>hasta değilim ben iyiyim'</strong> diyordu. İkinci gece ateşi yükselip hastaneye gittiğimizde, test sonucunu beklerken verilen ateş düşürücü sonrası rahatlayıp 1 saat boyunca hastane koridorlarında koşup oynadığına şahit olmuşluğum var.&nbsp;</p>

<p>Tecrübeyle ve doktorlarla iştişarelerim sonucu şunu çok net söyleyebilirim ki, çocuğunuzda tekrarlayan yüksek ateş varsa ve burun akıntısı, boğaz yanması vs. gibi başka bir sorun görmüyorsanız, ateş düşünce hali iyi görünse bile bir doktora başvurun ve influenza testi yaptırın!</p>

<h2><strong>INFLUENZA (DOMUZ GRİBİ) TESTİ NASIL YAPILIYOR, FİYATI NE KADAR?</strong></h2>

<p>Çocuğunuzda geçmeyen inatçı ateş varsa ve doktora başvuruyorsanız salgın döneminde mutlaka influenza testi yapılacağını bilin. Zira doktorlar influenza salgını döneminde çocuklara rastgele antibiyotik yazmamak konusunda tecrübeliler. İnfluenzada antibiyotik tedavisi işe yaramadığı gibi işleri de kötüleştirebiliyor. Bu nedenle doktorlar test sonuçlarını görmeden tedavi yazmıyorlar. <strong>Peki domuz gribi yani influenza testi nasıl yapılıyor? </strong>Bu test son derece basit bir prosedür. Aynı Kovid 19'da olduğu gibi burun içinden ve boğazın gerisinden sürüntü alınıyor. Kulak çubuğuna benzer daha uzun bir aparatla bir kaç saniyede burun içi ve geniz akıntısı örnekleri alınıyor. İnfluenza testi sonuçları&nbsp; yoğunluğa ve hastane prosedürlerine göre değişiklik gösterse de 30 dakika ile 1 buçuk saat arasında çıkıyor. <strong>İnfluenza testi fiyatı ne kadar, influenza testi kaç para? </strong>diye merak edenlere ne yazık ki iyi bir haber veremiyorum. Bu test her zaman pahalıydı ve SGK testin ücretinin kısmı bir kısmını karşılıyor. Malum dönem yüksek enflasyon dönemi ve hergün her şeyin fiyatına zam geliyor. Influenza testi fiyatı da bu hayat pahalıllığından nasibini almış görünüyor. Influenza testinin fiyatı hastaneden hastaneye farklılık gösterdiğinden kesin bir rakam vermek zor. Ancak binli rakamlara denk geldiğini söyleyebilirim.&nbsp;</p>

<h2><strong>INFLUENZA YANİ DOMUZ GRİBİ TEDAVİSİ NEDİR?</strong></h2>

<p>Influenza yani domuz gribi tedavisinin nasıl yapılacağını hastalığın ne zaman teşhis edildiği belirliyor. Piyasada influenza yani domuz gribi tedavisinde kullanılan tek bir şurup var. Bu şuruba hastalığın belirtileri başlandıktan sonraki ilk 48 saat içinde başlanınca influenzanın seyri çok daha hafif geçiyor ve çocuklar çok daha kısa sürede toparlanıyorlar. Ancak ilk belirtilerin üzerinden 48 saatten fazla süre geçmişse ilacın etkinliği azalıyor. 48 saatten sonra başlanan influenza tedavisinde hastalığın seyri ve süresi çok da değişiklik göstermeyebiliyor. Burada influenza tedavisine başlanıp, başlanmaması gerektiğine mutlaka bir uzman karar vermeli. Bazı durumlarda 48 saat sınırı geçilse bile ilaç tedavisi başlanması gerekebilir. Örneğin, çocuğunuzda riski arttıran bir hastalık yada fizyolojik farklılık olabilir. Kararı doktorunuza bırakın ve güvenin.&nbsp;</p>

<h2><strong>INFLUENZA TEDAVİSİNDE MUTLAKA DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER</strong></h2>

<p>Bir önceki başlıkta da yazdığım gibi. İnfluenza tedavisi için piyasada tek bir ilaç var. Alternatiflerinin olmaması bu tedaviyi başlayınca mutlaka bitirmeyi zorunlu kılıyor. İnfluenza'da doktorun reçete ettiği adı Enf.. ile başlayan o şuruba başladığınızda tedaviyi önerilen süre boyunca kullanmak zorundasınız. Bir kaç doz alıp, tedaviyi bitirmediğinizde vücut ilaca karşı bağışıklık geliştiriyor ve bir daha influenzaya yakalandığınızda işe yaramaz oluyor. Alternatifi olmadığından influenza sırasında tedavisiz kalınmasına neden olabiliyor.&nbsp;</p>

<h2><strong>İNFLUENZA ŞURUBUNUN YAN ETKİLERİ</strong></h2>

<p>Tecrübelerim şunu gösteriyor ki influenza tedavisinde reçete edilen <strong>'enf...' </strong>ile başlayan isimli antiviral ilacı kullanmak çok da kolay olmayabiliyor. Hele ki çocuğunuz ilaç içmeye alışık değilse. İlacın bizim çocuklarda görülen yan etkilerinin başında mide bulantısı ve kusma geliyor. Bu yan etkiler ilacın kullanılmasını zorlaştırıyor. Bizim çocuklarda bu sorunu mide bulantısını önleyici tedavilerle aştık. Doktorunuzdan bu ihtimale karşı çocuğunuz için bulantı azaltıcı ek tedavi isteyebilirsiniz.&nbsp;</p>

<p>Influenza tedavisinde en önemli şey ateşin kontrol altında tutulması. Özellikle hastalığın pik yaptığı 3 ila 5'nci günler arasında inatçı ve yüksek ateş kaçınılmaz. Bu nedenle tedavi sırasında elinizde çocuğunuzun durumuna ve yaşına uygun ateş düşürücü kombinasyonlarından bulunduğundan ve ateş düşürücüleri doktorunuzun size tavsiye ettiği düzende kullanmaya özen gösterin.</p>

<p><img alt="Influenza Domuz Gribi Bulaşma Kaç Gün Sürer" height="410" src="https://deniztemurcom.teimg.com/deniztemur-com/uploads/2024/02/influenza-domuz-gribi-bulasma-kac-gun-surer.JPG" width="609" /></p>

<h2><strong>INFLUENZA'NIN BULAŞMASINI ÖNLEMEK MÜMKÜN DEĞİL AMA...</strong></h2>

<p>İnfluenza diğer adıyla domuz gribi girdiği evde dokunmadık kişi bırakmıyor. Evde başka çocuklarınız varsa karantina uygulayabilirsiniz. Ancak bakım verenlerin tekliği, hasta çocuk ile sağlıklı çocuk arasında bir köprü yarattığından çoğunlukla bulaşmayı engellemek mümkün olmuyor. Ancak influenzada ilaçlı tedavi aynı zamanda koruyucu tedavi olarak da uygulanabiliyor. Adı 'enf...' ile başlayan influenza ilacının prospektüsünde koruyucu doz uygulamalarına ilişkin detaylar var. Eğer evinizde küçük yaşta çocuklar varsa ve bulaşmadan endişe ediyorsanız bunu doktorunuzla paylaşın. Koruyucu influenza tedavisine doktor muayenesi olmadan, kendi başınıza başlamayın. Çünkü her çocuk kendine ait özellikler taşır ve bazı durumlarda tedavi uygun olmayabilir. Koruyucu doz influenza tedavisinin çocuklarınıza uygun olup olmadığına mutlaka doktor muayenesiyle karar verin.&nbsp;</p>

<h2><strong>INFLUENZA KAÇ GÜN SÜRER?</strong></h2>

<p>Çocuklarda influenza kaç gün sürer? sorusunun kesin bir yanıtı yok. Zira her çocuk hastalığı kendi bedeninin ve bulaşmanın getirdiği sonuçlara göre yaşıyor. Yüksek virüs yüküyle influenza bulaşan bir çocuk daha az virüs yüküyle hastalığı kapan çocuklardan çok daha uzun süre hasta kalabilir. Başka bir hastalığına sahip bir çocuk için influenza çok daha uzun ve zorlu bir hastalığa dönüşebilir. Ancak genel veriler, hastalığın 7 ila 10 gün arasında geçtiğini gösteriyor.&nbsp;</p>

<h2><strong>İNFLUENZA DOMUZ GRİBİNİN BULAŞICILIĞI NE ZAMAN BİTER?</strong></h2>

<p>İnfluenza yani domuz gribi, virüs bulaşması sonrası 1 ila 4 günlük bir kuluçka süresine sahip. Yaygın kuluçka süresinin 2 gün olduğu söyleniyor. Virüs vücuda girdikten sonraki kuluçka süresinde hastalık belirtisi göstermez, virüs vücuda yerleşir ve çoğalmaya başlar.&nbsp;</p>

<p>İnfluenzanın bulaşıcılığı ise ilk belirtiler görülmeden 1 gün önce başlar. Yani çocuğunuz hastalık belirtisi göstermese de domuz gribini bulaştırmaya başlar. İnfluenza yani domuz gribinde bulaşma riskinin en yüksek olduğu günler, hastalığında belirtilerinin görüldüğü 5 ile 7 gün kadar devam eder. Ancak bulaştırıcılık süresi vücut direnci düşük olan ve küçük yaş grubundaki çocuklarda 10 ila 14 güne kadar devam edebilir.</p>

<h2><strong>INFLUENZA YANİ DOMUZ GRİBİ OLAN ÇOCUĞU NASIL BESLEMEK GEREKİR?</strong></h2>

<p>Ben Deniz Temur. Uzun yıllardır çocuklarda yeme sorunları üzerine danışanlık veren bir çocuk gelişimcisiyim. Mesleki tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki en zorlu yeme sorunları hastalık sırasındaki zorla besleme sonrası oluşur. Biz ebeveynler çocuklarımızı hastayken çok iyi besleyerek iyileştirmek isteriz. Oysa ki influenza gibi yüksek ateş ve ağır virüs yükünün olduğu hastalıklar sırasında çocukların çok besin tüketmeleri onların iyileşmesini geciktirir ve kendilerine çok daha kötü hissetmelerine neden olur. Hastalıklar sırasında insan vücudu besin ihtiyacını minimuma indirir. Bu aynı zamanda hastalığına neden olan virüsün de beslenmesini engeller. Aynı zamanda vücut sindirim gibi bir yükle uğraşmak yerine hastalıkla mücadele etmeyi başarır. Bu nedenle hastalıklar sırasında iştahsızlık sağlıklı bir şeydir.&nbsp;</p>

<p>Peki hastalık sırasında çocuğu aç mı bırakacağız? Tabi ki '<strong>hayır.</strong>' Hastalıklar sırasında beslenme basit, küçük ve hafif öğünlerle olmalı. Bir dilim kızarmık ekmek ve biraz peynir, bir kaç dilim muz, bir kaç kaşık içeriği hafif bir çorba, kraker, yoğurt gibi besinler hastalık sırasında çocuklar için yeterli ve zorlanmadan beslenmeyi sağlayan alternatiflerdir.&nbsp;&nbsp;</p>

<h2><strong>INFLUENZA SIRASINDA BİTKİSEL TEDAVİLERE DİKKAT!</strong></h2>

<p>Çocuklar hastalandıklarında onları besleyerek yada bitkisel kürler yedirip, içirerek hastalığın çabuk geçmesini sağlayamayız. Hastalığın süresini tedavi, aşılanma ve hastanın bağışıklık sisteminin hastalığa karşı verdiği tepki belirler. Bitkisel kürler, bitkisel içerikli çaylar vs. sonucu değiştirmez. Eğer çocuğunuz hali hazırda bitki çayları tüketiyorsa örneğin ıhlamur içmeyi seven bir çocuksa hastalık sırasında sıvı desteği almasi için ıhlamur tüketmesini sağlayabilirsiniz. Burada ıhlamuru ne kadar içeceğine çocuğun karar vermesi önemli. Fazlası için zorlamamak şart. Eğer çocuğunuza influenza sırasında iyileşsin diye bitkisel içerikli karışımlar, çaylar hazırlıyorsanız ve çocuğunuz bu karışımları daha önce içmediyse onu zorlamayın. Hastalıklar sırasında çocuklar yeni tatları deneyemezler. Hastalık sırasında yeni şeyler yemeye ve içmeye zorlanan çocuklarda kalıcı yeme sorunları oluşur. Kusma sıklıkla görülür. Kusmayla birlikte seyreden influenza çok daha ağır bir tabloya neden olabilir. Bu nedenle çocuklara 'bir an önce iyileşsin' diye zorla bir şeyler yedirip, içirmeye çalışmayan.&nbsp;</p>

<h2><strong>INFLUENZA SIRASINDA SIVI ALIMI HAYATİ ÖNEME SAHİP&nbsp;</strong></h2>

<p>Çocuğunuzun domuz gribini kolay ve hırpalanmadan atlatmasını istiyorsanız onu sürekli beslemeye çalışmak yerine bol bol sıvı tüketmesini sağlamaya odaklanın. Yüksek ateşe seyreden hastalıklarda vücut çok hızlı sıvı kaybeder. Vücutta sıvı kaybı başta çocuklar olmak üzere tüm insanlar için tehlikeyi klinik tablolar yaratabilir. Bu nedenle eğer çocuğunuz anne sütü alan bir bebekse influenza sırasında bol bol emzirin. Aynı durum formül mamalar için de geçerli. Çocuk kabul ettiği sürece emmesini destekleyin.&nbsp;</p>

<p>İnfluenza tedavisinde su tüketmek en önemli aşama. Çocuğunuzu zorlamadan, sık sık bir kaç yudum da olsa su içmesi için teşvik edin. Suyun yanında çocuğun alışık olduğu, hali hazırda tüketmeyi sevdiği diğer sıvıları da sunabilirsiniz. Taze sıkılmış meyve suları, ıhlamur gibi hafif bitki çayları, ayran, kefir hatta seviyorsa maden suyu. Bunlardan büyük miktarlarda içmesine gerek yok. Sık sık biraç yudumla sıvı alımının devamı önemli.</p>

<p>Eğer çocuğunuz ateş sırasında kendine gelemiyorsa, su dahi içemiyor durumdaysa mutlaka tıbbi destek için hastaneye başvurun.&nbsp;</p>

<h2><strong>İNFLUENZA AŞISI İŞE YARIYOR MU?</strong></h2>

<p>Influenza aşısı, yaz sonunda eczanelere gelen grip aşısıdır. Bu aşının içeriği her yıl H1N1 virüsünün yeni varyantlarına göre değiştirilir. Bu nedenle her yıl influenzaya karşı yeniden aşılanmak gerekir. Peki influenza aşısı hastalıktan korur mu? Bu sorunun yanıtı 'hayır.' Grip aşısı olsanızda domuz gribine yakalanabilirsiniz. Ancak hastalığın seyri çok daha hafif geçer ve süresi kısalır. Çocuklarımın doktoru özellikle okul ortamında bulunan çocuklar için grip aşısı yapılması gerektiğini tavsiye ediyor. Aşısız çocuklarda ağır seyreden influenzada hastanede yatış oranının çok daha yüksek olduğunu, aşılı olup da hastaneye influenzadan yatan çocuk sayısının çok az olduğunu da söylüyor. Peki influenza aşısını devlet karşılıyor mu? Bu sorusunun yanıtı risk grubundakiler için 'evet.' Ancak risk grubu dışında koruyucu amaçlı yapılan aşılar ücretli.&nbsp;</p>

<h2><strong>INFLUENZADA ANTİBİYOTİK KULLANILIR MI?</strong></h2>

<p>İnfluenzada antibiyotik kullanımı da tartışmalı konulardan biri. Çocuklarımın doktoru influenza sırasında antibiyotik kullanılır mı? sorusuna '<strong>hem evet hem de hayır'</strong> yanıtını verdi. İnfluenza tedavisinde antibiyotik ilaçların yeri yok. Virüs kaynaklı bir hastalık olan influenzada antibiyotik ilaçlar işe yaramıyor hatta bazı vakalarda asıl tedaviyi geciktirdiği için işleri daha da kötüleştirebiliyor. Ama influenza sırasında vücutta zayıflayan bağışıklık sistemine bağlı ikincil bakteriyel enfeksiyonlar da oluşabiliyor. Bu tür durumlarda çocukların boğazında bakteri kaynaklı apselenmeler sıklıkla görülebiliyor. Bu tip bakteri kaynaklı ikinci hastalıkların yayılmasını önlemek için influenza tedavisinin yanında antibiyotik tedavisi de uygulanması gerekebiliyor. Ancak burada tedavi ancak bir uzman tarafından gerekli görülürse uygulanıyor.&nbsp;</p>

<p>Siz de yorumlara kendi çocuğunuzla yaşadığınız hastalık deneyimlerini yazın, bilgi ve yoldaşlığa ihtiyaç duyan diğer anne babalara birlikte yardımcı olalım.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANNE ÇOCUK</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/cocugunuz-influenza-yani-domuz-gribi-olduysa</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Mar 2025 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2024/02/cocugunuz-influenza-yani-domuz-gribi-olduysa.jpg" type="image/jpeg" length="62392"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zayıf çocuğuma kilo aldıramıyorum ne yapmalıyım, ne yedirmeliyim?]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/zayif-cocuguma-kilo-aldiramiyorum-ne-yapmaliyim-ne-yedirmeliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/zayif-cocuguma-kilo-aldiramiyorum-ne-yapmaliyim-ne-yedirmeliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuğunuzun kilo alması mı gerekiyor? Bu yazım 'Çocuğum çok zayıf, kilo aldıramıyorum, ne yapmalıyım, ne yedirmeliyim?' diye düşünen anne babalara gelsin. Zayıf çocuğunuza kilo aldırmak için ona çok fazla yemek yedirmek yerine, kilo alımına yardımcı besinleri kullanarak nasıl öğün planlaması yapabilirsiniz tek tek sizin için anlattım. Hadi gelin çocuklara kilo nasıl aldırılır? birlikte öğrenelim.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çocuğunuz zayıf ve yemek yemiyor! Çocuğunuza kilo aldırmak için uğraşıyorsunuz ama tüm çabanız başarısız&nbsp; oluyor! Her şeyi denedim ama çocuğuma kilo aldıramıyorum, ne yapmalıyım, ne yedirmeliyim diyenler doğru yerdesiniz.</p>

<p><em><strong>Ben Deniz Temur. Çocuğum yemek yemiyor! diyen ailelere danışmanlık veren bir Çocuk Gelişimciyim. Bugün bu yazımda kilo alması gereken çocukların ailelerine verdiğim tavsiyeleri sizler için kaleme aldım. Hadi gelin başlayım!</strong></em></p>

<h2><strong>Çocuğunuz gerçekten zayıf mı?</strong></h2>

<p>İşe '<strong>çocuğunuz gerçekten zayıf mı, değil mi?'</strong> bunu anlamanın yollarını konuşarak başlayalım derim. Malum devir obezite ve fazla kilo devri. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de çocukluk çağı obezitesi oranı yüzde 10, çocukluk çağı şişmanlığı oranı ise yüzde 15'lerde. Yani sokakta gördüğünüz her 100 çocuktan 10'u obez, 15'si ise fazla kilolu. Hal böyle olunca ve gözümüz kilolu çocuk görmeye alışınca kendi çocuğunuz bize zayıf hatta fazla zayıf gelebilir.</p>

<p>Peki bunun ayrımını nasıl yapacağız? Yani çocuğumuzun zayıf görüntüsü gerçekten bir sorun mu, yoksa biz bakım verenlerin bir yanılsaması mı?</p>

<p>Bu ayrımı yapmanın tek ve en doğru yolu tıbbi taramalardır. Eğer çocuğunuzun kilosunun düşük, kilo alma hızının yavaş ve hatta uzamasında bir sorun olduğunu düşünüyorsanız çocuk doktorunuzla yada aile hekiminizle görüşün. Düşüncelerinizi, çocuğunuzun beslenme alışkanlıklarını uzmanla paylaşın.</p>

<p>Eğer doktorunuz gerekli incelemeler sonrası çocuğunuzun kilosunun ve gelişiminin normal olduğunu düşünürse çocuğunuzun görüntüsünü dert etmeyin ve onun sağlıklı olduğunu kendinize sık sık hatırlatın.</p>

<h2><strong>Çocuğunuzun gerçekten kilo alması gerekiyorsa ne yapmalısınız?</strong></h2>

<p>Gelelim diğer olasılığa... Doktorunuz çocuğunuzn kilosunun düşük, gelişiminin ise geriden geldiğini söylerse ne yapmalısınız?</p>

<p>İlk yapmanız gereken doktorunuzun önerilerini uygulamak olacaktır.&nbsp;</p>

<p>Çocuğunuz 2 yaşından büyükse ve doktor kilo almanın iyi bir fikir olduğunu düşünüyorsa, buna yaklaşmanın en iyi yolu sağlıklı besinler ve sağlıklı alışkanlıklar geliştirmek olacaktır.</p>

<p>Sağlıklı kilo alımını teşvik etmenin temelde 3 yolu vardır:</p>

<h3><strong>1- Öğün planlamasını doğru yapın</strong></h3>

<p>Çocuğunuza üç öğün yemek (kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği) ve iki sağlıklı atıştırmalık koyun. Bu atıştırmalıklar öğle ile akşam yemeği arasında olabileceği gibi, sabah kahvaltısı ile öğle yemeği arasında olabilir. Veya akşam yemeklerini erken yiyen bir çocuğunuz varsa yatmadan önce küçük sağlıklı bir atıştırmalık öğünü koyabilirsiniz. Planlanan bu öğünler dışında aralarda sudan başka hiçbir şey tüketilmediğinden emin olun, kilo alsın diye 'her dakika' çocuğa bir besin sunulmamalıdır.&nbsp;Çocuğunuzun ister ana öğün isterse ara öğün olsun besin tüketebilecek kadar aç olması gerekir. Sürekli tokluk hisseden çocuklar çok daha az beslenmek isterler. Bu da sağlıklı kilo alımını engeller.</p>

<h3><strong>2- Sağlıklı yüksek kalorili yiyecekler sunun&nbsp;</strong></h3>

<p>Sağlıklı yağlar ve protein açısından zengin besinleri tercih edin. İşte bir kaç örnek:</p>

<p>-Fındık ve fındık ezmeleri,</p>

<p>- Kabak veya ayçekirdeği gibi yağlı tohumlar</p>

<p>- Tam yağlı süt ürünleri, yoğurt, peynir, kefir vb.</p>

<p>- Avokado</p>

<p>- Humus</p>

<p>- Zeytinyağı ve diğer bitkisel yağlar</p>

<p>- Tam tahıllar, tam buğday ekmeği, tam buğday unu kullanılarak yapılan ev tipi hamur işleri (fırında pişen, kızartılmamış olanları tercih edin)</p>

<p>- Ve et ürünleri.</p>

<h3><strong>3- Öğünlerde sunulan besinlerin kalorisini arttırın</strong></h3>

<p>Çocuğunuza çok fazla yemek yedirerek ona kilo aldıramazsınız. Bunun nedeni çocukların mide kapasitelerinin küçük ve sınırlı oluşudur. Yani siz kocaman bir tabak makarna yedirmek isteseniz bile küçük bir miktar yiyip masadan kaçacaktır. Bu nedenle çocuklara kilo aldırırken küçük porsiyorlarda yüksek kalorili öğünler hazırlamalısınız.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Örneğin;</p>

<p>- Favori makarnasına biraz ekstra sağlıklı yağ ekleyin. Zeytinyağ ve tereyağ olabilir. Yağlı bir peynir rendelemek de işe yarayabilir.</p>

<p>- Meyveli bir ara öğüne evde pişirilmiş bir poğaça yada börek ekleyebilirsiniz</p>

<p>- Bir dilim ekmeğe fındık yada fıstık ezmesi sürebilirsiniz. Şekersiz olanlarını tercih edip tatlandırıcı olarak doğal bal, ev yapımı marmelat yada reçel kullanabilirsiniz.</p>

<h2><strong>Çocuğunuza kilo aldırmaya çalışırken asla düşmemeniz gereken 3 tuzak</strong></h2>

<p><strong>Şunun altını çizmek isterim: Alınan her kilo sağlıklı değildir, çocuğunuz gerçekten zayıf olsa bile!</strong></p>

<p><strong>Gelelim zayıf çocuğuna kilo aldırmaya çalışan ebeveynlerin düştüğü tuzaklara!&nbsp;</strong></p>

<h3><strong>1- Çocuğunuza daha fazla tatlı veya abur cubur vermek.</strong></h3>

<p>Çocuklar genelde tatlı ve abur cubur yemek istediklerinden ve ikisinin de kalorisi yüksek olduğundan kulağa cazip gelebilir. Ancak bunlar sağlıklı yiyecekler değildir. Tatlı ve abur cubur alışkanlığı edinmek uzun vadede hem tehlikeli hem de kötü bir fikirdir.</p>

<h3><strong>2- Çocuğunuza sınırsız yiyecek erişimi sağlamak.</strong></h3>

<p>Bu da çok cazip bir yol gibi görünüyor değil mi? Sonuçta, onların yemesini istiyoruz! Ancak bu, yediklerinin sağlıklı olduğundan emin olmayı zorlaştırmakla kalmaz, aynı zamanda atıştırmak, gerçek bir öğün zamanı geldiğinde daha az aç hissetmelerini sağlayabilir.</p>

<h3><strong>3- Çocuğunuzun süt ve diğer içeceklerle (besin takviyesi içecekler de buna dahil) karnını doyurmasına izin vermek.</strong></h3>

<p>Sürekli süt içmek yada doktorunuzun önerdiği kilo aldırıcı içecek ve mama takviyelerini gereğinden fazla kullanmak yemek vaktinde yemek yeme olasılığını azaltır ve çocuğunuzun ihtiyaç duyduğu tüm besinleri alma olasılığını ortadan kaldırır. Doktorunuz size tavsiye etmediği sürece çocuğunuza besin takviyesi vermeyin. Doktor tavsiyesiyle kullanılan ürünleri önerilen miktarlardan fazla kullanmayın. Çocuğunuzun önerilen miktarla yüksek tokluk yaşadığını ve besinlerden uzaklaştığını gözlemliyorsanız hemen doktorunuzla görüşün. Takviyelerin miktarını azalmayı yada tamamen beslenme düzeninden çıkarmayı konuşun.&nbsp;</p>

<h2><strong>Ve unutmayın!</strong></h2>

<p>Eğer kilo azlığı sorunu yaşayan bir çocuğunuz varsa gelişimini takip etmek için doktorunuzla düzenli kontroller planladığınızdan emin olun. Umarım çocuğunuz büyüdükçe gelişmesine yardımcı olacak daha sağlıklı bir kiloya sahip olur.</p>

<h3><strong>Son bir not</strong></h3>

<p>Eğer;</p>

<p><em><strong>- Çocuğum yemek yemiyor!</strong></em></p>

<p><em><strong>- Çocuğum tek tip besleniyor, bir kaç yiyecekten başka şey yemiyor!</strong></em></p>

<p><em><strong>- Çocuğuma zorla/ekranla/oyunla/oyalayarak yemek yediriyorum!</strong></em></p>

<p><em><strong>- Çocuğum yemekleri görünce kaçıyor, asla ağzını açmıyor, zorlayınca öğürüyor, kusuyor!</strong></em></p>

<p>diyorsanız ona kilo aldırmaya çalışmadan önce beslenme düzenini iyileştirmeye odaklanın. Bunu nasıl yapacağınızı bilmiyorsanız size yardımcı olmaktan keyif duyarım. Bana 0544 869 74 76&nbsp; numaralı WhatsApp hattından mesajla ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOCUK BESLENMESİ, ÇOCUĞUM YEMEK YEMİYOR</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/zayif-cocuguma-kilo-aldiramiyorum-ne-yapmaliyim-ne-yedirmeliyim</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jan 2025 23:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2025/01/cocuklara-nasil-kilo-aldirilir.png" type="image/jpeg" length="82256"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tabaklarındaki yiyecekleri bitirmeye zorlanan çocuklarda obezite riski daha yüksek!]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/tabaklarindaki-yiyecekleri-bitirmeye-zorlanan-cocuklarda-obezite-riski-daha-yuksek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/tabaklarindaki-yiyecekleri-bitirmeye-zorlanan-cocuklarda-obezite-riski-daha-yuksek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['O tabak bitmeden masadan kalkmak yok!" Bu ve benzeri cümleleri kullanmayan anne-baba yoktur. Peki çocukları tabaklarındaki yiyecekleri bitirmeleri konusunda ısrarcı olmak sağlıklı mı? Yapılan son araştırma sonuçlarına göre bu sorunun yanıtı kocaman bir 'HAYIR.' Dahası tabağındaki yiyecekleri bitirme konusunda zorlanan ve daha fazla yemenin iyi olduğu mesajı verilen çocuklar birer 'obezite hastası' adayı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>'O tabak bitecek!'</strong></p>

<p>İster ödül ister ceza yoluyla olsun. Çocukları tabaklarına konulan yemekleri bitirmeleri konusunda ısrarcı olduğumuz bir gerçek.&nbsp;</p>

<p>Ben Deniz Temur... Yıllardır çocuklarda yeme zorlukları yaşayan ailelere danışmanlık veren bir çocuk gelişimciyim. Danışanlarıma yıllardır <strong>'çocukların tabaklarına küçük porsiyonlarda besin koyun, bitirmesi için ısrar etmeyin' </strong>tavsiyesinde bulunurum. Bunun bir kaç nedeni var:</p>

<p><em><strong>1- Çocukların mide hacmi oldukça küçüktür ve büyük porsiyonlarda yemek yiyemezler, hatta yememelidirler.</strong></em></p>

<p><em><strong>2- Küçük porsiyonlar çocukları korkutmaz ve masada kalma sürelerini uzatır.</strong></em></p>

<p><em><strong>3- Küçük porsiyonlar yemekleri bitirme hazzını yaşamalarına yardımcı olur.</strong></em></p>

<p><em><strong>4- Açlık-tokluk hislerini izlemelerini sağlar. Doymadıklarında yeniden besin talep edebileceklerini öğrenirler.</strong></em></p>

<p><em><strong>5- Ve en önemlisi. Küçük porsiyonları 'bitir' diye ısrar eden yetişkinler olmaz.&nbsp;</strong></em></p>

<p>Benim danışanlarıma önerdiğim tavsiyeleri haklı çıkaran bir araştırmanın sonucunu bu yazıda sizlerle paylaşmak istiyorum.&nbsp;İngiliz Beslenme Vakfı, tarafından yapılan bir araştırmanın sonucuna göre, tabağındaki yiyecekleri bitirmesi konusunda baskıya maruz kalan çocukların obez olma riski diğerlerinden çok daha yüksek.&nbsp;<font><font>1.065 anne ve babayla yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, katılımcı ebeveynlerin yüzde 23'ü çocuklarına yemeklerini bitirmeleri konusunda ısrar ediyor.</font></font></p>

<h2><strong>Tabağını bitir sözünü duyan çocuklar diğerlerinden daha fazla yemek yiyor!</strong></h2>

<p>Araştırma sonuçlarına göre, tabaklarındaki yiyecekleri bitirmeleri konusunda katı bir düzende yetişen çocukların akranlarından çok daha fazla '<strong>yeme düşkünlüğü' </strong>yaşıyor.&nbsp; Araştırmaya katılan ailelerin yüzde 48'i çocuklarının ana öğünden sonra ikinci bir öğün yemek istediklerini söylüyor. Ebeveynlerin yüzde 38'i ise çocuklarının önlerine çıkan her şeyi yemesinden şikayetçi.&nbsp;</p>

<h2><strong>Yetişkinlerle aynı porsiyonları tüketiyorlar</strong></h2>

<p>Araştırma sonuçlarının ortaya koyduğu bir diğer çarpıcı sonuç porsiyonlarla ilgili. Her 10 ebeveynden biri çocuklarına kendisiyle aynı porsiyonlarda yemek sunuyor. Ebeveynlerin sadece yüzde 8'i çocukların tüketebileceği porsiyon miktarları konusunda bilgi sahibi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma ekibinden Bridget Benelam, sonuçlara ilişkin şunları söylüyor:</p>

<p><em><strong>'Araştırmalar, büyük porsiyonlardaki yiyeceklerin hem yetişkinleri hem de çocukları daha fazla yemeye teşvik ettiğini gösteriyor. Dolayısıyla porsiyon boyutlarını doğru ayarlamak, sağlıklı bir vücut ağırlığını destekleyen dengeli bir beslenmenin önemli bir unsurudur.'</strong></em></p>

<p>Küçük porsiyonlarla başlayın...</p>

<p>Çocuğunuzun doyup doymadığından endişe ediyorsanız çözüm için şu yöntemi uygulayabilirsiniz:&nbsp;<strong>Küçük porsiyonlarla başlayın ve çocuğunuz hala açsa ikinci porsiyonu teklif edin.</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOCUK BESLENMESİ</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/tabaklarindaki-yiyecekleri-bitirmeye-zorlanan-cocuklarda-obezite-riski-daha-yuksek</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jan 2025 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2025/01/cocuk-beslenmesi.png" type="image/jpeg" length="77897"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuğum yemek yemiyor diyorsanız işe 3 gün kuralıyla başlayın!]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/cocugum-yemek-yemiyor-diyorsaniz-ise-3-gun-kuraliyla-baslayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/cocugum-yemek-yemiyor-diyorsaniz-ise-3-gun-kuraliyla-baslayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Çocuğum yemek yemiyor' diyorsanız başlayalım! Çocukların yüzde 95'i duygusal zorlanmalar, stres ve deneyim eksikliği nedeniyle yemek yemez. Özellikle 1 ve 2 yaş döngülerinde keskin ve zorlu bir hal alan çocuklarda beslenme zorlukları başta anneler olmak üzere tüm bakım verenleri üzen ve strese sokan bir kısır döngü yaratır. Bu kısır döngüye giren ve 'Çocuğum yemek yemiyor, ne yapmalıyım?' diye soran ebeveynlere ilk tavsiyem 3 gün kuralıyla başlamak oluyor.  İşte 3 gün kuralının detayları...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"Çocuğum yemek yemiyor, her şeyi denedim olmadı, şimdi ne yapacağımı bilmiyorum!" </strong>diyen çok sayıda aile ile çalışmış bir çocuk gelişimci olarak size şunu söyleyebilirim: Eğer çocuklarınızın beslenme alışkanlıklarını değiştirmek istiyorsanız işe kendinizin, ailenizin ve çocuğunuzun duygularını iyileştirmekten başlamalısınız.</p>

<p>Ben Deniz Temur... Uzun yıllardır yeme zorlukları yaşayan çocuklara sahip ailelere danışmanlık veren bir çocuk gelişimciyim.&nbsp; Çocuğum yemek yemiyor diyerek benden yardım alan ailelerle yaptığım ilk aşama çalışmayı bugün bu yazıyla sizlere de anlatmak istiyorum.&nbsp;</p>

<p><strong>Konumuz:</strong> Yemek yemeyen çocuklar için 3 gün kuralı nedir, nasıl uygulanır?</p>

<p>Hadi gelin başlayalım!</p>

<h2><strong>ÇOCUKLAR NEDEN YEMEK YEMEZ? BİLDİKLERİNİZİ UNUTUN</strong></h2>

<p>Yemek yemeyen çocukların yüzde 95'lik kısmı duygusal zorlanma, ortam stresi, yetişkin baskısı ve yetersiz beslenme deneyimi nedeniyle yemeklerden kaçarlar. Yemek yemeyen çocukların çok az bir kısmında travma izi, yüksek düzeyli duyusal hassasiyet, zorlayıcı tıbbi geçmiş vb. özel haller vardır.&nbsp;</p>

<p>Hal böyle olunca, yemek yemeyen bir çocukla çalışmaya başladığınızda önce duyguların iyileştirilmesine odaklanmak gerekir. Bakım verenlerin duyguları iyileşip, stresleri azaldığında, çocuklar kendilerini çok daha güvende ve desteklenmiş hisselerder. Çocuk dünyasındaki bu duygusal güçlenme onları yeni şeyleri denemek konusunda çok daha cesur yapar.</p>

<h2><strong>3 GÜN KURALI NEDİR?</strong></h2>

<p>Yemek yemeyen çocuklar için uyguladığım 3 gün kuralı ailelerin geçmişten getirdikleri olumsuz beslenme deneyiminden uzaklaşmalarını amaçlıyor.&nbsp; 3 gün boyunca daha önce çocuğunuzla yemek yememesi nedeniyle yaşadığınız tüm olumsuz deneyimleri unutun. Yeni bir sayfa açmak için niyet edin ve hareket geçin.</p>

<h2><strong>3 GÜN KURALI NASIL UYGULANIR?</strong></h2>

<p>Gelelim 3 gün kuralını nasıl uygulayacağımıza... 3 gün boyunca çocuğunuza yemek yemesi hakkında hiçbir şey söylemeyerek işe başlıyoruz. Tek yapmanız gereken, 3 gün boyunca öğün saatlerine karar vermek, öğünleri hazırlamak ve basitçe sofraya davet etmek. Yemeyen çocuğunuzla inatlaşmamak sadece 'Şuan yemek yemek istemiyorsun, açıktığında bana söyleyebilirsin' diyerek konuyu kapatmak.&nbsp; Yemiyorsa bunu dert etmemek ve günlük rutine geri dönmek çok önemli.</p>

<p><strong>Korkmayın! Çocuğunuz açlıktan ölmez!</strong></p>

<p>3 gün kuralını uygularken MUTLAKA yapmanız gerekenler;</p>

<h3><strong>1- Oyun oynayın, keyifler delirircesine oyun oynayın!</strong></h3>

<p>Çocukların duygu durumlarını iyileştirmenin en etkili hatta tek yolu onlarla oyun oynamaktır. Ancak öyle bir oynamalısınız ki siz de bir çocuk gibi keyiften delirmelisiniz. Bu nedenle, 3 gün kuralını uygulamaya başlamadan önce günlük rutinlerinizi azaltın. İş yükünüzü hafifletin ve çocuğunuzla oyuna hem vakit hem de enerjinizin olduğundan emin olun.</p>

<h3><strong>2- Açık havada zaman geçirin!</strong></h3>

<p>Açık havada zaman geçirmek, oksijenden zengin ortamda fiziki aktivite yapmak hem çocukların hem de yetişkinlerin zihnini sakinleştiren çok güçlü bir araç. Bu nedenle 3 gün kuralını uygularken hem çocuğunuz hem de kendiniz için açık hava aktiviteleri planlayın. 1 saat sabahtan 1 saat akşam olmak üzere günde 2 kez açık hava aktivitesinden sonra yemek masasına gelmeyen çocuk tanımıyorum. İnanın bana!</p>

<h3><strong>3- 3 gün kuralını uygularken, çoklu tabak düzeni kurun!</strong></h3>

<p>Yemek yemeyen çocuğunuz için 3 gün kuralını uygularken çocuğunuzun öğünlerinde mutlaka masada kesinlikle yiyeceği bir 'güvenli yiyecek' olduğundan emin olun. 3 gün kuralını uygularken çocuğunuza hiç yemediği yiyecekleri sunmayın.&nbsp;</p>

<p>Bu konuda <a href="https://www.deniztemur.com/yemek-secen-cocuklara-yeni-yiyecekleri-denetmenin-yolu-coklu-tabak-duzeni-nedir-1"><strong>'Çoklu tabak düzeni nedir, nasıl kurulur?'</strong></a> yazımı linke tıklayarak okumanızı tavsiye ederim.&nbsp;</p>

<h3><strong>4- Müziği açın, dansa başlayın ve mutfakta ortalığı karıştırın</strong></h3>

<p>Mutfağı stresli bir yeme alanından çıkarın. Mesela bir kakaolu bir kek pişirmek için mutfağa girin. Müziği açın, kendinizi ritme bırakıp dans edin ve keki çocuğunuzla pişirin. Kesinlikle besinler hakkında konuşmayın, sadece anda kalın ve eğlenin.&nbsp;</p>

<p>Sonunda çocuğunuz keki yesin yada yemesin. Birlikte mutfakta zaman geçirmenin şahane olduğunu ona söyleyin.&nbsp;</p>

<h3><strong>5- Çocuğunuzu ve kendinizi izleyin, günlük olarak notlar tutun</strong></h3>

<p>3 gün kuralını uyguladığınız günlerde çocuğunuzun ne yediğine değil, nasıl yediğine, hangi duygular içinde olduğuna odaklanın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- 3 gün boyunca masaya gelirken daha mı istekli yoksa değil mi?</p>

<p>- Sizinle ilişkisi, iletişimi nasıl? Daha mı uyumlusunuz, eviniz ruhsal olarak dingin mi?</p>

<p>- Siz nasılsınız? Çocuğunuzun yemekle ilişkisini dert etmemek, onunla duygusal olarak bir şeyleri paylaşmak size nasıl geldi?</p>

<p>Bu sorulara verdiğiniz yanıtlar olumluysa çocuğunuz yemek yemeye başlar buna emin olun ve rahatlayın!&nbsp;</p>

<p>3 günün sonunda işler yoluna girmeye başlıyor ama hala emin olamıyorsanız, neyi, nasıl yapacağınıza dair kafanızda sorular varsa benimle <strong>0544 869 74 76</strong> numaralı WhatsApp hattından iletişime geçebilirsiniz. Size yardımcı olmaktan keyif duyarım.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOCUĞUM YEMEK YEMİYOR</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/cocugum-yemek-yemiyor-diyorsaniz-ise-3-gun-kuraliyla-baslayin</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Dec 2024 17:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2024/12/yemek-yemeyen-cocuklar-icin-3-gun-kurali-cocuk-gelisimci-deniz-temur-yazdi-1.png" type="image/jpeg" length="79507"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zorla yemek yedirilen çocuğun bedeninde bakın neler oluyor?]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/zorla-yemek-yedirilen-cocugun-bedeninde-bakin-neler-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/zorla-yemek-yedirilen-cocugun-bedeninde-bakin-neler-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hiç yemek yemeyen çocuğa ne yapmalı, nasıl davranmalı? Bu soruyu kendine soran ebeveynlerin büyük bir çoğunluğunun aklına ilk gelen çözüm çocuklarını zorla beslemek oluyor. Peki çocuklara zorla yemek yedirmek doğru mu? Gelin zorla yemek yedirilen çocukların bedeninde neler oluyor birlikte öğrenip, yanıtı birlikte verelim!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çocuğum hiç yemek yemiyor!</p>

<p>Hiç yemek yemeyen çocuğa ne yapmalı?</p>

<p>Yemek yemeyen çocuğa nasıl yemek yedirilir?</p>

<p>Zihninde bu sorularla boğuşan anne babaların bulduğu ilk yanıt ne yazık ki çocuğa zorla yemek yedirmek oluyor! Otoritemiz, fiziki üstünlüğümüzle çocuklarımıza yemek yedirebileceğimiz yanılsaması ilk başlarda işe yarar gibi görünse de kısa sürede evdeki yemek saatlerini kabusa çeviren bir savaşa dönüştürür.</p>

<p>Ben Deniz Temur. Çocuklarda yeme zorlukları üzerine çalışan bir çocuk gelişimciyim. Bu yazıyı çocukları hiç yemek yemeyen ailelerin başvurdukları 'zorla besleme yönteminin' çocuk bedeni üzerindeki olumsuz etkilerini detaylıca anlatmak için hazırladım. Gelin aşama aşma zorla yemek yedirilen çocuğun bedeninde ve beyninde olanlara yakından bakalım!</p>

<h2><strong>GEÇMİŞ HATALARINIZI UNUTUN, BUGÜN YENİDEN BAŞLAYIN!</strong></h2>

<p>Küçük ama önemli bir uyarı ile başlamak istiyorum. Çocuğunu zorla besleyen bir ebeveynseniz bu yazıda okuduklarınız sizi üzebilir, kendinizi kötü hissetmenize neden olabilir. Okuduklarınız sizi rahatsız etse bile okumaya ve çözüm üretmenin yollarını bulmaya devam edin. Çocuklar doğru duygularla onlara yaklaştığımızda kötü anılarını hemen yenileriyle değiştirir ve yaralarını tamir ederler. Geçmişte her ne yaptıysanız hepsini unutun, bugün yeni bir gün ve yeniden başlamak için hiçbir engeliniz yok.&nbsp;</p>

<h2><strong>ÖNCE STRES NEDİR ÖĞRENELİM!</strong></h2>

<p>Çocuğunuza zorla yemek yediriyorsanız ve bunun sonuçlarını öğrenmek istiyorsanız işe stres nedir, ne işe yarar, stresin sonuçları neler öğrenerek başlamakta fayda var.&nbsp;</p>

<p>Stres günlük hayatın her anında duyduğumuz, sık sık kullanarak basitleştirdiğimiz bir terim. Ancak bedenimiz için çok önemli ve hayati.</p>

<p>Stres en basit tanımıyla vücudumuzun hayatta kalmak için verdiği hızlı tepkilerdir. Bir örnekle kolaylaştıralım. Sabah karanlık bir saatte evden çıktınız ve işinize yetişmeye çalışıyorsunuz. Uykunuzu da tam alamadınız. Yarı uyur yarı uyanık karanlık sokakta yürüyorsunuz. Birden karşınıza bir köpek sürüsü çıkıyor ve hiç de dost canlısı görünmüyorlar. Siz de köpeklerden biraz korkuyorsunuz. İşte tam o anda tüylerinizi diken diken eden, uykunuzu anında açan, sizi hızla koşabilecek kadar tetikte bir hale getiren mekanizma strestir.&nbsp;</p>

<h2><strong>STRES ANINDA VÜCUTTA NE OLUR?</strong></h2>

<p>Stres anında vücut '<strong>kaç moduna</strong>' geçer. Kan hızla hareket edebilmeniz için organlardan kaslara doğru çekilir. Çünkü kaçarken en çok kaslarınıza ihtiyacınız olur ve sizi o köpek sürüsünden hızla ulaştırmayı başarır. Stres anında kan en çok sindirim ve boşaltım sisteminden çekilir. Çünkü stres altında düşüneceğiniz en son şey beslenmedir. Peşinizde köpek sürüsü varken durup bir sandviç atıştırayım demezsiniz. Dolayısıyla vücutta o anda en az ihtiyaç duyduğu organlardaki kanı, kaslara pompalar. Hem de hızla.</p>

<h2><strong>STRESİN KISA SÜRELİSİ FAYDALI, UZUN SÜRELİSİ TEHLİKELİDİR</strong></h2>

<p>Yazının başında da yazdığım gibi stres vücudumuzun hayatta kalma modudur. Kısa süreli stres hayat kurtarır, ancak stres uzun süreli ve sürekli hale gelirse hayatımızı karartan, bedenimizi allak bullak eden büyük bir soruna dönüşür.&nbsp;</p>

<h2><strong>ZORLA YEMEK YEDİRME ÇOCUKLARDAKİ STRES DÜZEYİNİ ARTTIRIR</strong></h2>

<p>Gelin şimdi yukarıda anlattıklarımı aklımızda tutarak, <strong>'stres-zorla beslenme'</strong> ilişkisine bakalım. İnsan bedenine yapılan her tür zorlu müdahale stresi tetikler. Zorla besleme de buna dahil. Bir bedenin içine isteğinin dışında bir şeyler soktuğunuzda stres mekanizması tetiklenir. Vücuttaki kan özellikle de sindirim ve boşaltım sistemindeki kan kaslara doğru akar. Çocuğunuzun bedeni 'kaç moduna' geçer. Bu aşamada mama sandalyesine bağlama, zorla ağzına kaşığı sokma gibi davranışlar sürdüğünde çocuğunuzun bedeni yüksek düzeyde strese maruz kalır.&nbsp;</p>

<h2><strong>STRES ALTINDA ZORLA BESLENMENİN HİÇ BİR FAYDASI YOKTUR</strong></h2>

<p>Tekrar hatırlayalım! Stres altında kan sindirim ve boşaltım sisteminden kaslara doğru akar. Zorla beslenen çocuğun bedeni stres nedeniyle sindirim yapamaz haldedir. Ancak beslenme devam eder. Bu durumdaki bir çocukta karın ağrısı, mide bulantısı, hazımsızlık, kabızlık gibi sorunlar kendini göstermeye başlar. Zorla beslenme ile alınan besinler vücut tarafından sindirilemez ve fayda sağlayamaz.</p>

<h2><strong>HER GÜN GÜNDE 3 KEZ YEMEYE ZORLANAN ÇOCUKLARDA KRONİK STRES BOZUKLUĞU YAŞANIR&nbsp;</strong></h2>

<p>Kısa süreli stres hayatımızı kurtaran bir can simidi olsa da uzun süreli ve sürekli stres vücuda zarar veren ciddi bir tehlikedir. Kısa süreli strese tıpta 'akut stres' denir. Uzun süreli stres ise 'kronik stres' olarak anılır ve sonuçları tüm hayata yayılan, çocukluk çağında çok da görmek istemediğimiz tablolara neden olur. Eğer çocuğunuz her gün, günde 3 öğün zorla besliyorsanız çocuğunuzun bedeni stresten çıkamıyor, beyni sürekli stres halinde çalışıyor demektir. Bu da aslında bizi hayatta tutan mekanizmanın, bizim bedenimize zarar vermesi demektir.&nbsp;</p>

<h2><strong>BESİNLERİN TADI İLE KÖTÜ HİSLER BİRBİRİNE MÜHÜRLENİR!</strong></h2>

<p>Bir örnekle devam edelim. Hepimizin başına gelmiştir. Bir gün yediğiniz bir besin sizi zehirlemiş yada ciddi hastalanmanıza neden olmuştur. O yiyeceği uzun yıllar tekrar yemekte zorlanabiliriz. Hatta gördüğümüz an midemizdeki bulantı ve kusma hissi ilk günkü gibi geri gelir. Tersi de mümkün!&nbsp; Çocukken evde pişen kekin kokusunun yarattığı mutluluk hissinin her kek kokusunda yeniden içimizi ısıtması gibi.&nbsp;İşte bu beynimizin beslenme deneyimini bize hatırlatmasının bir yoludur. Vücut besinleri tüketirken aldığımız lezzetle, hissettiğimiz duyguları adeta birbirine mühürler. Eğer beslenirken iyi hisselere sahipseniz bir sonraki beslenme deneyiminde aynı lezzetle kendinizi iyi ve mutlu hissedersiniz. Peki ya tam tersi! Zorla yediğiniz her yemek sizi hasta ve kötü hissettirir. Bedeninize yapılan müdahale duygusal olarak kendinizi kötü hissetmenize ve bakım veren yetişkinlere olan güveninizi sarsar. Beyin her yemekte, her zorla beslenilen lezzette bu kötü duyguları çocuğunuza tekrar tekrar hatırlatır.&nbsp;</p>

<h2><strong>ZORLA BESLENME SÜRDÜKÇE ÇOCUKLAR ÇOK DAHA SEÇİCİ VE ZORLU YİYİCİLER OLURLAR</strong></h2>

<p>Şimdi düşünün!</p>

<p>Aylarca birbirinden farklı lezzetteki besini çocuğunuza zorla yedirdiniz ve hep biri için beyni kötü bir kodlama yaptı. Bu durum çocukların her geçen gün daha çok yemek seçmesine, sadece güvende hissettikleri yiyeceklere tutunmasına neden olur. Yeni yiyecekleri denemelerini ise imkansızlaştırır. Bu durumdaki çocukların çoğu sade makarna, ekmek, simit, poğaça gibi her lokması aynı tat ve dokudaki, renksiz karbonhidratlara tutunurlar ve bu besinlerle doymayı öğrenirler.</p>

<h2><strong>PEKİ NE YAPACAĞIZ?</strong></h2>

<p>1- Bugünden tezi yok çocuğunuzu zorla beslemeyi bırakacaksınız. Bunun ona hiçbir faydası olmadığını bilin ve zararları ortadan kaldırmaya odaklanın.</p>

<p>2- Çocuklar neden yemek yemez? Bu sorunun yanıtını öğrenin. Her çocuk her yaş ve geçiş döneminde farklı bir nedenle yemek yemez. Bu nedenleri bilir ve onun gelişimine ayak uydurmayı başarırsanız beslenmek bir savaş haline dönüşmez.&nbsp;</p>

<p>3- Çocuklar beslenirken nelere ihtiyaç duyarlar? bu sorunun yanıtını öğrenin ve beslenme düzeninizi bugün göre yeniden düzenleyin.&nbsp;</p>

<p>Eğer bu bilgilere nasıl ulaşacağınız bilmiyorsanız benim deniztemurcom@gmail.com adresinden iletişime geçebilirsiniz. Instagram'da @cocukgelisimcideniztemur sayfasını da takibe alarak, bana ulaşabilirsiniz.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOCUĞUM YEMEK YEMİYOR</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/zorla-yemek-yedirilen-cocugun-bedeninde-bakin-neler-oluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Jun 2024 23:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2024/04/cocuklara-zorla-yemek-yedirmenin-sonuclari.jpg" type="image/jpeg" length="89213"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bebek bağışıklığı nasıl güçlendirilir?]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/bebek-bagisikligi-nasil-guclendirilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/bebek-bagisikligi-nasil-guclendirilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bebek bağışıklığı nasıl güçlendirilir? Yeni bebek sahibi olan her anne baba gibi eminim bu yazıyı okuyan siz sevgili ebeveynin de aklında bu soru var. İşte işin uzmanından bebek bağışıklığı nasıl güçlendirilir sorusuna 5 adımda yanıt.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em><strong>Bebek bağışıklığı nasıl güçlendirilir?</strong></em></p>

<p><em><strong>Bebeklerde bağışıklık sistemine ne iyi gelir? </strong></em></p>

<p><em><strong>Bebeklerde bağışıklık sistemini güçlendiren besinler nelerdir?&nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Bebeğin bağışıklık sistemi güçlü mü nasıl anlaşılır?</strong></em></p>

<p>Yeni çocuk sahibi olup da bu soruları sormayan, yanıtlarını aramayan anne baba yoktur sanırım. Kulaktan dolma bilgileri unutun ve işin uzmanından bebek bağışıklığı nasıl güçlendirilir? sorusunun yanıtlarını öğrenelim.</p>

<p>Uzmanımız Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor Hatice Bulut, bebek bağışıklığını güçlendirmenin en etkili 5 yolunu ve bebek bağışıklık sistemini güçlendiren besin gruplarını sizler için anlattı.</p>

<h2><strong>BEBEĞİMİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ GÜÇLÜ MÜ NASIL ANLARIM?</strong></h2>

<p>Çocukların ya da yetişkinlerin bağışıklık sisteminin güçlenmesi sürecinde beslenmenin ve çeşitli egzersizlerin önemi çok büyük. Ancak iş, bebeklerin bağışıklık sistemine gelince kafalar karışabiliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>“Yine mi burnu akıyor?”, “Bebeğim öksürüyor”, “Acaba doğru giydiremiyor muyum da hasta oluyor?”, “İlk zamanlar hastalanmamıştı”, “Ne yapabilirim de hastaneye gitmeyiz?”</strong> gibi cümleler pek çok ebeveynin ortak söylemi. Genellikle ebeveynler, bebeklerinin hastalanmaması için ellerinden geleni yapıp, hekimlere de vitamin takviyelerinden, beslenme programına kadar pek çok soru sormaktadır. Bebek bağışıklığının güçlenmesi ve onların hastalıklardan korunmasını sağlamak için birçok yol bulunmaktadır.</p>

<p>Bu yolları Uzman Doktor Hatice Buluk şöyle sıralıyor:</p>

<p><strong>Anne sütü:</strong> Antikor olarak adlandırılan savunma sistemi askerleri, bebeklere annelerinden plasenta aracılığı ile geçmekte ve bebekleri yaklaşık 6 aylık oluncaya kadar çeşitli hastalıklara karşı korumaktadırlar. Bundan sonraki koruma ise bebeklerin anne sütüyle aldıkları antikorlar tarafından sağlanmaktadır. Anne sütünde bulunan <strong>“immünoglobulin A”</strong> bağışıklık ve hastalıklardan korunma için önemlidir. Ayrıca <strong>“laktoferrin”</strong> olarak adlandırılan başka bir anne sütü bileşeni ise; gelişmek için demire ihtiyaç duyan bakterilerin çoğalmasını demiri bağlayarak önlemektedir. Bir başka önemli bileşen ise anne sütünün prebiyotik içeriğidir. Anne sütündeki prebiyotikler; bebek bağırsağında bulunan <strong>“Bifidobacterium bifidum”</strong> olarak isimlendirilen faydalı bakterilerin gelişimini destekler. Böylece bebek bağırsağına yerleşerek olası hastalık yapabilecek bakteriler önlenir. Anne sütünün sadece bağışıklık üzerine yazılsa bile uzayıp giden bilgileri mevcuttur. Hala da bu konuda bilimsel pek çok çalışma devam etmektedir. İlk 6 ay olabildiğince anne sütü ile bebekleri beslemek gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Anne ve babalar sigara kullanmamalı:</strong> Sigara dumanında 4000’den fazla kimyasal bileşen vardır. Bu kimyasallardan özellikle nikotinin ve karbonmonoksitin gebelikte bebeğin içinde barındığı rahim, kan ve göbek kordonu damarlarında da daralmaya neden olur. Bebek ve anne arasındaki besin ve gaz alışverişinin azalması ile sonuçlanan bu durumda anne karnındaki bebek yetersiz beslenir ve bebekte gelişim geriliği, ileriki yaşlarda alerji, astım, orta kulak iltihabı gelişimi ve bağışıklık sistemine yönelik sorunlar oluşabilir.</p>

<p><strong>Probiyotik alımı, süt çocuğu beslenmesinde artırılmalıdır:</strong> Probiyotik kısaca <strong>“Belirli miktarlarda alındıklarında sağlığı olumlu yönde etkileyen mikroorganizmalar</strong>” şeklinde tanımlanabilir. <strong>Çocuklarda da kullanabileceğimiz;</strong> probiyotikler başlıca yoğurtlar, peynir, kefir, turşudur. Bu fermente gıdalarda probiyotik olarak Laktobasiller, Bifidobakteriler ve diğer pek çok probiyotik özellikte mikroorganizma bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Probiyotiklerin yanında prebiyotik gıdalara da beslenmede yer vermek gerekmektedir: </strong>Söyleniliş şekli benzese de Probiyotiklerden farklı olarak prebiyotikler; kalın bağırsakta yaşayan probiyotik özellikte faydalı bakterilerinin artışını destekleyerek insan sağlığını olumlu yönde etkileyen, fermente olabilen sindirilmeyen karbonhidrat grubu besin bileşenleridir.</p>

<p>Dört ana grup prebiyotik vardır;</p>

<p><strong>İnulin, </strong></p>

<p><strong>Fruktooligosakkaritler (FOS), </strong></p>

<p><strong>Laktuloz (LOZ) </strong></p>

<p><strong>Galaktooligosakkaritler (GOS).</strong></p>

<p>Çocuklarımızın beslenmesinde başlıca yer verebileceğimiz prebiyotik özellikte gıdalar ise soğan, sarımsak, muz, enginar, pırasa, kuşkonmaz, baklagillerdir.</p>

<h2><strong>AŞIRI TEMİZ VE TİTİZ BAKIM BEBEKLERİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ ZAYIFLATABİLİR</strong></h2>

<p><strong>Hijyen: </strong>Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; bir çocuğun bağışıklık sistemi ile ilgili hayat seyrini değiştirebilen çevresel etkenler; geçirdiği enfeksiyonlar, aşılar, beslenme şartları, bağırsak mikrobiyotası çeşitliliğidir. Bu noktada değinilmesi gereken önemli bir konuda<strong> “hiyen hipotezi”</strong>dir. Basit anlatış ile “<strong>Köyde, tarlada toprak içinde oynayan, her düştüğünde eli dezenfektanla silinmeyen çocuklarımız daha az hastalanırken; el bebek gül bebek büyüttüğümüz ama apartman dairesi içine hapsolan, elinde sürekli tablet olan sokak oyunu pek bilmeyen çocuklarımız çok daha sık hasta...” </strong></p>

<p>Hijyen hipotezine göre ekonomik ve sosyal gelişime paralel olarak gitgide doğal yaşamdan uzaklaşmak bağışıklık sistemimizin farklı yönde davranışlarına neden olmaktadır. Kalabalık aile yaşamından çekirdek aile yaşamına geçiş, tütün dumanı ve şehirlerde kirli hava maruziyetinin artması, genetiği değiştirilmiş gıdalar ve paketlenmiş gıdalarla beslenmenin ister istemez artması alerjik hastalıkların çoğalmasına zemin hazırlamaktadır. Bu süreç uzadıkça yabancı maddelere karşı bağışıklık sistemimizin vermesi gereken cevaplarda farklılaşmalar meydana gelmektedir ve vücudumuza zararı olmayan yabancı maddelere karşı da<strong> 'ımmunglobulin E'</strong> olarak adlandırılan antikorlar üretilmeye başlar. Kalabalık şehirlerdeki <strong>“alerjik çocuk”</strong> tanılarını biraz da bu nedenle artık sık görmekteyiz...</p>

<p>[related-posts id="8" color="bg-dark"][/related-posts]</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANNE ÇOCUK</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/bebek-bagisikligi-nasil-guclendirilir</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Feb 2024 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2024/02/bebek-bagisikligi-nasil-guclendirilir.jpg" type="image/jpeg" length="52929"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuğum hep aynı şeyleri yiyor ne yapmalıyım?]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/cocugum-hep-ayni-seyleri-yiyor-ne-yapmaliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/cocugum-hep-ayni-seyleri-yiyor-ne-yapmaliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu yazım 'Çocuğum hep aynı şeyleri yiyor, makarnadan, pilavdan, ekmekten başka bir şey yemiyor ne yapmalıyım? diye soran anne babalar için gelsin.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>'Çocuğum hep aynı şeyleri yiyor! Hep makarna, hep pilav, aç bıraksak kuru ekmek yiyor' diye dertlenen o kadar çok anne baba tanıdım ki bu yazıyı yazmak farz oldu!</p>

<p>Ben Deniz Temur. Çocuklarda yeme sorunları üzerine danışmanlık veren bir Çocuk Gelişimcisiyim. Yüzlerce aileye ve yemekle ilişkisi bozulmuş çocuğa yardımcı oldum, olmaya da devam ediyorum. Hep güvendiği, bildiği yiyecekleri yiyen çocuklara yardımcı olmak için uyguladığım bir kaç öneriyi buradan sizin için yazmak istedim.</p>

<p>Bir öneriyle başlayalım!</p>

<p>Bu yazı <strong>'Yeni yiyecekleri denemekten kaçan' </strong>çocuklarla ilgili yazdığım ikinci yazı!</p>

<p>Size tavsiyem öncelikle ilk yazıyı okumanız.&nbsp;&nbsp;<a href="https://www.deniztemur.com/yemek-secen-cocuklara-yeni-yiyecekleri-denetmenin-yolu-coklu-tabak-duzeni-nedir-1">"Yemek seçen çocuklara yeni yiyecekleri denetmenin yolu: Çoklu tabak düzeni nedir?</a>" yazısını bu linke tıklayarak okuyabilir, çocukları yeni yiyeceklere alıştırmanın bir yolu olan çoklu tabak düzeni kurmayı öğrenebilirsiniz.&nbsp;</p>

<h2><strong>ÇOCUĞUNUZ HEP BİLDİĞİ, ALIŞIK OLDUĞU YİYECEĞİ YERSE NE YAPMALISINIZ?</strong></h2>

<p>İlk yazıyı okudunuz, çoklu tabak düzenini kurdunuz ve çocuğunuzu yeni yiyeceklere alıştırmak için çalışmalara başladınız. Ancak çocuğunuz hep aynı yiyecekleri, tabağında bildiği güvendiği besinleri tüketip masadan kalktı. Tablo değişmedi, yine her öğün makarna, pilav yedi.&nbsp;</p>

<p>Bu durumda bilmeniz ve yapmanız gerekenler şunlar;</p>

<p>1- Çocuklar ilk günlerde kesinlikle sevdikleri ve güvendikleri yiyecekleri yerler. Buna psikolojik olarak hazır olun!</p>

<p>2- Çocukları yeni yiyecekleri denemesi için onları 8 ila 15 kez görmeleri gerekir. Yemiyor diye sunmaktan vazgeçmeyin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>3- Çocuğunuza sunduğunuz güvenli yiyeceğin porsiyonunu tam bir tokluk yaratmayacak miktarda ayarlayın.</p>

<p>4- Çocuğuna diğer besinleri baskı kurmadan hatırlat, teklif et ama ısrarcı olma. <strong>'Köfteyi denemeye ne dersin?'</strong> demek gibi!<br />
<br />
5- Çocuğunuz örneğin köfte denemeyi reddetti ona,<strong> 'Henüz köfte yemeye hazır değilsin. Köfte yemeye hazır olunca deneyebilirsin' </strong>deyin. Bu sayede yeniden denemek için şansı olduğunu bilerek masadan ayrılsın.</p>

<p>6- Çocuklar makarna, pilav gibi her öğünde ve her lokmada aynı lezzet, doku ve tatta olan besinlere güven duyarlar. Daha karmaşık besinlere alışmak için ise zamana ve deneyime ihtiyaçları vardır. Bunu hep hatırlayın.</p>

<p>7- Çocuklar küçük porsiyonlarda yüksek kalorili besinleri yemek isterler. Çünkü mide kapasiteleri büyük porsiyonlar tüketmelerine imkan vermez. Bu nedenle çocuğunuzun öğünlerinde karbonhidrat ve proteinden zengin seçenekler olduğuna emin olun.</p>

<p>8- Porsiyonları küçük tutmak çocukların yeni yiyecekleri deneme şansını arttırır. Tabakta asla biteremeyeceği miktarda yeni yiyecekleri gören çocuklar başından pes eder. Bu nedenle yeni yiyecekleri tanelerle, lokmalarla sunmayı deneyin.&nbsp;</p>

<p>[related-posts id="65" color="bg-primary"][/related-posts]</p><br><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOCUĞUM YEMEK YEMİYOR</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/cocugum-hep-ayni-seyleri-yiyor-ne-yapmaliyim</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Feb 2024 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2024/02/cocugum-hep-ayni-seyleri-yiyor-ne-yapmaliyim.jpg" type="image/jpeg" length="44185"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Normal doğuma girmeden önce bilmeniz gereken her şey!]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/normal-doguma-girmeden-once-bilmeniz-gereken-her-sey</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/normal-doguma-girmeden-once-bilmeniz-gereken-her-sey" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Normal doğuma hazırlanan anne babalar işte işin uzmanından doğal diğer adıyla normal doğuma hazırlanan ailelere altın değerinde tavsiyeler. Doğuma girmeden önce bu önerileri mutlaka bir kenara not edin deriz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu yazımız hamile olup da doğumunu normal doğumla yaacak annelere ve onlara destek veren şahane babalara gelsin.&nbsp;Bugüne kadar duyduklarınızı unutun! Çevrenizde size sürekli nasıl doğum yapmanız gerektiğini söyleyenlere, kendi doğum deneyimini anlatanlara&nbsp;kulaklarınızı tıkayın. Gelin işin uzmanından doğal yayıngın adıyla normal doğumun eğrisini doğrusunu öğrenelim.&nbsp;</p>

<p>Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı&nbsp;Operatör Doktor Selin Bilgin Kadıoğlu, bizlere halk arasında normal doğum olarak anılan doğal (fizyolojik) doğum ile sezaryen arasındaki farkları ve normal doğum ile sezaryen doğum öncesi bilmeniz gerekenleri anlattı. İşte başlıyoruz...</p>

<h2><strong>NORMAL DOĞUM NEDİR?&nbsp;</strong></h2>

<p>Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı&nbsp;Operatör Doktor Selin Bilgin Kadıoğlu, öncelikle normal tıbbi adıyla doğal doğum nedir? sorusuna şu yanıtı verdi:&nbsp;</p>

<p><strong>"Doğal&nbsp;doğum, tıbbi bir gerekçe&nbsp;olmadığı sürece; kendiliğinden başlayan, mümkün olduğunca müdahale edilmeden&nbsp;gerçekleşen, annenin doğal kasılmaları beklenerek takip edilen, bebeklerin&nbsp;doğar doğmaz anne kucağı ile buluştuğu doğum olarak tanımlanıyor."</strong></p>

<h2><b>NORMAL DOĞUM ANNEDE KAYGI VE ENDİŞE YARATABİLİR&nbsp;</b></h2>

<p>Kadıoğlu, <strong>"Anneliğe adım atılan bu&nbsp;özel anda, kadınlar yeni bir deneyim olan doğum eylemini gerçekleştirdiklerinde&nbsp;kaygı ve endişe durumu ortaya çıkabiliyor veya zaten var olan bu tarz duygular&nbsp;artabiliyor"</strong> ve ekliyor "<strong>Doğal (fizyolojik) doğumu diğer doğum şekillerinden ayrı tutan&nbsp;bazı önemli noktalar bu süreçte anne adayının daha konforlu bir doğum süreci&nbsp;geçirmesini sağlayabilir."</strong></p>

<h2><b>NORMAL DOĞUMDA ANNE ADAYI BAŞROLDEDİR!</b></h2>

<p>Kadıoğlu, normal doğum felsefesinin amaçları ise şöyle sıraladı:</p>

<p>-Ailelere huzurlu ve mahrem bir alan oluşturmak, ailelerin sağlık hizmeti&nbsp;sunucuları ve doğum destekçileri ile önceden tanışmalarını sağlamak, ve&nbsp;aralarında karşılıklı güven ilişkisinin bulunması gerektiğini telkin etmek.</p>

<p>-Ailelerin&nbsp;doğum süreciyle ilgili önceden eğitim almaları ve bilinçlenmeleri, varsa&nbsp;gebenin geçmişten getirdiği korkularının giderilmesi,</p>

<p>-Doğum anında doğuma&nbsp;yeterli zamanın tanınması,</p>

<p>-Doğum eyleminin vücudun doğal hormonlar etkisi&nbsp;altında gerçekleşmesi,</p>

<p>- Gebenin doğum eylemi süresince serbest hareket&nbsp;edebilmesi, istediği aktif pozisyonlarda doğumunu gerçekleştirebilmesi,</p>

<p>-Gebeye&nbsp;fiziksel ve duygusal desteğin sürekli olarak verilmesi,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Doğum sonrası tentene&nbsp; temas emzirme ve anne baba bağının güçlenmesi&nbsp;için gereken yeterli sürenin ailelere verilmesidir.</p>

<p>- Doğal doğum, bir ekip çalışmasıdır. Bu&nbsp;ekipte anne başroldedir. Doğal doğumu destekleyen bir doğum doktoru ve doğum&nbsp;ebesinin yanı sıra doğum psikoloğu ve doula da bu ekipte bulunabilmektedir.</p>

<h2><b>BEBEK DOSTU SEZARYEN</b></h2>

<p><strong>"Doğumunu&nbsp;kendi doğal hormonları etkisi altında doğal doğum felsefesine uygun olarak&nbsp;gerçekleştiren ailelerin bebeği ile kuracağı bağ güçlü olmaktadır" </strong>diyen Kadıoğlu, <strong>"Tıbbi gerekçeler&nbsp;nedeni ile gerçekleştirilen sezaryen doğumlarında da, aynı ilkelere bağlı&nbsp;kalınarak anne bebek dostu sezaryen uygulamaları ile ailelere tatminkar ve&nbsp;coşkulu doğum deneyimi için fırsat sunulmalıdır" </strong>dedi.</p>

<p>Operatör Doktor Selin Bilgin Kadıoğlu şöyle devam etti:</p>

<p><strong>"Doğumun fiziksel ve psikolojik olarak bırakabileceği&nbsp;olumsuz deneyimlemeler azaltılır hatta tamamen ortadan kaldırılması hedeflenir,&nbsp;annenin kendisine ve hayattaki rolüne olan güveni artar, anne başarma hissini&nbsp;yaşar, babalar sürece dahil oldukları için daha tatminkar bir deneyim yaşar&nbsp;böylece aileler doğum anının coşkusunu sınırsızca deneyimlemiş olurlar. Doğum&nbsp;sonrası depresyon oranları azaltılmış olur."</strong></p>

<h2><strong>NORMAL DOĞUM İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR NELER?</strong></h2>

<p>Selin Bilgin Kadıoğlu, doğumun doğal yani normal olarak gerçekleşmesi için&nbsp;Dünya Sağlık Örgütü-DSÖ'nün önerilerinin birer kriter olduğunu söyledi. İşte o öneriler...</p>

<p>1. Doğum kendiliğinden başlamalıdır.</p>

<p>3. Doğum yapan kadınlara duygusal ve fiziksel destek verilmelidir.</p>

<p>4. Doğum boyunca rutin&nbsp;müdahalelerden kaçınılmalıdır.</p>

<p>5. Doğumda doğal ve aktif ıkınma teknikleri tercih edilmelidir.</p>

<p>6. Doğumdan sonra anne ve bebeği bir arada tutulmalıdır ve emzirme&nbsp;için limitsiz imkan tanınmalıdır.</p>

<h2><strong>DOĞAL VE KEYİFLİ BİR DOĞUM DENEYİMİ İÇİN...</strong></h2>

<p>Kadıoğlu, bebek bekleyen ailelere son olarak doğal ve keyifli bir doğum deneyimi yaşamalarını için şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<p><strong>"Ailelerin kendi doğumları ile ilgili süreçte yapılacak&nbsp;tercihlere ve alınacak kararlara aktif katılabilmeleri önemlidir. Doğumla&nbsp;ilgili yeterli bilgi ve bilinç düzeyleri olmayan aileler, gebelik sürecinde ve&nbsp;doğum anında alınacak dinamik kararlara yeterince katılamayabilir. Doğal ve keyifli bir doğum deneyimi&nbsp;yaşamak isteyen aileler doğum öncesi eğitim programlarına katılarak istedikleri&nbsp;doğum deneyimini yaşamak için tercihlerini ortaya koyma fırsatı bulurlar.&nbsp;Doğumla ilgili istek ve beklentilerini belirlerler ve bu beklentilerini doğal&nbsp;doğum ekibiyle paylaşabileceklerini öğrenirler. Böylece doğum tercihleri ile&nbsp;ilgili bu talepler doğum öncesinde aile tarafından belirlenmiş ve sağlık&nbsp;ekibine iletilmiş olur. Ekip birbirinin talep ve isteklerini doğum eylemi başlamadan&nbsp;önce öğrenmiş olur. Ayrıca bu eğitim sayesinde doğum esnasında dinamik süreçlerde&nbsp;alınacak kararlara aileler aktif olarak katılım imkanı bulur. Kendi doğumunun&nbsp;yönetiminde aktif rol alma fırsatı sunulur. Böylece aileler fiziksel, &nbsp;zihinsel ve psikolojik olarak doğuma&nbsp;hazırlıklı hisseder, kendi tercihlerini yaşadığı için daha tatminkar ve daha coşkulu&nbsp;bir doğum deneyimlemiş olur. Lohusalık ve ebeveynlik yolculuğunda daha güçlü&nbsp;aile içi bağlara sahip olurlar. "</strong></p><br><br><br></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANNE ÇOCUK</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/normal-doguma-girmeden-once-bilmeniz-gereken-her-sey</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Feb 2024 19:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2024/02/normal-doguma-girmeden-once-bilmeniz-gereken-her-sey.jpg" type="image/jpeg" length="65004"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yemek seçen çocuklara yeni yiyecekleri denetmenin yolu: Çoklu tabak düzeni nedir?]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/yemek-secen-cocuklara-yeni-yiyecekleri-denetmenin-yolu-coklu-tabak-duzeni-nedir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/yemek-secen-cocuklara-yeni-yiyecekleri-denetmenin-yolu-coklu-tabak-duzeni-nedir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yemek seçen, bir kaç besin dışında yeni yiyecekleri denemeyen bir çocuğunuz mu var? Doğru yerdesiniz! Yeni besinleri denemeyen, ağzına koyduğunuzda tüküren, öğüren bir çocuğunuz varsa onu yeni yiyeceklere 'Çoklu tabak düzeni' ile alıştırabilirsiniz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yemek seçen çocukları yeni yiyeceklere alıştırmak zor iş iş! Bu kabul ederek söze başlamakta fayda var. Ama&nbsp;imkansız değil!&nbsp;</p>

<p>Ben Deniz Temur. Çocuklarda yeme zorlukları üzerine danışmanlık veren bir Çocuk Gelişimsiciyim. Yüzlerce aileye ve yemekle ilişkisi bozulmuş çocuğa yardımcı oldum, olmaya da devam ediyorum. Yeni yiyecekleri denemeyi reddeden, tek tip beslenen çocuklara sahip danışanlarıma önerdiğim<strong> 'Çoklu tabak düzeni'</strong>ni bugün bu yazımla sizler için de anlatmak istedim.</p>

<p>Umarım faydalı olur! Gelin başlayalım...</p>

<h2><strong>ÇOCUKLAR ÖNCE GÖRÜR, DOKUNUR, ÖĞRENİR SONRA YERLER!</strong></h2>

<p><strong>Çoklu tabak düzeni nedir, nasıl yapılır?</strong> sorusunun yanıtına geçmeden önce önemli bir detayı aktarmak isterim. Çocuklar için yemek yemek, beslenmeyi öğrenmek karmaşık ve uzun bir süreçtir. Bu nedenle süreci çocuğun gözünden değerlendirmek ve çocuğa zaman, deneme fırsatı sunmanın çok değerli olduğunu bilin.</p>

<p>Çocuklar besinlere tüm duyularıyla hakim olmadan onu yemezler! Bu nedenle besinleri görmeleri, onların kokularına alışmaları, dokularını elleriyle hatta bedenleriyle hissetmeleri, çevrelerindeki diğer kişilerin o besinleri yedikleri görmeleri gerekir. Ancak bu süreçler tamamlandıktan sonra çocuklar yeni yiyecekleri ağızlarına götürmeyi denerler. Ağza götürme davranışı ilk denemelerde dudakla dokunma, dille tadına bakma, yalama şeklinde olabilir. Bu davranışların hepsi çocuğun besini yemeye karşı ilgisinin yükseldiğinin bir göstergesidir. Yalama, hadi ye, yut! demeden sabırla çocuğa zaman tanımak çok değerli.</p>

<h2><strong>ORTAMDA STRES VE ISRAR VARSA ÇOCUKLAR YENİ BESİNLERİ DENEMEZLER!</strong></h2>

<p>Gelelim ortamdaki duygulara! Dünyanın en lezzetli yemeğini de yapsanız eğer ortamda&nbsp;stres, negatif duygular ve ısrar varsa çocuklar yeni yiyecekleri denemezler. Hatta ortamın duygusu aşırı zorlayıcıysa sevdikleri, alışık oldukları besinlerden bile kaçabilirler. Aç olsalar bile! Bu nedenle her türlü beslenme anında ortamda stresin, ısrarın ve duygusal zorlanamanın olmamasına özen gösterin.&nbsp;</p>

<h2><strong>ÇOCUKLARI YENİ YİYECEKLERE ALIŞTIRMANIN BİR YOLU: ÇOKLU TABAK DÜZENİ NASIL KURULUR?</strong></h2>

<p>Çoklu tabak düzeni, çocukları yeni yiyeceklere onları görerek alıştırmanın bir yoludur. Çocuklar tabaklarında tanıdıkları, bildikleri besinleri görmez ve sonunda aç kalacaklarını bilerek masaya otururlarsa asla yemek yemezler. Gerçekten aç olsalar bile! Çoklu tabak düzeni, çocuğa yeni yiyecekleri alışık olduğu besinlerle birlikte sunarak öğretmenin güzel bir yoludur.</p>

<p><img alt="" height="364" src="https://deniztemurcom.teimg.com/deniztemur-com/uploads/2024/02/coklu-tabak-duzeni-nedir-nasil-yapilir-cocuk-gelisimi-uzmani-deniztemur-anlatiyor.JPG" width="436" /></p>

<p>Gelin adım adım nasıl uygulanır öğrenelim!</p>

<p>- Çocuğunuza 3 yada 4 bölmeli, eğlenceli tabaklar alın. Mümkünse alışverişi çocuğunuzla birlikte yapın ve alışveriş gününü keyifli bir etkinlik haline getirin. Çocuğunuzun tabakla ilgili seçimlerine saygı duyun.&nbsp;</p>

<p>- Çocuğunuzun bu tabağı önce bir oyun malzemesi olarak kullanmasına izin verin. Bebekleri besleme gibi oyunlarda bir araç olarak kullanın ve ona alışmasına yardımcı olun.</p>

<p>-&nbsp;Besinleri sunma aşamasına gelince. Tabağın bir bölümüne çocuğunuzun alışık olduğu, yemeyi sevdiği bir besini koyun.&nbsp;</p>

<p>- Diğer bir bölüme çocuğunuzun yemeyi sevdiği bir kolaylaştırıcı besin ekleyin. Örneğin, yoğurt, meyve/sebze dilimleri vs.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Diğer bir bölüme çocuğunuzun denemesini istediğiniz yiyecekten koyun. Eğer bu besin sulu bir yemekse suyunu alın ve sadece tanelerini sunun.&nbsp;</p>

<p>- Denemesini istediğiniz yiyeceğin miktarını az tutun. Buradaki az 'gerçekten az' olmalı! Örneğin, 5 nohut tanesi gibi.</p>

<p>- Eğer çocuğunuz atıştırmalıklara, paketli gıdalara yada tatlılara çok düşkünse ve bu besinler öğünlerde bir pazarlık unsuruna yada rüşvete dönüşüyorsa 4'ncü bölüme makul miktarda bu ürünlerden birini ekleyin. Örneğin, 2 tane bisküvi yada bir ince dilim kek gibi.<strong> 'Bugün akşam yemeğinde tatlı olarak kakaolu kek var' </strong>diyerek bu ürünleri yemek sonrası pazarlık unsuru olmaktan çıkarın ve servisi tüm aile için yapın.</p>

<h2><strong>ÇOKLU TABAK DÜZENİ KURARKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</strong></h2>

<p>- Çocukla tabak arasına girmeyin! Çocuğun tabağındaki yiyecekleri hangi sırayla ve ne kadar yiyeceğine karışmayın.</p>

<p>- Çocuklar ilk denemelerde tabaklarında sadece güvendikleri ve sevdikleri yiyecekleri yerler. Bunu bir başarısızlık olarak görmeyin ve denemeyi sürdürün.</p>

<p>- Çocukların yeni yiyecekleri denemek için 8 ila 14 kez onları görmeleri gerektiğini bir kenara not edin ve hep hatırlayın!</p>

<p>- Çocuğunuza sunduğunuz yiyecekleri mutlaka siz de tüketin. Bu sayede görerek öğrenme sürecini kısaltabilirsiniz.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOCUĞUM YEMEK YEMİYOR</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/yemek-secen-cocuklara-yeni-yiyecekleri-denetmenin-yolu-coklu-tabak-duzeni-nedir-1</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Feb 2024 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2024/02/yemek-secen-cocuklara-yeni-yiyecekleri-denetmenin-yolu-coklu-tabak-duzeni-nedir.jpg" type="image/jpeg" length="16360"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Memorial doğuma hazırlık kursları ile bebeğinizin gelişine hazırlanın!]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/memorial-doguma-hazirlik-kurslari-ile-bebeginize-gelisine-hazirlanin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/memorial-doguma-hazirlik-kurslari-ile-bebeginize-gelisine-hazirlanin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Hastaneler grubundan yeni anne adayları için doğuma hazırlık kursları düzenliyor. Tamamı ücretsiz olan Memorial doğuma hazırlık kurslarına online kayıt olmanız yeterli. İşte detaylar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anne olmaya hazırlanan her kadın, bedeninde yeni bir yaşamın oluşumunu öğrendiği o ilk andan itibaren heyecanlı bekleyiş içine giriyor. Anne adaylarının en özel anlarından biri olan gebelik serüveninde, ailelerin doğum sürecinde bilinçli kararlar almalarını sağlamak, endişeleriyle başa çıkmak ve kendine olan güveninin artmasına yardımcı olmak amacıyla düzenlenen Memorial Doğuma Hazırlık Kursları, tüm anne-baba adaylarının katılımına açık ve ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlıklı bir doğum deneyimi yaşamaları ve annelik sürecine güvenli bir başlangıç yapmaları amacıyla düzenlenen kurslar, aileleri ebeveyn olma yolculuğunda birçok konuda bilgilendiriyor. Tüm anne-baba adaylarının, her türlü sorunun yanıtını bulabileceği kurslarda, uzman doktorlar tarafından bu süreçteki kaygıları azaltmanın yolları paylaşılıyor. Mutlu bir gebelik ve sağlıklı bir doğum dönemi geçirmek isteyenler; gebelik süresince dikkat edilmesi gereken hususlardan, gebelikte vücutta oluşacak değişikliklere, doğuma hazırlık sürecinden lohusalık dönemine kadar pek çok ayrıntı hakkında bilgi sahibi oluyor. Annelik ve bebek bakımı hakkında merak edilenlerin yanı sıra ebeveynlerin duygusal ve zihinsel olarak da doğuma hazır olmalarını sağlayacak bilgiler de psikologlar tarafından katılımcılara aktarılıyor.</p>

<h2><strong>Memorial doğuma hazırlık kurslarına nasıl kayıt olabilirim?</strong></h2>

<p>Tüm anne ve baba adayları Memorial Doğuma Hazırlık Kurslarına katılmak için 444 7 888 veya mmr.al/dogumahazirlik web sitesi üzerinden ücretsiz olarak kayıt yaptırabilecekler. Kurslara katılan anne adaylarına ise program sonunda katılım belgesi verilecek.</p>

<p><b>Program:</b></p>

<p>Memorial Ataşehir Hastanesi<br />
Başlangıç Tarihi:&nbsp;25 Ocak Perşembe<br />
Bitiş&nbsp;Tarihi:&nbsp;1 Şubat Perşembe<br />
Tarih:&nbsp;Perşembe&nbsp;günleri (2 hafta boyunca)<br />
Saat:&nbsp;18.00-20.00<br />
Yer:&nbsp;Memorial&nbsp;Ataşehir Hastanesi Konferans Salonu<br />
Bilgi&nbsp;ve kayıt için:&nbsp;444 7 888<br />
Katılım ücretsizdir…</p>

<p>Memorial Bahçelievler Hastanesi<br />
Başlangıç Tarihi:&nbsp;27 Ocak Cumartesi<br />
Bitiş&nbsp;Tarihi:&nbsp;3 Şubat Cumartesi<br />
Tarih:&nbsp;Cumartesi&nbsp;günleri (2 hafta boyunca)<br />
Saat:&nbsp;11.00-15.00<br />
Yer:&nbsp;Memorial&nbsp;Bahçelievler Konferans Salonu<br />
Bilgi&nbsp;ve kayıt için:&nbsp;444 7 888<br />
Katılım ücretsizdir…</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANNE ÇOCUK</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/memorial-doguma-hazirlik-kurslari-ile-bebeginize-gelisine-hazirlanin</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jan 2024 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2024/01/memorial-doguma-hazirlik-kurslari.jpg" type="image/jpeg" length="75660"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuğum yeni yemekleri denemiyor, bir lokmayı saatlerce ağzında tutuyor neden?]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/cocugum-yeni-yemekleri-denemiyor-bir-lokmayi-saatlerce-agzinda-tutuyor-neden</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/cocugum-yeni-yemekleri-denemiyor-bir-lokmayi-saatlerce-agzinda-tutuyor-neden" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3 yaşında yeni yemekleri denemeyen, yemekleri ağzında tutan bir çocukla annesinin hikayesini bugün benzer sorunları yaşayan ebeveynler için yazdım. İşte çocuğu yemek yemediği için zorlanan bir annenin ve çocuğunun hikayesi ve benim çözüm önerilerim...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em><strong>"Benim 3 yaş 3 aylık bir kızım var.&nbsp;Yemek konusu bizim için tam bir kabus. Gitmedik doktor, yaptırmadık tahlil bırakmadık. Bir yemeğin tadına bile bakmak istemiyor. Benim sinirlerim, psikolojim yıpranmış durumda. Nasıl davranacağımı şaşırmış durumdayım. Ağzına adığı yiyecekleri ağzında tutuyor. Yemek saatlerimiz 1.5- 2 saati buluyor. Sonunda zaten ya yemeyerek ya da ağlayarak zorla yiyerek bitiyor. Bana bir yol gösterin. "</strong></em></p>

<p>Yemek yemeyen çocuk öykümüz bu. Benzer öyküye sahip yüzlerce anne ve çocuk olduğuna eminim. Çocuklarda yeni yiyecekleri denememe, besinleri uzun süre ağızda tutma çok sık karşılaştığmız besin reddi türüdür.</p>

<p>Gelin bugün bugün böyle bir durumda neler yapılabilir, birlikte bakalım.</p>

<h2><strong>İLK İŞ YEMEK REDDİNİN NEREDE BAŞLADIĞINI BULMAK OLMALI!</strong></h2>

<p>Çocuklarda yeme sorunları yaşayan ailelerin düştüğü en büyük hata mevcut duruma odaklanmak oluyor. Örneğin, çocuk 3 yaşında ve yemekleri ağzında tutuyor. Aileler ilk refleks olarak şuan yaşadıkları sorunu çözmek için harekete geçiyorlar. Ağzında yemek tutan çocuğu bu davranışı bırakması için zorluyorlar mesela. Oysa ki çocuklarda yeme sorunlarını aşmak için ilk yapmanız gereken şey sorunun başladığı yeri tespit etmek ve oraya geri dönmek olmalı.&nbsp;</p>

<p><strong>Çocuğunuz ilk ne zaman yemekleri reddetmeye başladı?</strong></p>

<p><strong>Çocuğunuz beslemek ilk ne zaman sizin için zorlu bir sürece dönüşmeye başladı?&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Çocuğunuz besinleri reddetmeye başladığında kaç yaşındaydı ve yaşının getirdiği duygusal ve fizyolojik ihtiyaçlar neydi?</strong></p>

<p><strong>Çocuğunuz yemekleri reddetmeye başladığında siz nasıl bir psikolojideynizi, evinizdeki duygusal ortam nasıldı?</strong></p>

<p><strong>Çocuğunuz yemekleri reddetmeye başladığında hayatınızda büyük bir değişiklik olmuş muydu? (Annenin işe başlaması, kardeş doğumu, bakım veren değişikliği, zorla memeden ayrılma vb.)</strong></p>

<p><strong>Çocuğunuz yemekleri reddetmeye başladığında siz ne yaptınız, onu nasıl beslediniz?</strong></p>

<p>Bu soruların yanıtlarını bulup, objektif bir şekilde durumu değerlendirmeniz şart. Zira yeme sorunlarının nerede başladığını bulup, o dönemin ihtiyaçlarına geri dönüp karşılamak gerekir. Çocuklar eksik kalan deneyimlerini, duygusal boşluklarını tamamlamadan doğru ritimde yemek yiyemezler.&nbsp;</p>

<p>Biraz daha detaylandırmak gerekirse...</p>

<p>Örneğin çocuğunuz 1 yaşında yemekleri reddetmeye başladı, 2 yaşına doğru durum daha da kötüleşti ve siz onu bu süreçlerin tamamında oyalayarak, zorlayarak, gezinerek vs. bir şekilde beslemeyi başardınız ama artık hiç bir yöntem işe yaramaz oldu.&nbsp;</p>

<p>Dönmeniz gereken yer 1 ve 2 yaş evresidir!</p>

<p>Bu iki dönemde çocuklar neden yemekleri reddeder, beslenme becerilerinin gelişmesi için nelere ihtiyaç duyarlar öğrenip günlük rutininiz bu bilgilerle yeniden inşa etmelisiniz.&nbsp;</p>

<p><a href="https://www.deniztemur.com/1-yasinda-bebegim-yemek-yemiyor-neden">1 yaşında çocuklar neden yemek yemez?</a></p>

<p><a href="https://www.deniztemur.com/2-yasinda-cocugum-yemek-yemiyor-ne-yapmaliyim">2 yaşında çocuklar neden yemek yemez?</a> sorularının yanıtlarını bu linklere tıklayarak bulabilirsiniz.</p>

<h2><strong>YEMEK YEMEYEN ÇOCUĞUNUZU DOKTOR KONTROLÜNDEN GEÇİRİRKEN DİKKATLİ OLUN!</strong></h2>

<p>Çocuğunuz yemek yemiyorsa ve onun gelişiminden endişe ediyorsanız tıbbi bir tarama yaptırmanızı tavsiye ederim. <strong>Ama çocuğunuzu hırpalatmadan!</strong></p>

<p>Çoğu aile<strong> 'çocuğum yemek yemiyor neden?' </strong>sorusunun yanıtını tahlillerde, doktor kontrollerinde arar. Doktorların onlara çocuklarının neden yemek yemediğini söylemesini ve bir reçete yazıp sorunu çözmesini isterler.&nbsp;Ancak vakaların yüzde 95'inde tıbbi bir sorun çıkmaz hatta çocukların hem gelişimleri hem de tahlil sonuçları iyi veriler verir.&nbsp;</p>

<p>Hastanede iyi sonuçları alan aileler ilk başta&nbsp;rahatlasa da evdeki yemek yeme sorunları sürdüğü için kısa sürede yeniden soluğu hastanede alırlar. Bu kez çocuklar daha ileri tetkiklere maruz kalır. Öyle ki çocuklar bu aşamalarda, endoskopi, kolonoskopi gibi zorlu tıbbi görüntüleme deneyimleri yaşarlar. Yine vakaların çok büyük bir kısmında bir sorun çıkmaz.&nbsp;</p>

<p>Bu zorlu hastaneye deneyimleri sonrası çocuklar çoğunlukla <strong>'daha zorlu yiyiciler'</strong> haline dönüşürler. Psikolojik ve fizyolojik olarak yaşadıkları korku ve travmanın etkisiyle çoğunlukla kendini yemeklerden kaçmak olarak gösterir. Özellikle de hastane deneyimi öncesi ve sonrasında aileler çocuklarına<strong> 'Bak yemeğini yemezsen doktora gideriz, doktora gitmek istemiyorsan yemeğini ye, yemek yemezsen hasta olursun doktora gideriz vb.' </strong>sözlü telkinlerde bulunuyorsa yeme sorunları her geçen gün artar, artar.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>ÇOCUĞUNUZ NEDEN YEMEK YEMEDİĞİNİN YANITINI HASTANEDE DEĞİL, EVDE ARAYIN!</strong></h2>

<p>Çocuğunuz yemek yemiyorsa ve ilk aşama tıbbi taramalar sağlıklı bir gelişim tablosu çiziyorsa çocuğunuzu hastane hastane gezdirmekten vazgeçin. Çocuğunuz doktor ve hastaneyle tehdit etmeyin. Çünkü çözüm çoğunlukla hastanede değil evdedir.&nbsp;</p>

<p>Çocuklar ancak evdeki duygusal destekler arttıkça, besinlerle ilgili deneyimleri güçlendikçe ve kendi tercihleri değerli görülmeye başlandıkça yeme sorunlarını aşarlar. Bu nedenle travmadan uzak, çocuğun duygusal olarak güçlendirildiği bir aile ortamı ve beslenme deneyimi yaşaması üzerine odaklanın.&nbsp;</p>

<p>Bu konuda ne yapacağınızı bilmiyorsanız ilk olarak yapmanız gerekenleri anlattığım<a href="https://www.deniztemur.com/cocugunuz-yemek-yemiyorsa-yapmaniz-gereken-ilk-3-sey"> 'Çocuğu yemek yemeyen ailelerin yapması gereken ilk 3 şey!'</a> başlıklı yazımı bu linki tıklayarak okuyabilirsiniz.&nbsp;</p>

<h2><strong>ÇOCUKLAR NEDEN YEMEKLERİ AĞIZLARINDA TUTAR?</strong></h2>

<p>Gelelim <strong>'çocuklar neden yemekleri ağızlarında tutar?</strong> sorusunun yanıtlarına...</p>

<p>Çocuklar yemek yemek istemediklerinde 3 savunma geliştirirler.</p>

<p><strong>Bu savunmaların ilki ağızlarını açmamak, kafalarını çevirmektir.</strong></p>

<p>Bu çocuk dilinde <strong>'Şuan yemek yemek istemiyorum ya da şuan bir şey beni zorluyor yemek yiyemiyoru</strong>m' demektir. Bu aşamada ailelerin bir kaç teklif sonrası durması ve beslemeyi bırakması gerekir.&nbsp;</p>

<p>Eğer bakım verenler bu aşamada durmaz, çocuğu zorlar yada oyalayarak beslemeyi sürdürürse bir süre sonra ikinci aşama olan <strong>'ağızda tutma' </strong>başlar.</p>

<p>Ağızda tutma davranışı ise çocuk dilinde <strong>'Şuan yemek yemek istemiyorum, bir şey beni zorluyor yiyemiyorum ama ısrarlara ve baskılara dayanamadığım için ağzımı açıyorum, fakat çiğnemiyorum, yutmuyorum' </strong>demektir. Aslında çocuğunuz yemeğini ağzında tuttuğunda halen ilk aşamadaki durumdadır. Sadece bakım verenin yarattığı baskıya direnç gösterememektedir. Bu aşamada durmayı ve beslemeye devam etmemeyi şiddetle tavsiye ediyorum. Zira üçüncü aşama işleri tamamen yolundan çıkabilir.&nbsp;</p>

<p>İlk 2 aşamada durmadınız ve bir şekilde çocuğunuzu beslemeyi sürdürdünüz. Saatler sürse de çocuğunuz bir kaç kaşık yemek yedi. Ama bu davranışlar ortadan kalkmadı. Muhtemelen çocuğunuzu böyle beslemeye devam ederseniz <strong>üçüncü aşamada öğürme ve kusmayla karşılaşırsınız.</strong></p>

<h2><strong>BİZİM ÇOCUK YEMEĞİ GÖRÜR GÖRMEZ ÖĞÜRÜYOR&nbsp;</strong></h2>

<p>Çocuklar bakım verenlere direnç gösteremediklerinde besinleri yutarlar ancak bu yutma tam bir beslenme davranışı değildir. Çocukların büyük bir kısmı bu aşamada besinleri midelerinde tutamazlar ve kusarlar. Kusma davranışı bir kaç tekrardan sonra çocukların beslenme davranışı üzerinde asıl belirleyiciye dönüşür. Çocuklar kustukça daha yemekleri yemeye başlamadan öğürmeye ve masadan kaçmaya başlarlar. Bu aşamada yeme sorunlarını geriye döndürmek zor ve uzun süreli çaba gerektirir. Eğer bu yazıyı okuyanlar arasında çocuğuyla kusma evresine geçen aileler varsa vakit kaybetmeden profesyonel bir destek almanızı tavsiye ederim.&nbsp;</p>

<h2><strong>BİZİM ÇOCUĞUN BİR LOKMAYI YUTMASI 2 SAAT SÜRÜYOR, SONUNDA ZORLA AĞLAYARAK YİYOR YADA AÇ KALIYOR!</strong></h2>

<p>Gelelim 2 saat süren beslemeye...</p>

<p>Çocuğunuz yemek yemiyorsa lütfen saatlerinizi masada ve mutfakta geçirmeyin. 2 saat yemek yemeyen çocukla masada mücadele etmek yerine gücünüzü çocuğunuzla keyifli vakit geçirmeye harcayın.&nbsp;</p>

<p>Çocuklar öğünlerin başında bir nedenle yemek yiyemiyor olabilir. Ara verip, duygusal ve fiziksel olarak başka bir şeyler yapmasına izin vermeyip, masada saatlerde oturmaya zorladığınızda oluşan duygusal stres nedeniyle beslenme durur. Çocuğunuz aradan geçen 2 saatte 'acıksa bile' yemek yiyemez. Bu nedenle masadan uzaklaşıp, stresi oluşmadan engellemek en iyisidir.&nbsp;</p>

<p>Bir kaç kez teklif ettiniz ve çocuğunuz yemekleri istemedi.</p>

<p><strong>Sakince şunu düşünün: </strong>Çocuğumun bedeni içinde değilim, onun ne hissettiğini bilmiyorum, bir nedenle yemek yiyemiyor olabilir!</p>

<p><strong>Ve çocuğunuzla şöyle bir bakışla iletişim kurun:</strong> Şuan yemek yemeğe hazır değilsin, karnın acıkıncaya kadar saklambaç oynamaya ne dersin? (Çocuğunuzun sevdiği oyunlara göre çeşitlendirebilirsiniz)</p>

<p>Bu oyun süresince çocuğunuzu ve kendinizi duygusal olarak rahatlattığınızdan emin olun. Yani oynuyormuş gibi yapmayın, gerçekten oyun oynayın ve siz de keyif alın. Oyun oynarken aklınız yemek masasında kalmasın, çocuğunuzu yemeye ikna etmek için oynamayın. Gerçekten onu ve kendinizi oyuna katın.&nbsp;</p>

<p>Oyun sonrası bir süre sonra çocuğunuzu yeniden beslenmeye davet edin. Burada oyuncakları ve oyunu birer araç olarak kullanın. Mesela, <strong>'Ay karnımdan gurultular geliyor, koşamıyorum, saklanacak gücüm kalmadı, çok acıktım, yemek yemem lazım' </strong>deyin. Ortama biraz mizah katın. Koltuğa yatın, <strong>'Çok acıktım, hiç gücüm kalmadı, kalkamıyorum, bana yardım et'</strong> gibi komik, eğlenceli bir ortam yaratın.&nbsp;</p>

<p>Yemek masasına döndüğünüzde siz de mutlaka yemek yiyin ve yerken beslenmekten keyif alın. Çocuğunuz için de yemek servisi yapın ve onu yemesi için sözlü yada fiziki olarak zorlamayın. Ortamdaki keyfi sürdürücü sohbetler edin ve kendi kendine beslenmesi için destekleyin. Yemiyorsa zorlamayın. Beslenme ilişkinizi her gün bu bakışla yeniden yapılandırdığınızda ve ortamdaki stres azaldığında çocuğunuzun bir süre sonra daha sakin ve normal beslenme davranışı göstermeye başlayacağını göreceksiniz.&nbsp;</p>

<p>Hayatınızı bu bakışla yeniden inşa etmek için <a href="https://www.deniztemur.com/hic-yemek-yemeyen-cocuga-ne-yapmali-nasil-davranmali">'Hiç yemek yemeyen çocuğa ne yapmalı, nasıl davranmalı?</a>' yazımı okuyabilirsiniz.&nbsp;</p>

<h2><strong>BAKIM VERENİN KÖTÜ PSİKOLOJİSİ ÇOCUKLARI YEMEKLERDEN KAÇIRIR</strong></h2>

<p>Çocukların sinir sistemi bakım verenlerin özellikle de anne ve babasının sinir sistemlerine bağlıdır. Ortamdaki yetişkinler gergin, öfkeli, stresli ve tahammülsüzse çocuklar besinlerden kaçarlar. Çünkü ortamdaki yetişkin stresi çocukların çok daha fazla kaygı ve korku duymalarına neden olur. Kaygı ve korkusu artan çocuklarda karın ağrısı, mide bulantısı, bağırsak hareketliliği gibi fizyolojik zorlayıcılar devreye girer. Bu fiziki zorlayıcılar <strong>'aç olsa bile</strong>' çocukların beslenmesini engeller. Bu nedenle sakin olmak, çocuğun bedenine saygı göstermek ve onun daha hayatının başında olduğunu hatırlayıp, beslenmeyi öğrenmek için zamana ihtiyacı olduğunu bilmek ve sürekli hatırlamak gerekir.&nbsp;</p>

<h2><strong>SON SÖZ: ÇOCUĞUNUZA MI KIZGINSINIZ YOKSA SİZİ KIZDIRAN BAŞKA ŞEYLER Mİ VAR?</strong></h2>

<p>Bakım verenlerin çoğu ilk bakışta <strong>'çocuğu yemek yemediği'</strong> için öfkeli olduğunu söyler. Ama aslında çocukla ilişkiyi şekillendiren, altta yatan başka etkenler bakım verenleri özellikle de anneleri sürekli uyarır. Çocuk bakmanın zorlukları, eş ve aile ile yaşanan sorunlar, annenin kendini ifade etme fırsatı bulamaması, kendine zaman ayıramaması, çocuk bakımı dışında başka hayal ve ideallerinin olması&nbsp;bilinaçaltında baskı yaratabilir. Bu baskı her an patlamaya hazır bir bomba gibi bekler ve çocuğunuz yemek yemediği anda patlayabilir. Aslında sizin duygu durumunuzu belirleyen çocuk dışı etkenler çocuğunuzla ilişkinizi yıpratıyor ve yeme sorunları için zemin hazırlıyor olabilir. Bu nedenle bu yazıyı okuyan her anne, baba ve diğer bakım verenler mutlaka gerçekte onların sinir sistemini neyin tetiklediğini bulmalı. Bu farkındalık bile çocukla olan ilişkiyi düzenlemek konusunda size güç verebilir, işleri kolaylaştırabilir.&nbsp;</p>

<p><strong>'Bugün eşimle kavga ettim, canım sıkkın, öfkeliyim' d</strong>iyebilin kendinize. Böyle zorlu günlerde çocuğunuzu beslerken daha esnek olun. Mesela yeni bir yiyeceği denemesi için uygun bir gün olmadığını, herkes için bir makarna yapmanın daha sağlıklı olduğunu bilin.&nbsp;</p>

<p><strong>Siz de yaşadığınız yeme sorunlarını yorumlara yazın, sizin sorunuzu da deniztemur.com'da yanıtlayalım.</strong></p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOCUĞUM YEMEK YEMİYOR</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/cocugum-yeni-yemekleri-denemiyor-bir-lokmayi-saatlerce-agzinda-tutuyor-neden</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Nov 2023 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/11/cocugum-yeni-yemekleri-denemiyor-bir-lokmayi-saatlerce-agzinda-tutuyor-neden.jpg" type="image/jpeg" length="40934"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünyanın en iyi iştah açıcı şurup tarifi!]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/dunyanin-en-iyi-istah-acici-surup-tarifi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/dunyanin-en-iyi-istah-acici-surup-tarifi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuğun çok iştahsız! İştah açıcı şurup işe yarar mı, iştah açıcı şurup zararlı mı, 2 yaşında çocuğum çok iştahsız iştah açıcı şurup versem yemek yer mi? diye sorularına yanıt arayan anneler,  İştah açıcı pekmez hatta iştah açıcı dua tarifi arayan sevgili ebeveynler. İşte dünyanın en iştah açısı ilacının tarifi...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Size dünyanın en iyi iştah açıcı şurubunun tarifini vereceğim. Üstelik bu iştah açıcı şurup tehlikeli mi, zararlı mı diye kaygılanmanıza da gerek yok. Hatta benim iştah açıcı şurup önerim için eczaneye yada doktora gitmenize bile gerekmiyor.&nbsp;</p>

<p>Haydi gelin başlayalım!</p>

<p>Dünyanın en işe yarayan, en etkili, en zararsız, faydaları saymakla bitmez bir iştah açıcı şurup arıyorsanız o şurubun adı, OYUN VE SEVGİDİR!</p>

<p>Lütfen hayal kırıklığına uğramadan yazının devamını okuyun. “<strong>Ben çocuğumu seviyorum, onunla oyun da oynuyorum. Ama yine de iştahsız”</strong> dediğinizi duyar gibiyim.</p>

<p>Lütfen yazıyı okumaya devam edin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Size biraz çocuk beyninin çalışma şeklinden ve bu çalışma şeklinin çocuğun beslenme davranışı üzerine nasıl bir etki yarattığını anlatmak isterim.&nbsp;</p>

<h2><strong>BEYNİMİN İŞTAHI ÇOK AÇIK ANNE!</strong></h2>

<p>Çocuklar sağ beyinleriyle karar alır ve hareket ederler. Sağ beyin hem çocuklarda hem de yetişkinlerde duyguların yönetim alanıdır. Sağ beynimizle karar verdiğimizde bu kararlarımız duygularımızın sonucunda aldığımız kararlar olur. Çocukları hayatlarının ilk yıllarında hayata bağlayan da duygular ve bu duygulara karşılık çevrelerinden aldıkları yanıtlardır. Yeni doğduklarında duydukları korku, açlık, acı, kaygı her ne hissediyorlarsa ağlarlar ve çevrelerinden onları sakinleştirecek yada ihtiyaçlarını karşılayacak ilgi geldiğinde normalleşmeye, sakinleşmeye başlarlar.&nbsp;</p>

<h2><strong>İŞTAHTAN ÖNCE ALIŞMA İHTİYACI GELİR</strong></h2>

<p>Daha doğumdan itibaren etkili olan sağ beyin, beslenme üzerinde de keskin bir belirleyicidir.&nbsp;&nbsp;Çocuklar için beslenmek karmaşık ve çok fazla detayı yönetmek zorunda oldukları zorlu bir deneyim alanıdır. Ek gıdaya geçişten itibaren oturmak, otururken hissedilen karın ağrısı, gaz birikmesi vb. yeni hislerle mücadele etmek, yiyeceği ağızda tutmak, dil ve damakta oluşan hislerle mücadele etmek, doğru zamanda çiğnemek, yeterince çiğnemek, boğulmadan yutmak, beslenme sonrası oluşan hazım sorunlarının yarattığı fiziki zorluklarla mücadele etmek, (sertleşen kaka, midede sıkışan yiyecek ve gazlar, karın ağrısı vb) gibi çok sayıda süreç beslenme sırasında çocukları zorlar. Çocuklar zorlandıklarında duygusal tepkiler vermeye başlarlar. Yaşanan süreci hissettikleri duygularla anlamaya, anlamlandırmaya çalışırlar.&nbsp;</p>

<p>Bazen yaşanan duygular özellikle de fiziki huzursuzluklar (ağrı, gaz sıkışması vb.) az beslenmelerine, besinlerden kısa sürede uzaklaşmak istemelerine neden olur.&nbsp;</p>

<h2><strong>ÇOCUĞUM İŞTAHSIZ 2 KAŞIK YİYİP BIRAKIYOR DİYORSANIZ…</strong></h2>

<p>Bu az beslenme ihtiyacı bakım verenler tarafından ‘çocuğum iştahsız, az yiyor yeterince büyümeyecek’ kaygısıyla reddedilir ve çocuk daha fazla beslenmeye zorlanırsa işte orada kalıcı bir besin reddi ve her daim iştahsız çocukla mücadele başlar. Bakım verenler çocuğun beslenme sırasında çeşitli nedenlerle zorlayabileceğini, beslenmeye ara vermek istemesinin bir nedeni olabileceğini her zaman hatırlamalı ve şu cümleyi kendilerine sık sık söylemeli:</p>

<p><strong>“ÇOCUĞUM KENDİ BEDENİNDE OLANLARI HİSSEDİYOR, BİLİYOR AMA BEN BİLEMİYORUM!”</strong></p>

<h2><strong>EN İŞTAHSIZ ÇOCUK BİLE DOĞRU DUYGUYLA KARŞILANDIĞINDA YEMEK YER!</strong></h2>

<p>Çocuklar zamanla fiziki zorlanmalarla baş etmeyi öğrenirken, bedenleri de besinleri hazmetme konusunda daha iyi iş çıkarmaya başlar. Eğer zorlanma zamanlarında bakım verenler çocuğa koşulsuz bir sevgi ve saygı sunuyorsa. Ortamdaki duygu çocuğun duygularını ve hissettiklerini kabul eden bir nitelikteyse çocuklar beslenmeyi sürdürürler. Zamanla daha nitelikli ve çeşitli yemeye başlarlar.</p>

<p>Tersi durumda eğer bakım verenler çocuğun hali hazırda beslenme sırasında yaşadığı zorlanmayı, bağırma, öfkelenme, stres kontrolsüzlüğü, zorla besleme gibi duygulara karşılaşsa işler daha da kötüleşir. Yazının başında bahsettiğim sağ beyin çocuğa net bir şekilde şu sinyali verir: YEMEK HER GELİŞİNDE ANNEM DAHA DA KIZGIN VE BU BENİ KORKUTUYOR. DEMEK Kİ YEMEKLER KORKUTUCUDUR!</p>

<h2><strong>GELELİM EN İŞTAH AÇICI ŞURUBA</strong></h2>

<p>Eğer yukarıdaki gibi zorlu bir tablo yaşamaya başladıysanız. Şunu bilin ki sorun çocuğunuzun iştahında değil, ortamdaki duygulardadır. Satılan her iştah açıcı şurubu çocuğunuza verseniz de işler değişmeyecektir. Hatta yemek yemeyen çocukların büyük bir kısmı ilaç kullanmak konusunda da isteksiz ve zorunludurlar. Şurupları da zorlayarak, aynı kötü duygularla çocuğunuza verdiğinizde ‘daha iştahsız’ bir çocukla karşılaşmaya başlayacaksınız.&nbsp;</p>

<p><strong>Çözüm için yapmanız gereken tek şey yemekler sırasında ve yemek dışı tüm zamanlarda çocuğunuzla aranızdaki sevgi ve iletişim bağını güçlendirmektir.</strong> Çocuklar bakım verenlerinden koşulsuz onay gördüklerinde çok daha cesur ve denemeye açık hale gelirler. Bugünden tezi yok. Bırakın yemeklerde yaşanan sorunları, bırakın çocuğunuzun lokmalarını saymayı. Onunla oyunlar oynayın, parklara, bahçelere çıkıp koşup oynayın, çocuğunuzun sevdiği şeyleri yapın, onu dinleyin, onun hoşlandığı ve zorlandığı şeyleri anlamaya çalışın. Varsın bir gün de yorulduğunuz, zamanınız kalmadı diye sadece makarna yiyin. Ama o makarnayı öyle mutlu, öyle keyifli bir aile öğünü haline getirin ki çocuğunuz her makarnayı gördüğünde o anların keyfini hatırlasın.</p>

<p><strong>Birlikte mutfağa girin</strong>. Varsın ortalık batsın, varsın çocuğunuzun eli yüzü kirlensin. Bırakın. Bakın zamanla mutfakta geçirilen o keyifli vakitler nasıl birer iştah açıcı şuruba dönüşecek. Siz bile yaşanan değişime inanamayacaksınız. Siz de gülün. Güldürün. Çocuğunuz hayatı daha yeni öğreniyor. Belki siz de hayatınızda ilk kez bir çocuk nasıl yetişir onu deneyimliyorsunuz. Kendinizi ve yavrunuza zaman tanıyın.</p>

<p><strong>Unutmayın!</strong></p>

<p>Dünyanın en iyi iştah açıcı şurubu mutlu bir gülümse, sevgi dolu bir yuvadır. Gülen, kahkaha atan çocuğun başaramayacağı, öğrenemeyeceği hiç bir şey, deneyemeyeceği hiçbir yiyecek yoktur.&nbsp;</p>

<p>[related-posts id="65" color="bg-warning"][/related-posts]</p>

<p data-original-attrs="{"></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOCUĞUM YEMEK YEMİYOR</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/dunyanin-en-iyi-istah-acici-surup-tarifi</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Nov 2023 16:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/11/dunyayin-en-iyi-istah-acin-surup-tarifi.jpg" type="image/jpeg" length="90190"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Okulda alt ıslatma nedenleri ve çözüm yolları!]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/okulda-alt-islatma-nedenleri-ve-cozum-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/okulda-alt-islatma-nedenleri-ve-cozum-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[4 yaşında okulda altını ıslatan ve son dakikaya kadar tuvaletini tutmayı tercih eden bir çocuğumuzun annesinden gelen soruya verdiğim yanıtı sizler için de paylaşmak istedim. İşte okulda alt ıslatmanın nedenleri ve çözüm yolları...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em><strong>"4 yaşında bir oğlum var. Tuvalet eğitimini 27 ay civarında başarılıyla yaptık. Kendi istemişti tuvaleti kullanmayı. Tuvalet eğitimini verdiğimiz zaman da şimdi de gece alt ıslatma yok, kaka tutma sorunu da yok. Ama 'tuvaletim geldi' demek için son dakikaya kadar bekliyor. İyice sıkışmadan tuvalete gitmek istemiyor. O zamana kadar fark etmiyor mu, söylemek mi istemiyor anlamadım. Bu durum okuldayken sorun oluyor. Okulda sık sık altını ıslatıyor. Bazen günde 1 kez bazen iki kez alt ıslatma oluyor. Öğretmenleri&nbsp;devamlı hatırlatırsa, tuvalete götürürse eve temiz geliyor. Tuvaletini zamanında söylememe nedeni ne olabilir, okulda alt ıslatma için ne yapmalıyım?"</strong></em></p>

<p>Yukarıdaki soruya okulda altı ıslatma sorunu yaşayan çocukların anneleri için uzun uzun yazmak istedim. Okulda alt ıslatma hem kreş/anaokulu döneminde hem de ilkokula başlama sürecinde çok sık karşılaştığımız bir durum.&nbsp;</p>

<h2><strong>ÇOCUKLAR TUVALETLERİNİ TUTARAK VÜCUTLARININ SINIRLARINI ÖĞRENİRLER</strong></h2>

<p>Çocuklar vücutlarının sınırlarını zorlamayı severler. Bu bedenlerini tanımanın bir yoludur. Genelde oyundan ayrılmamak, keyif aldıkları şeylerden uzaklaşmamak, kaygı duydukları ortama ve ilişkilere girmemek için fiziki ihtiyaçlarını uzun saatler boyunca erteleyebilirler. Bu erteleme davranışını en çok tuvalet ihtiyacında ve beslenmede görürüz.</p>

<p>Yukarıda hikayesini dinlediğimiz çocuğumuzun durumu bu bilgiyi işaret ediyor gibi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>OKULDA ALT ISLATMA NEDEN OLUR?</strong></h2>

<p>Okulda alt ıslatmaya gelince...</p>

<p>Okullarda topluca tuvalete gitme, yeni bir tuvalet ortamına alışma, kendi ihtiyaçlarını kendi görmesi gerekliliği gibi pek çok nedenle erken yaş grubundaki çocuklar okul tuvaletlerini kullanmaktan kaçınırlar. Bu kaçınma fiziki olarak son noktaya gelinceye dek yada bir yetişkin sürece müdahale edinceye dek sürebilir. Eğer çocuğunuz öğretmenlerinin hatırlatması sonrası tuvalete gitmeyi kabul ediyorsa ve ihtiyacını gideriyorsa klinik olarak çok da endişe etmemiz gereken bir durum olmadığını bilelim.&nbsp;</p>

<h2><strong>SÜREKLİ TUVALETİN VAR MI, HADİ TUVALETE GİDELİM DEMEK YERİNE...</strong></h2>

<p>Gelelim, tuvalete gitmeyi erteleyen, uzun süre tutma sonrası alt ıslatan çocuklara ne yapmalı, nasıl davranmalı? sorusunun yanıtlarına...</p>

<p>Yapabileceğiniz ilk ve en önemli şey çocuklara sürekli 'tuvaletin var mı, tuvalete gidelim mi, bak çişin gelmiş' diye sözlü uyaranlarda bulunmamak. Küçük hatırlatmalar, gözlemler mümkün ancak altını ıslatacak korkusuyla sürekli sözlü uyaran da bulunmak davranışın tekrarına neden olur. Bu durum okuldaki öğretmenler için de geçerli, hatırlayalım!</p>

<h2><strong>ÇİŞ TUTMAYI VE ALT ISLATMAYI ÖNLEYEN OYUN ÖNERİLERİ</strong></h2>

<p>Çişini tutan, sık sık alt ıslatan çocukları konuşarak tuvalete gitmeye ikna etmek yerine oyunla tuvalete davet etmeyi deneyin.</p>

<p>Örneğin, teması tuvalet olan bir şarkı söylerek çocuğunuzu tuvalete yönlendirebilirsiniz.</p>

<p>Bir diğer oyun önerisi de şöyle; Tren olup 'Çiş treni... Çiş treni... Sakın kaçırma çiş treni...' gibi esprili oyun temelli, melodik bir şarkıyla çocuğunuzu oyuna davet edin. Tren olarak tuvalete birlikte gidin. Tuvaleti kullanmak istemezse zorlamayın. Aynı tren tuvaletten ayrılıp başka bir istasyona doğru devam etsin. Birden oyunu kesmek yerine eğlenceyi sürdürüp, iletişime devam edin. Makul bir süre sonra yeniden aynı oyunu oynayın.</p>

<p>Bir diğer oyun önerisi de şu şekilde: İki sandalyeyi arka arkaya koyup arabacılık oynayabilirsiniz. Ama araba bir türlü çalışmaz ve sonunda çocuğa 'Araba diyor ki arabada çişi olan bir. Çişi olan kişi tuvalete gitmeden çalışamıyorum. Herkes tuvalete gitsin' diyor gibi bir cümleyle durumu oyuna dökerek çocuğunuzu tuvalete yönlendirebilirsiniz. İstekli olmayan çocuklar için 'Belki ay benim tuvaletim var!' galiba diyerek önce siz tuvaleti kullanabilirsiniz.</p>

<p>Çocuğunuz reddederse ve onun tuvalet ihtiyacı olduğundan eminseniz arabayı yeniden çalıştırmayı deneyebilir, başaramayınca oyunu yeniden başa alıp oynayabilirsiniz.</p>

<h2><strong>ÇOCUĞUM ALTINI ISLATIYOR, BİR HASTALIĞI OLABİLİR Mİ?</strong></h2>

<p>Çocuklarda alt ıslatmanın pek çok tıbbi hatta genetik nedeni olabilir. Eğer sizi zorlayan ve aşamadığınız bir alt ıslatma sorunuyla karşı karşıyaysanız çocuğunuz tıbbi bir taramadan geçirmek iyi bir fikir olabilir. Ancak yukarıdaki örnektekine benzer bir tablo yaşıyorsanız, alt ıslatmanın nedeni 'fiziki zorlanma' olduğunu düşünmek faydalı olacaktır. Zira tıbbi bir sorundan kaynaklı alt ıslatmada gece alt ıslatma davranışını daha sık görmek olası.</p>

<h2><strong>ÇOCUKLARIN BEDENLERİ ONLARA AİTTİR!</strong></h2>

<p>Son olarak şunun da altını çizmek isterim: Çocukların bedenleri onlara aittir! Biz yetişkinler o bedene ne kadar çok müdahale edersek aslında deneyim yoluyla öğrenebileceklerini de o kadar çok engelleriz. Bu nedenle her ne kadar sonucu biz yetişkinler için yorucu ve can sıkıcı bile olsa da alt ıslatma, tuvaleti uzun süre tutma süreçleri çocuğun kendisinin deneyimlemesine izin vermektir. Çocuklar eğer bu tür zorlu durumlarda onları yargılamayan, süreci duygusal kabulle karşılayan yetişkinlerle karşılaşırlarsa zamanla kendi ritimlerini bulur ve sorunu kendi başlarına aşarlar.</p>

<p>[related-posts id="63" color="bg-success"][/related-posts]</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>TUVALET EĞİTİMİ</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/okulda-alt-islatma-nedenleri-ve-cozum-yollari</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Nov 2023 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/11/okulda-alt-islatma-nedenleri-ve-cozum-yollari.jpg" type="image/jpeg" length="63825"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuğuma kilo aldırmak için kaç öğün yemek yedirmeliyim?]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/cocuguma-kilo-aldirmak-icin-kac-ogun-yemek-yedirmeliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/cocuguma-kilo-aldirmak-icin-kac-ogun-yemek-yedirmeliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[10 aylık bir bebeği olan anneden aldığım 'Çocuğuma kilo aldırmak için kaç öğün yemek yedirmeliyim?' sorusuna tüm anneler için detaylıca yanıt verdim. İşte o soru ve yanıtlarım...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em><strong>“10 aylık bir oğlum var. 7.5 kilo ve 71 santim boyu var. Kilosu çok geri kaldı. Hasta oldu, ameliyat oldu gözünden. O yüzden gelişimi hep geri kaldı. Kilo aldırmak için kaç öğün vermem gerekir. Yemek yiyor yemiyor değil ama iştahsızlık yok ara ara oluyor ama o da normal. Anne sütü alıyor. Gündüz bir veya iki kere onun dışında ek gıda veriyorum. Ama kilo almıyor. Bunu nasıl çözebiliriz. Herhangi bir vitamin vermem gerekiyor mu?”</strong></em></p>

<p>Erken dönem hastalıkları çocukların gelişim evrelerini sekteye uğratabilir. Ancak hastalıklar ve etkileri ortadan kalktıktan sonra o günleri düşünmemek ileriye bakmak gerekir. Çünkü çocuklar özellikle de 1 yaş öncesi hızlı değişimler yaşarlar. Ne yedikleri ne uyudukları 1 aydan daha uzun süre istikrar göstermez. Eğer geçmişteki kaygılarla bugün çocuğunuza bakarsanız yorulur ve yanılırsınız. Bu nedenle ilk tavsiyem zorlu günleri unutun ve çocuğunuzun bugünkü ihtiyaçlarına odaklanın.</p>

<p>İkincisi kilo alımı hastalıklar sözkonusu olunca yavaşlayabilir durabilir bu çok normal bir tablo. Şuan için boyu da kilosu da ideal sınırlar içindeyse kaygı duymayın. Sizin gözünüze çocuğunuzun zayıf görünmesi rahatsızlık vermesin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir diğer nokta çocuklar doğduklarında hızlı kilo alırlar sonra 1 yaşa doğru kilo alımı azalır. 10 aylık bir çocukta bu yavaşlama döngüsü yavaş yavaş başlar. 1 yaşından sonra yılda 2 kilo bile alması normal kabul edilir. Altında belirlenmiş bir neden olmaksızın kilo kaybı olmadığı sürece 1 yaşından sonra büyüme göstergesi olarak boy uzaması esas alınır. Bundan sonra kiloya değil uzama egrisine dikkat kesilin. Orada olması gereken aralıkları mutlaka çocuk doktorunuzla görüşün. Daha sağlıklı değerlendirme olacaktır.</p>

<h2><strong>ÇOCUĞUMA NE KADAR EK GIDA VERMELİYİM?</strong></h2>

<p>1 yaş öncesi ek besin döneminde yapılan en büyük hata çocuğa kilo aldırmak için daha fazla yemek yedirmektir. Çocuklara 6-9 ay arası toplam günlük 2 çay bardağından fazla ek gıda önerilmemektedir. 9-12 ay arasında da katı gıda miktarı 3 çay bardağını geçmemeli. Eğer toplamda bu miktarlardan fazla besinle çocuğunuzu besliyorsanız hazım zorlukları çeker ve anne sütünü reddeder. Oysa ki anne sütü 1 yaş öncesi ana besin maddesidir. Yiyecekler ise ek gıdadır. Onları yemeye alıştırmak için geçirmeliyiz bu süreci.</p>

<h2><strong>ÇOCUĞUM KİLO ALSIN DİYE DAHA FAZLA EK GIDA YEDİRMEYE ÇALIŞMAYIN</strong></h2>

<p>Kilo alımına gelince bu yaş grubunda bir çocuğa daha fazla yemek yedirerek kilo aldıramazsınız. Teknik olarak bunun 2 nedeni var. Birinci çocukların mideleri kendi yumrukları kadardır. Bu nedenle sağlıklı olan mide kapasitelerine uygun öğünler yemeleridir. Fazlasında ısrar ederseniz kusma ve yemek reddi başlar. Bu da kilo alımını engeller. Ikinci neden ise çocuğunuza dünyanın en faydalı çorbasını da verseniz anne sütünden aldığı kaloriyi alamaz. Örneğin&nbsp; 1 çay bardağı et suyu eklenmiş bir sebze çorbasının kalorisi aynı miktarda anne sütünün kalorisinden azdır. Ayrıca içindeki besin değerleri bakımından anne sütü açık ara öndedir.&nbsp; Bu nedenle verdiğiniz ek gıdanın miktarının anne sütü alımını baskılamayacak oranda olmasına özen gösterin.</p>

<h2><strong>AZALAN ANNE SÜTÜ NASIL ARTTIRILIR?</strong></h2>

<p>Sütünüz az diyen endişelenmeyin. 6nci aydan sonra süt emme sırasında salgılanmaya başlar. Doğum sonrasında olduğu gibi göğüslerde şişkinlik olması beklenmez. Sütü arttırmak için emzirin, basit el pompalarıyla sağma yapın, mutlaka proteinden zengin beslenin, fırsat buldukça dinlenin ve bol su tüketin. Bunlar sütünüzün kalitesini arttıracaktır bu da büyümeye destek verecektir.</p>

<h2><strong>BİBERON KULLANIMI MEME REDDİ NEDENİ OLABİLİR</strong></h2>

<p>Biberon kullanımı meme reddi nedeni olabilir. Eğer yukarıda bahsettiğim gibi sütünüzü kaliteli hale getirirseniz mama desteğini azaltabilirsiniz. Biberon yerine farklı yöntemlerle (pipetli bardaklar mesela) mama vermeniz de mümkün.</p>

<p>Kendi kendine yemek yemesi için özellikle de katı formlu yiyecekleri mama sandalyesinin tepsisine koyun. Kaşık ve tabakla sunmayın. Köfteleri hazırlayıp küçük parçalar halinde yada parmak gıdalar şekline getirip önüne bırakın. Yemese de dokunması oynaması için teşvik edin. Masadan parçaları siz alıp elinizle yemesi için sunun.</p>

<h2><strong>GELİŞME SADECE BOY VE KİLOYLA OLMAZ</strong></h2>

<p>Çocuğunuz artık büyüyor. 1 yaş sonrası yeme isteği daha da azalacaktır. Bu dönemden önce ne kadar çok lezzetle tanışmasını sağlarsanız sonrasında daha rahat ilerlersiniz. Farklı gıdalar farklı formlar ve yiyecekleri kendi kendine beslenmesini desteklemeniz çok önemli. Bir de artık ruhen beslenme ihtiyacı başlıyor. Onunla daha fazla sohbet etmenizi, oyunlar oynamanızı yemekten daha fazla önemsemeye başlayacaktır. Her şeyi bir oyun hâline getirip mutlu ve güvende hissetmelesini destekleyin.&nbsp;</p>

<p>Unutmayın gelişim sadece kilo-boy ölçülerinden ibaret değildir. Bilişsel gelişimi, psiko-sosyal gelişimi de çok önemlidir. Çocuğunuza bakarken gelişimini geniş bir bakışla değerlendirin. Kilosu az ama öğreniyor, uyuyabiliyor, mutlu, uyumlu vb özelliklerine bakın. Her şey yolundaysa çocuğunuz sağlıkla büyüyordur korkmayın.</p><br><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOCUK BESLENMESİ</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/cocuguma-kilo-aldirmak-icin-kac-ogun-yemek-yedirmeliyim</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Nov 2023 21:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/11/cocuguma-kilo-aldirmak-icin-kac-ogun-yemek-yedirmeliyim.jpg" type="image/jpeg" length="71278"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuğum çok yemek yiyor, hiç doymuyor ne yapmalıyım? diyen annelere çözüm önerileri]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/cocugum-cok-yemek-yiyor-hic-doymuyor-ne-yapmaliyim-diyen-annelere-cozum-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/cocugum-cok-yemek-yiyor-hic-doymuyor-ne-yapmaliyim-diyen-annelere-cozum-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuğum çok yemek yiyor, hiç doymuyor, ne yapmalıyım? diyen anne ve babalar için sürekli yeme istediğinin nedenleri ve çözüm yollarını yazdım. Hadi gelin sizinle aynı sorunu yaşayan bir annenin hep birlikte 'çocuklar neden sürekli bir şeyler yemek ister' birlikte bakalım.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gelin çocuklarda sürekli yemek yeme isteği ve doymama halini yaşayan bir annenin hikayesini okuyarak başlayalım.</p>

<p><em><strong>“Benim oğlum aşırı iştahlı, hiç doymuyor, sürekli yemek istiyor.&nbsp;&nbsp;32 aylık 23 kilo ve 104 santimetre boyunda bir oğlan. Bebekken de çok emerdi. 2 yaşına kadar çok sağlıklı beslendi. Abur cubur ağzına sürmedi. Ama 2 yaşından sonra sonra çok yemek seçmeye başladı. Hala çikolata vb. sınırlı veriyoruz. Kahvaltı dışında masaya ekmek koymuyorum. Ama saat başı bir şeyler yemek istiyor özellikle de meyve, atıştırmalık, ekmek istiyor.&nbsp;Gerçekten tükenmiş durumdayım. Destek alıyorum sınır koymaya çabalıyoruz. İlişki ihtiyacı olabilir dediler ama zaten sürekli oyun ve ilişki kurmaya çabalıyorum. İştahsız oysaydı diyorum çoğu zaman. Ne yapmalıyım bilmiyorum!“</strong></em></p>

<p>Ebeveynler çoğu zaman yemek yemeyen çocuklardan şikayet ederler. Ancak pek de gün yüzüne çıkmayan, ortalıkta konuşulmayan bir diğer yeme sorunu da aşırı beslenmek yada sürekli yiyecek talebinde bulunmaktır. Çocuklar arasında çok sık görülen sürekli beslenme ihtiyacının altında fizyolojik nedenler yatabileceği gibi psikolojik, duygusal ihtiyaçlar da yatabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>ORTAMDAKİ DUYGULAR BESLENMENİN ASIL BELİRLEYİCİSİDİR!</strong></h2>

<p>Başlamadan önce bir noktanın altını kalınca çizmek isterim ki ister yemek reddetsin ister aşırı yesin her iki durumda da&nbsp;çocukların beslenme davranışını <strong>‘duyguları’ </strong>şekillendirir. Çocuklar yemekleri onlarla birlikte gelen duygulara göre kabul ederler yada etmezler. Ortamdaki duygular kimi çocukta beslenme davranışından bir kaçış olarak kendini gösterirken, kimi çocukta ortamdaki duygulardan kaçmak için aşırı yemeye ona keyif veren yiyeceklere ulaşma şeklinde gösterir. Her iki durumda da çocukların davranışlarının asıl şekillendiricisinin ortamdaki duygular olduğunu asla unutmamalı.</p>

<p>Bu duygular yemek saatlerinde ortaya çıkan duygular olabileceği gibi yaşam alanının tamamın yayılan duygular da olabilir. Örneğin, evde sürekli bir kavga, kargaşa ve güvenlik duygusundan uzak bir ortam varsa çocuklar yemeklerden kaçabilir yada aşırı beslenebilir. Söz konusu beslenme olunca yaşanan sorunlarda ilk akla gelen şey<strong> ‘çocuğumun çevresindeki duygular ne, biz ailesi olarak onu nasıl bir duygu ortamında büyütmeye çalışıyoruz?</strong>’ sorusu gelmeli.&nbsp;</p>

<h2><strong>ÇOCUKLAR NEDEN SÜREKLİ YEMEK YEMEK İSTER?</strong></h2>

<p>Gelelim sorudaki özel duruma.</p>

<p><strong>Çocuklar neden fazla yemek yer?</strong></p>

<p>Bu sorunun yanıtını bulmak için öncelikle fizyolojik nedenleri inceleyerek işe başlamak gerekir. Burada çocuğun vücudunda iştah kontrolünü zorlaştıracak bazı sorunlu alanlar olup olmadığı mutlaka doktor kontrolünde incelenmeli. Çocuğun diyabet, tiroid, kan değerleri vb. gibi iştahını doğrudan etkileyebilecek hastalıklar bakımından değerlendirilmesi önceliğiniz olmalı. Kan değerlerindeki basit bir düşüş yada bazı hormonlardaki dengesizlik çocuklarda normalden daha fazla beslenme isteği oluşmasına neden olabilir.&nbsp;</p>

<h2><strong>YETERİNCE UYUYOR MU?</strong></h2>

<p>Eğer çocuğunuzun tıbbi açıdan fazla beslenmesine neden olan bir durumu olmadığı sonucuna vardıysanız bakmanız gereken bir diğer alan da uyku süresi ve düzeni olmalı. Çocuklarda uykunun yetersizliği aşırı beslenme ihtiyacını beraberinde getiren bir eksikliktir. Çocukların büyümesinde uyku önemli bir girdidir. Eğer çocuk yaşının ihtiyacı olan yeterli uykuyu alamıyorsa vücudunun ihtiyaç duyduğu enerji açığını besinlerle gidermeye çalışabilir. Bu nedenle çocuğunuz eğer sürekli yiyecek bir şeyler istiyorsa, yedikçe enerjisi artıyor ama kısa sürede yeniden beslenmeye ihtiyaç duyuyor hale geliyorsa yaşına uygun bir saatte gece uykusuna geçtiğinden, yeterli miktarda gece uykusu uyuduğundan ve gündüzleri de yaşına uygun bir aralık da yeniden uykuda olduğundan emin olun. Unutmayın! Çocukların gelişmesi için uyku en az onlara sunduğumuz besinler kadar önemlidir.&nbsp;</p>

<h2><strong>YETERİNCE AKTİF Mİ?</strong></h2>

<p>Çağımız çocukları özellikle de büyükşehirlerde yaşayan çocuklar ne yazık ki fiziki aktivitelerden yoksun bir çocukluk geçiriyorlar. Çocukların fiziki aktivitelerden mahrum kalması çoğu zaman iştahsızlık olarak kendini gösterse de bir çok çocuk fiziki hareketin kendine sağladığı ‘ruhsal tatmin’ ihtiyacını yiyeceklerle karşılamaya çalışır. Eğer çocuğunuzun fizyolojik bir rahatsızlığı yoksa, uyku düzeni yaşına uygunsa üçüncü kontrol noktası olarak fiziki aktivite ihtiyacını mutlaka değerlendirin.</p>

<h2><strong>ÇOCUĞUM AÇ MI?</strong></h2>

<p>Çocuklar için protein+karbonhidrat ikilisi doyma hissini yakalamak için önemli bir ikilidir. Çocukların doygunluk hissetmeleri için sadece sağlıklı yiyecekleri yemeleri yetmez. Çocukların öğünlerde miktar olarak tüketebilecekleri kadar az ancak ihtiyaç duydukları kaloriyi onlara sağlayacak zenginlikte besinlere ihtiyaç duyarlar. Eğer çocuğumuzun önüne koyduğumuz yiyecek sağlıklı ancak yeterli kaloride değilse çocuklar yiyebilecekleri miktarı tüketip açlık hissetmeyi sürdürürler. Bir örnekle açıklamak gerekirse, taze fasülye pişirdiniz. Oldukça sağlıklı bir besin. Çocuğunuzun önüne sizin tükettiğiniz miktar olan bir tabak dolusu taze fasülye koydunuz. Çocuğunuz fasulyenin 4’te 1’ni yedi ve masadan kalktı. Muhtemelen en geç 1 saat içinde sizden yeniden yiyecek isteyecektir. Çocuğun taze fasulye ile tam anlamıyla ihtiyaç duyduğu kaloriyi alması için yetişkin porsiyonunda tüketebilir olması gerekir. Oysa ki çocukların mide kapasiteleri buna müsait değildir. Mide kapasitesinin izin verdiği miktar da ise yeterince kalori alamamış dolayısıyla doymamış olacaktır.&nbsp;</p>

<p>Soruyu soran ebeveynin<strong> ‘ekmeği masaya koymuyorum’ </strong>davranışını makarna pişirmiyorum, çocuğuma pilav yedirmiyorum, kilo fazlası var asla börek, çörek yapmam gibi bir seyir izliyorsa çocuk ana öğünlerinden yeterli kaloriyi alamamaya, dolayısıyla doymamaya ve ardından hızlı bir şekilde kendini tatmin edecek olan paketli gıdalara yönelmeye başlar.&nbsp;</p>

<h2><strong>KARNIN AÇSA 'YEMEĞİNİ BİTİR' DEMEYİN!</strong></h2>

<p>Sürekli besin talebinde bulunan ve öğünlerden aç kalkan çocukların ailelerinin düştüğü bir diğer yanlış da <strong>‘tabağındaki yemeği bitirseydin doyardın</strong>’ bakışı oluyor. Bir üst başlıkta da anlatmaya çalıştığım gibi eğer çocuğa onun tüketemeyeceği miktarda ve düşük kaloride yiyecekler sunarsak ve ısrarla aynı yiyeceği yemesi için inatlaşmaya başlarsak çocuklar daha seçici, daha tek tip beslenen ve ana öğünlere karşı çok daha reddedici bir tavır içine girerler.&nbsp;</p>

<p>Peki bu tabloda ne yapacağız?</p>

<p>Çocuklar için hazırladığımız ana öğünlerin mutlaka protein ve karbonhidrattan zengin olmasına özen göstereceğiz. Proteinler vücudun yapıtaşlarıdır ve büyüme için vazgeçemeyeceğimiz besinlerdir. Karbonhidratlar yetişkinler ve diyet meraklısı dünyada<strong> ‘kötü</strong>’ anılsa da aslında vücudun ihtiyaç duyduğu önemli bir besin grubudur. Karbonhidratlar vücudun günlük hareketlerini yapabilmesi için gerekli olan enerjinin asıl kaynağıdır. Eğer<strong> ‘kötü ve kilo aldırıcı’</strong> diyerek çocukların beslenmesinden karbonhidratları çıkarırsanız daha fazla besin tüketme muhtemelen de daha lezzetli ve cezbedirici olan paketli gıdaları tüketmek isteyeceklerdir.&nbsp;</p>

<p>Böyle tabloları yönetmek için küçük porsiyonlarda, kaloriden zengin, protein ve karbonhidrat dengesinin iyi kurulduğu ana öğünler önemlidir. Karbonhidratlarda özellikle bulgur, patates gibi daha uzun süreli tokluk sağlayan ürünler önceliklendirilebilir. Bununla birlikte makarna, pilav gibi çocukların çok sevdiğim karbonhidratlar proteinden ve mineralden zengin hale getirilebilir. Örneğin, mevsim sebzeleri ve etten oluşan makarna sosları yapılabilir. Aynı şekilde pilavlar et ürünleriyle zenginleştirilebilir. Bu sayede çocuklar ihtiyaç duydukları besinleri yiyebilecekleri miktarlarda tüketseler bile doyabilirler.&nbsp;</p>

<p>Aynı zamanda&nbsp; baklagiller çocuklar için çok ideal içerikte besinlerdir. Çoğu çocuğun sebze tüketmese bile baklagilleri yemesinin en büyük nedeni doygunluk hissi veren zengin besin değerleridir.&nbsp;</p>

<h2><strong>SEBZELERİ YOK SAYMAYIN!</strong></h2>

<p>Burada dikkat edilmesi gereken nokta çocukları protein ve karbonhidrattan zengin beslerken sebzeleri yok saymamaktır. Çocuklar sebzelerle tam anlamıyla doymasalar bile beslenme düzenlerinde sebzelerin varlıklarını korumak sağlıklı bir adım olacaktır. Ancak sebzelerin ana öğünden çok destekleyici nitelikte olduğunu hatırlamak, sebzeleri protein ve karbonhidrat içeren öğünlerle sunulması gerektiği unutulmamalıdır.&nbsp;</p>

<h2><strong>KİLO KAYGISI OLAN BİR EBEVEYN MİSİNİZ?</strong></h2>

<p>Çocuklarda aşırı yeme isteğinin altında kilo kaygısı yüksek ebeveynlerin yatabileceği ihtimalini de değerlendirmek faydalı olacaktır. Eğer kilo kaygısı olan bir ebeveynseniz, sürekli diyet yapan ve sağlıklı beslenme konusunda aşırı ısrarcı bir tutumunuz varsa çocuğunuzun kilosunu dert ediyor ve bu durumu ona yansıtacak bir tavırla ilişkinizi şekillendiriyorsanız çocuğunuzu daha fazla beslenmeye itiyor olabilirsiniz. Eğer kendinizde yada eşiniz de böyle bir tavır varsa fiziki görünüş, beslenme ve kilo konularında çocuğunuzu sürekli değerlendirmeyi ve bu kaygıyı ortama yaymayı sonlandırmanız gerekir. Böyle bir tablo içindeyseniz en faydalı yol kendiniz için profesyonel destek almak olacaktır.</p>

<h2><strong>ÇOCUĞUNUZ SIKILIYOR OLABİLİR Mİ?</strong></h2>

<p>Beslenme ile can sıkıntısı arasında güçlü bir bağ vardır. Bu bağ çoğunlukla çocukluk çağlarında inşa edilir. Eğer çocuğunuzun oyun, aktivite, yetişkinlerle ve akranlarıyla kaliteli iletişim ihtiyacı yeterince karşılanmıyorsa, can sıkıntısını gidermek için ‘atıştırmalık’ alternatifiyle karşılaşıyorsa daha fazla besin talebinde bulunma hali başlayabilir. Başlarda sıkıldıkça bir kaç atıştırmalık yemesi işleri kolaylaştırır gibi görünse de çocuklar büyüdükçe ve daha fazla sosyalleşme ihtiyacı ortaya çıktıkça daha fazla yemek yiyerek bu tatmin duygusunu yakalamaya çalışabilirler. Bu tür davranışlar eğer çocuğun gerçek ihtiyacı giderilmezse yetişkinlik dönemine uzanan bir yeme bozukluğuna dönüşebilir. Bu nedenle çocukların yaşlarına uygun aktivite, açık alan etkinlikleri, ebeveynleriyle kaliteli zaman geçirme ve akranlarıyla bir arada olma ihtiyaçları sistemli bir şekilde karşılanmalıdır. Çocuk erken dönemde beslenmenin bir ihtiyaç olduğunu sıkıntı gidermek için başvurulan bir yol olmadığını öğrenmesi konusunda desteklenmeli.&nbsp;</p>

<h2><strong>BAŞA DÖNERSEK…</strong></h2>

<p>Yazının başına geri dönmekte fayda var!</p>

<p>Çocuklar bilişsel gelişimlerini tamamlayana kadar duygusal beyinleriyle hayatı deneyimlerler. Korku, kaygı, endişe, mutluluk, sevinç, heyecan ve niceleri. Çocuklar hissettikleriyle uyurlar, tuvalete giderler, oyun oynarlar ve tabi ki beslenirler. Bu nedenle çevreleriyle uyuklanmış, ebeveynleriyle kaliteli ve yapıcı ilişki içinde olan, hareket ve oyun ihtiyacı karşılanmış çocuklar olumlu duygularla hayatı deneyimlerler aksi durumdaki çocuklar ise kaygılı duygular içinde deneyimleme yaşarlar. Kaygılı deneyimler kendini besin reddi ve aşırı besin talebi olarak kendini gösterebilir. Bu nedenle çocuklarınızla yaşadığınız her sorunlu alanda duyguları kontrol etmek ve iyileştirmek faydalı olacaktır.</p>

<p>[related-posts id="70" color="bg-success"][/related-posts]</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOCUK BESLENMESİ</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/cocugum-cok-yemek-yiyor-hic-doymuyor-ne-yapmaliyim-diyen-annelere-cozum-onerileri</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Nov 2023 20:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/11/surekli-yemek-yiyen-cocuklar.jpg" type="image/jpeg" length="18660"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doktorların çocukları asla götürmeyin dediği tatil yerleri!]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/doktorlarin-cocuklari-asla-goturmeyin-dedigi-tatil-yerleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/doktorlarin-cocuklari-asla-goturmeyin-dedigi-tatil-yerleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malum Kasım tatili geldi çattı ardından da yılbaşı... Çocuklarıyla birlikte kış tatili yapmak isteyenler aman dikkat! Uzmanlar küçük yaş grubundaki çocukların asla götürülmemesi gereken tatil yerleri konusunda uyarılarda bulundu. İşte çocuklar için tehlikeli o tatil yerleri...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiliz gazetesi Daily Mail'de rast geldiğim bir haberi sizlerle paylaşmak istedim. Özellikle kış tatili yapmaktan hoşlanan, yüksek irtifadaki kayak merkezlerine gitmeyi planlayan aileler için okuduğum haberin detaylarını buraya aktarmak istedim.&nbsp;</p>

<p>Karlarla kaplı bir dağa gitmek mükemmel bir aile tatili gibi görünebilir. Ancak yüksek rakımlı yerler başta bebekler olmak üzere küçük yaş grubundaki çocuklar için ölümcül bir risk oluşturabilir.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İrtifa yani yükseklik hastalığı yetişkinlerde genellikle birkaç gün içinde iyileşir, insanlara dinlenmeleri tavsiye edilir. Böylece beden yüksekte olmaya alışabilir ve daha az oksijen almanın getirdiği rahatsız edici baş ağrılarından ve mide bulantısından kaçınabilirler. Ancak&nbsp;atmosferdeki değişime uyum sağlamakta zorlanan çocuklar için aynı şey geçerli değildir. Yüksek rakım çocuklarda ani ölüme bile neden olabilir.</p>

<p>Habere konu olan bir araştırmada, Fransız Alpleri'nde çalışan 100'den fazla doktora çocuklarıyla birlikte ekstrem yüksekliklere seyahat etmek isteyen ebeveynlere verdikleri tavsiyeler soruldu.</p>

<h2><strong>2 YAŞINDAN KÜÇÜK ÇOCUKLAR 2 BİN METREDEN DAHA YÜKSEK YERLERE GÖTÜRÜLMEMELİ</strong></h2>

<p>Araştırmaya katılan tüm doktorlar 2 yaşından küçük çocukların 2 bin metreden yüksek yerlere götürülmemesi gerektiği uyarısında bulundu. Doktorlar, bir aydan küçük çocukların&nbsp;1.200 metreden daha yükseğe götürülmemesini önerdi.&nbsp;</p>

<h2><strong>YÜKSEK RAKIM ANİ BEBEK ÖLÜMÜ SENDROMU RİSKİNİ ARTTIRIYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre, yüksek rakım, ani bebek ölümü sendromu&nbsp;yani çocuğun beklenmedik ve açıklanamayan ölümü riskini artırıyor.&nbsp;Soğuk algınlığı veya bronşiyolit gibi solunum yolu enfeksiyonu olan bebekler&nbsp;de yüksek irtifalarda yeterli oksijen alamama riskiyle karşı karşıya kaldıklarından risk altındadır.</p>

<p>Fransa'daki Dağ Tıbbı Eğitim ve Araştırma Enstitüsü'ndeki araştırmacılar tarafından hazırlanan dergi makalesine göre, rakımı kısa sürede 2.500 metreden fazla artırmak, bir bebeğin bronşiyolit nedeniyle hastaneye kaldırılma olasılığını artırabilir.</p>

<h2><strong>KÜÇÜK ÇOCUKLARLA YÜKSEK RAKIMLI YERLERE SEYAHAT EDERKEN BUNLARI YAPIN</strong></h2>

<p>Doktorlar, küçük çocuklarla bu yüksekliklere seyahat ederken biberon veya emzik kullanılmasını, emzirmeyi ve hava basıncındaki hızlı değişikliklere uyum sağlamak için her 500 metrede bir durmayı önerdi.&nbsp;</p>

<p>Ancak gençlerin sağlığını etkileyen yalnızca toplam boy değil; ankete göre, alışma şansı elde edebilmeleri için bebeklerin bir gün içinde 1.000 metreden fazla tırmanmaması gerekiyor.&nbsp;Ancak çalışma, çocukları yüksek rakımlarda yaşayan ebeveynlere,&nbsp;&nbsp;hava basıncındaki değişikliklere daha iyi uyum sağlayabilecekleri için tavsiyelerin farklı olduğunu belirtiyor.&nbsp;</p>

<h2><strong>UÇAKLAR İÇİN DURUM FARKLI</strong></h2>

<p>Ancak 10.000 ila 13.000 metre arasında seyreden uçaklar aynı riski taşımıyor çünkü uçaktaki oksijen seviyeleri baş döndürücü yükseklikleri telafi edecek şekilde ayarlanıyor.</p>

<h2><strong>YÜKSEKLİK-İRTİFA HASTALIĞI NEDİR?</strong></h2>

<p>İrtifa hastalığı, deniz seviyesinden 2.500 metreden daha yüksek bir rakımda olduğunuzda meydana gelir.&nbsp;Genellikle birkaç gün sonra iyileşir ancak bazı durumlarda yaşamı tehdit eder ve tedavi gerektirebilir. Hızlı bir şekilde yüksek rakımlara çıkarsanız hastalanma olasılığınız artar.</p>

<p>Yükseklik hastalığı belirtileri yüksek rakımda bulunduktan 6 ila 10 saat sonra başlar ve şunları içerir:</p>

<p>-Baş ağrısı<br />
-İştah kaybı<br />
-Hissetmek veya hasta olmak<br />
-Yorgun veya bitkin hissetmek<br />
-Baş dönmesi<br />
-Uyuma zorluğu</p>

<p>Belirtileriniz daha ciddiyse size şu tedaviler uygulanır: &nbsp;</p>

<p>-Steroid ilacı&nbsp;<br />
-Kan basıncınızı düşüren ilaç<br />
-Maske aracılığıyla oksijen&nbsp;</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANNE ÇOCUK</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/doktorlarin-cocuklari-asla-goturmeyin-dedigi-tatil-yerleri</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Nov 2023 00:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/11/doktorlarin-cocuklari-asla-goturmeyin-dedigi-tatil-yerleri.jpg" type="image/jpeg" length="67281"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2 yaşında çocuğum yemek yemiyor, ne yapmalıyım?]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/2-yasinda-cocugum-yemek-yemiyor-ne-yapmaliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/2-yasinda-cocugum-yemek-yemiyor-ne-yapmaliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2 yaşında çocuklar neden yemek yemez? İşte bugünkü yazımın konusu bu. Eğer siz de 2 yaşında çocuğum yemek yemiyor, ne yapmalıyım? diye dertlenen bir anneyseniz gelin yanıtları birlikte bulalım.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2 yaşında bir çocuğa yemek yedirmek, deveye hendek atlatmak gibi bir şey! Çok ama çok zor.</p>

<p>Üşenmedim, dönüp Google'a baktım.</p>

<p><strong>"2 yaşında çocuğum yemek yemiyor, 2 yaşında çocuklar neden yemek yemez, 2 yaşında çocuğum yemek yemiyor ne yapmalıyım?"</strong> diye arayanların sayısı bir kaç milyonu buluyor. Kendi danışanlarımın büyük bir kısmı da 2 döngüsü içindeki çocuklar yada yeme sorunları 2 yaş civarında ortaya çıkanlardan oluşuyor.&nbsp;</p>

<p>İşe iyi tarafından bakalım!</p>

<p>Bu yazıyı okuyan ve 2 yaşındaki çocuğu yemek yemeyen güzel anne&nbsp;'<strong>Yalnız değilsin. Seninle aynı sorunu yaşayan milyonlar var!'</strong></p>

<p>Yalnız olmamak sadece insana kendini iyi hissettirmiyor aynı zamanda 2 yaşındaki çocukların yeme zorluğu gösterdiği bilgisini de bize veriyor.&nbsp;</p>

<p>2 yaş herkesin sorunu olabiliyorsa öncelikle bakmamız gereken yer 2 yaş çocuğunun özellikleri, ihtiyaçları ve gelişim süreçleri olmalı.&nbsp;</p>

<h2><strong>2 YAŞINDA ÇOCUKLAR NEDEN YEMEK YEMEZ?</strong></h2>

<p>2 yaşında çocuklar neden yemek yemez sorusunun ilk ve en önemli yanıtı 2 yaşla birlikte <strong>'oral</strong>' dönemin sona erip, '<strong>anal</strong>' dönemin başlamasıdır. Kısaca bu iki dönemin özelliklerine bakarak devam edelim.&nbsp;</p>

<p>Oral dönem bebeklerin içine doğdukları bir dönemdir. Dünyaya geldikleri andan itibaren dünyayı ağızlarıyla tanımaya başlarlar. Ağızlarındaki sinirler vücutlarının diğer bölgelerindekine kıyasla daha gelişkindir. Anne memesiyle kurdukları ilk temastan, hareket kabileyetleri geliştikçe ellerine geçirdikleri her şeyi ağızlarına götürmelerinin nedeni 2 yaş öncesinde dünyayı ve tüm tabiki tüm nesneleri ağızlarındaki sinirler yoluyla tanımlayabilmeleridir.&nbsp;</p>

<p>2 yaş dönemine doğru ki bu dönem ilk sinyallerini 18'nci ay gibi vermeye başlar. Artık dünyayı ağızla tanımak yerine daha çok ellerini kullandıkları, bilişsel olarak daha gelişkin bir evreye doğru girerler. 2 yaş aynı zamanda çocukların genital hisleri fark etmeye başladıkları, dışkılama ve idrar ihtiyaçlarının yarattığı huzursuzluk, ağrı ve boşaltım sonrasındaki hazzı hissettikleri bir dönemdir.&nbsp;</p>

<p>Erken dönemlere kıyasla 2 yaşta dışkılamadaki kas kontrolü çocuğa geçer. Çişini tutma-bırakma, kakayı tutma-itme gibi davranışları kendi kaslarını kullanarak yapmaya başlar ve bunu fark eder.&nbsp;</p>

<p>Tabi sözkonusu boşaltım sistemi olunca karın ağrısı, gaz şişkinliği, bağırsak ve mide huzursuzluklarından bahsetmemek mümkün değil. Özellikle de beslenme sırasında ve sonrasında oluşanlardan!</p>

<p>Hepimizin bildiği üzere; beslenme boşaltım sistemini aktive eden, bağırsakları hareketlendiren bir eylemdir.&nbsp;</p>

<h2><strong>2 YAŞINDAKİ KARNI AĞRIYAN, KAKASI GELEN, GAZ SIKIŞMASI YAŞAYAN ÇOCUKLAR YEMEKLERİ REDDEDER!</strong></h2>

<p>Buradan sonrasına&nbsp;bir örnekle devam edelim!</p>

<p>Bir çocuğumuz var. 2 yaşına basmak üzere, annesi ona mis gibi bir sebze çorbası yaptı, yanına da evde mayalanmış bir yoğurt koydu. Çocuğunuz aç, yemeklere ilgi gösterdi ve masaya geldi. Bir kaşık aldı, ikinci kaşığı da aldı ve birden başını çevirmeye başladı. Anne teklif ettikçe tepkisi sertleşti. Artık mama sandalyesinde de oturmak istemedi. Kalkmaya çalıştı, anne oturması için kemerini bağladı. Çocuk iyice huzursuzlandı, anne yedirmek için ısrarını sürdürdü. Çocuk bir kaşık daha alayım dedi ama yok devam edemedi.&nbsp;Ortalık toz duman!</p>

<p>Böyle bir tabloyu yaşamayanımız yoktur heralde!</p>

<p>Bu tür bir durum yaşıyorsanız ister 2 yaş olsun ister diğer yaş gruplarındaki çocuklar olsun. İlk aklınıza getirmeniz gereken şey '<strong>çocuğum fiziken zorlanıyor, benim göremediğim, hissedemediğim bir şey onu rahatsız ediyor&nbsp;olabilir'</strong> olsun!&nbsp;</p>

<p>Bizler çocuklarımızın bedenleri içinde değiliz ve neler hissettiklerini bilemeyiz!</p>

<p>Bunu lütfen hatırlayın.&nbsp;</p>

<h2><strong>KENDİ KENDİNE YEMESİNE İZİN VERİLMEYEN, BİR YETİŞKİN TARAFINDAN BESLENEN 2 YAŞ ÇOCUKLARI ASLA YEMEK YEMEZ!</strong></h2>

<p>Yukarıdaki örneğe geri dönelim. Burada eğer çocuk kendi kendine beslenmiyorsa, sürekli bir yetişkin tarafından besleniyorsa işler çok daha zorlu bir hal alabilir. Çünkü kendi kendine beslenen 2 yaş çocukları zorlandıklarında durabileceklerini, rahatlayınca beslenmeye devam edebileceklerini bilirler. Çevrelerinden beslenme konusunda baskı da görmezlerse fiziki zorlanmaları kendi kontrolleriyle yavaş yavaş aşmayı başarırlar.&nbsp;</p>

<p>Ancak tersi tabloda işler rayından çıkar. Çünkü bir yetişkin tarafından beslenmek hele de karnınız ağrıyorsa, mideniz şişse ve bir nedenle huzursuzluk hissediyorsanız işkenceye dönüşebilir. Bu noktada bir de devreye zorla besleme giriyorsa çocuklar kısa sürede sürekli kusan, öğüren en iyi ihtimalle yiyecekleri ağızlarında tutan bireylere dönüşürler.</p>

<p>Bu tabloda bakın verenler de her geçen gün daha tahammülsüz, öfkeli ve stresli yetişkinlere dönüşürler. Bu döngü kırılmadıkça 2 yaş çocukları yemek yemez hatta ileriki yaşlara uzanan ciddi yeme sorunları kendini göstermeye başlar.&nbsp;</p>

<h2><strong>GELELİM 2 YAŞINDA ÇOCUĞUM YEMEK YEMİYOR, NE YAPMALIYIM? SORUSUNUN YANITINA...</strong></h2>

<p>1- Çocuğunuzun bedenine ve tepkilerine saygı duyun. Bizlerin yetişkin olması her şeyi bildiğimiz anlamına gelmez.&nbsp;</p>

<p>2- Çocuğumuzun bedeninin içinde değiliz ve yemek yerken neler hissettiğini anlayamayız. Yemek yemiyorsa onu zorlayan bir şeyler olduğunu hatırlayıp, beslemeyi keselim.&nbsp;</p>

<p>3- Çocukların kendi kendilerine beslenmelerine fırsat yaratalım, onları destekleyelim. 'Az yedi, doymadı' diye endişe etmeyelim. Çocuklarımızın dünyaya geldikleri ilk gün açlık-tokluk hissini bildiklerini hatırlayalım!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4- 2 yaş çocuklarını beslerken onların ihtiyaçlarına uygun besinleri önceliklendirelim. Bunlar çoğunlukla protein+karbonhidrat ikilisinden oluşan ana öğünlerdir. Bu yaş grubundaki çocuklar az miktarda yüksek kalorili ve doyurucu besinleri tercih eder. Hepsinin makarna, pilav, köfte, patates, tavuk sevmesinin nedeni budur.</p>

<p>5- Sebzeler hem dokuları hem de düşük doyuruculukları nedeniyle bu yaş grubundaki çocuklar için bir ana öğün için uygun olmayabilirler. Bu nedenle sebzeleri çocuklara alternatif olarak ana öğünün yanına sunmayı sürdürelim. Çorbalarına ekleyerek, makarnalarına sos yaparak, sebzeli köfteler hazırlayarak beslenmelerinde sebze ve lif kaynaklarını koruyalım.</p>

<p>6- 2 yaşındaki beslenme reddini geleceğe taşımamak için yapabileceğiniz en şahane şey çocuğunuzu mutfağa sokmak olacaktır. Yemekleri birlikte hazırlamak, besin temelli oyunlar oynamak, çocukların besinlerin değişim süreçleri deneyimlemelerini sağlamak yapabileceğiniz en iyi şeydir. Bu yolla hem ebeveynleriyle kaliteli zaman ihtiyacını karşılayan çocuklar, besinlere temas ederek onlara dair bilgileri arttırır ve besinlere nesnesel olarak hakim olma ihtiyacını karşılar.&nbsp;</p>

<p>7- 2 yaş döngüsünde çocuklar oturarak beslenmekte zorlanırlar. Özellikle de kemerle bağlandıkları mama sandalyelerinde. Bu çocukların çoğu hareket ederek, yatarak, masanın üzerine çıkarak yemek yemek isterler. Bu davranışların altında çocuğun oturarak beslenmesi sırasında bağırsak huzursuzluğu yaşıyor olabileceği akıllara gelmeli. Oturmakta zorlanan çocuklar için evde eğlenceli yemek köşeleri, balkonda piknik alanları yada masa altında kamp yaparak yemek yemek gibi oyunlu beslenme saatleri kurulabilir.&nbsp;</p>

<p>8- 2 yaşın getirdiği fiziki zorlanmaları aşmanın bir diğer şahane yolu da açık alanda fiziki aktiviteleri arttırmaktır. Özellikle tırmanma, atlama, zıplama gibi kaba motor becerileri gelişen çocuklar anal dönemin getirdiği zorlanmayı daha kolay atlatırlar. Aynı zaman fiziki aktivitenin artması çocuklarda stresin düşmesine ve iştahın yükselmesine neden olan elimizdeki en güçlü imkandır. Neden kullanmayalım öyle değil mi?</p>

<p>9- Beslenmeyi öğrenmenin yollarından biri de gözlem yapmaktır. Eğer çocuğunuzu bu zamana kadar tek başına beslediyseniz artık birlikte yemeniz gereken yeni bir düzene geçin. Gerek balkonda, gerek masa altında fark etmez. Öğünlerde çocuklar mutlaka çevrelerinde başka insanlarından beslendiğini görmeye ihtiyaç duyarlar. Bu sayede çevrelerindekilerin davranışlarını taklit ederek hem beslenmeyi hem de farklı besinleri tüketmeyi öğrenirler.&nbsp;</p>

<h2><strong>2 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUNUZ YEMEK YEMİYORSA NE YAPMAMALISINIZ?</strong></h2>

<p>2 yaşında çocuklar yemek yemiyorsa ne yapmamalı? sorusunun en büyük yanıtı kuşkusuz <strong>'asla ve asla çocuklarınızı yemeye zorlamayın' </strong>olur. 2 yaşında normal şartlarda bir kaç ayda atlatılabilecek olan geçiş süreci zorla besleme ve yetişkin baskısıyla yıllara yayılan bir hal alır. Bir kaç ay sabredip çocuğu anlamak en iyisidir.</p>

<p>Kızmak, öfkelenmek de işleri zorlaştıran ve uzatan bir diğer etkendir. Çocuğunuz açken, bir anne olarak huzurla oturamadığınızı biliyorum ancak bu öfke çocuğunuzda sadece korkuyu ve hali hazırdaki zorlanmalarını daha attıran kötü bir etken olduğunu hatırlayın ve sakin kalın. Bu günler geçecek ve siz sakin kalıp çocuğunuzu destekleyip anladıkça işler daha kolay düzelecek. İnanın bana!</p>

<p><strong>Ve bir son notla bitirelim!</strong></p>

<p>2 yaşında çocuğunuz yemek yemiyorsa ve anne sütü alıyorsa sırf yemek yesin diye anne sütünü kesmeyin. 2 yaşın zorlu döngüsü anne sütünü kesmek için en kötü dönemdir. Çocuklar yukarıda saydığım tüm fiziki ve duygusal zorlanmalardan anne memesinin rahatlatıcı özelliği sayesinde kurtulur. Emerken annesiyle yeniden duygusal bağ kurar, açsa karnını doyurur, gazı varsa hazmetmesine yardımcı olur, kaka ağrısı çekiyorsa dışkılama kolaylaşır, uyur, sakinleşir...&nbsp;</p>

<p>Çocuklar için anne memesi sadece bir beslenme aracı değildir. Eğer sırf yemek yesin diye çocuğunuzu 2 yaş döngüsünde, aniden memeden ayırırsanız 'çok daha az yemek yiyen' bir çocukla karşı karşıya kalırsınız. Memeden kesmek için 2 yaş zorlanmasını aşmak ve çocukla güçlü bir bağ kurmak gerektiğini hatırlayalım!&nbsp;</p><br><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOCUĞUM YEMEK YEMİYOR</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/2-yasinda-cocugum-yemek-yemiyor-ne-yapmaliyim</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Nov 2023 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/11/2-yasinda-cocugmu-yemek-yemiyor-ne-yapmaliyim-2-yasida-cocuklar-nden-yemek-yemez-sorusunu-yanitlari.jpg" type="image/jpeg" length="19991"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3 yaşından küçük çocuklara fındık, fıstık, ceviz, çekirdek, elma, havuç verirken aman dikkat!]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/3-yasindan-kucuk-cocuklara-findik-fistik-ceviz-cekirdek-elma-havuc-verirken-aman-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/3-yasindan-kucuk-cocuklara-findik-fistik-ceviz-cekirdek-elma-havuc-verirken-aman-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda besinlere bağlı boğulma riskine aman dikkat! Özellikle 3 yaşından küçük çocuklarda en sık boğulma riski yaratan besinlerin başında kuruyemişler ve sert meyveler geliyor. Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı, çocuklarda boğulma riskini ve yapılması gerekenleri sizler için anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünyayı ve nesneleri ağızlarıyla tanımaya çalışan çocuklar, özellikle de 3 yaşından küçük çocuklarda soluk borusuna yabancı cisim kaçması çok sık karşılaşılan ve sonu ölüme kadar gidebilen korkucu bir risk. Genelde ek gıdaya geçiş döneminin başladığı 6 ay ile 3 yaş arasında, merak ve öğrenme duygusunun da etkisiyle çocuklar buldukları her şeyi ağızlarına götürürler. Çocukların çok aktif oldukları bu&nbsp;dönemde yutulan cisimlerin nefes borusuna kaçma riski de bir o kadar yüksek oluyor. Bu durumun hayati bir tehdit oluşmadan ebeveynler tarafından fark edilip müdahale edilmesi ise hayati öneme sahip. Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Taner Kamacı, siz anne babalar için&nbsp;çocuklarda yabancı cisim yutma hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p>

<p>Hadi gelin Op. Dr. Taner Kamacı'nın uyarılarına ve tavsiyelerine birlikte göz atalım...&nbsp;</p>

<h2><strong>NEFES ALAMAMA, MORARMA, BOĞULMA HALİNDE HEMEN ACİL YARDIM İSTEYİN</strong></h2>

<p>Çocukların nefes borusuna herhangi bir cisim kaçırması yabancı cisim aspirasyonu olarak tanımlanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde yabancı cisim aspirasyonları çocuk ölümleri listelerinde üst sıralarda yer almaktadır. Çocuğun nefes borusuna kaçırabileceği organik ve inorganik cisimler olabildiğince çocuktan uzak tutulmalı ama buna rağmen nefes borusuna kaçırma ve nefes alamama, morarama, boğulma ve öksürük gibi bulgular gözlemlenirse derhal en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>ÇOCUKLARDA BOĞULMA RİSKİNİ ARTTIRAN YİYECEKLER</strong></h2>

<p>Çocuklar en çok fındık, fıstık, ceviz, çekirdek vb. kuruyemişleri nefes borusuna kaçırırlar. Bunun dışında havuç, salatalık, elma gibi ısırarak yedikleri diğer yiyecekleri, küçük oyuncak parçaları ve her türlü küçük cismi nefes borusuna kaçırabilir. 3 yaşından önce kuruyemişler direkt olarak yedirilmemeli veya ebeveyn gözetiminde verilmelidir.</p>

<h2><strong>KÜÇÜK PARÇALI OYUNCAKLARA VE PİLLERE DİKKAT!</strong></h2>

<p>Küçük parçalı oyuncaklar alınmamalı, oyuncaklar çocuğun yaşına göre seçilmelidir. Saat pilleri gibi disk piller ortada bırakılmamalıdır. Çocuk ağzında yiyecek varken konuşup gülmemeli ve koşturmamalıdır.</p>

<h2><strong>ÇOCUĞUNUZUN SOLUK BORUSUNA YABANCI BİR CİSİM KAÇARMA YAPMANIZ GEREKENLER...</strong></h2>

<h3><strong>1- Acil ilk yardım öğrenin</strong></h3>

<p>Yabancı cisim aspirasyonları sıklıkla evde olur. Çocuk nefes alamadığı için aileler ciddi panik yapar ve korkarlar. Aspirasyon sonrası çocuğun nefesi ve morarması düzelmiyorsa evde acil ilkyardım müdahalesi bilen birinin yapması gerekir.</p>

<h3><strong>2- İlk iş ağız içini kontrol edin</strong></h3>

<p>Yabancı cismin nefes borusuna mı yoksa yemek borusuna mı kaçtığı belli olmadığı için morarması geçmeyen çocukta ilk olarak ağız içi kontrol edilmeli ve görünen bir yabancı cisim varsa parmak ile aşağı kaçmamasına dikkat edilerek yabancı cisim çıkartılmalıdır.</p>

<h3><strong>3- Ağız içi boşsa Heimlich manevrası uygulayın</strong></h3>

<p>Eğer ağız içinde görünen yabancı cisim yoksa çocuk 1 yaşından büyükse Heimlich manevrası yapılır. Heimlich manevrası yaparken çocuğun arkasına geçilir. İki el yumruk yapılıp çocuğun midesinin üzerine yerleştirilir ve arkaya ve yukarıya doğru bastırma şeklinde yabancı cismin çıkartılması sağlanır. Eğer 1 yaşından küçükse o zaman yüzüstü ve baş aşağı gelecek şekilde bir elin üzerine yatırılıp diğer elle aşağıdan yukarı doğru vurma şeklinde müdahale edilir.</p>

<h2><strong>NEFES BORUSU TIKANIKLIĞI ANİ ÖLÜM NEDENİDİR</strong></h2>

<p>Nefes borusuna kaçan yabancı cisimler nefes borusunu tamamen tıkayıp ani ölümle sonuçlanabilir. Sağ ya da sol ana bronşu tıkarsa o zaman hastada nefes darlığı şikayetleri ortaya çıkar. Eğer erken müdahale edilmezse bir süre sonra akciğer şişerek patlayabilir ve göğüs boşluğuna hava dolarak o taraf akciğeri tamamen söndürebilir. Nefes borusuna kaçan yabancı cisim tıkayacak bir yapıda değilse akciğer enfeksiyonuna neden olabilir.</p>

<h2><strong>NEFES BORUSUNA KAÇAN CİSİM NASIL ÇIKARILIR, BRONKOSKOPİ NEDİR?</strong></h2>

<p>Nefes borusuna kaçan yabancı cismin çıkartılması için&nbsp;bronkoskopi işlemi uygulanır. İşlem sıklıkla yarım saat sürer ancak bazı hastalarda süre uzayabilir. Eğer yutulan yabancı cisim organik ise ve parçalanıyorsa birçok kez girilip çıkılarak parçalar halinde yabancı cisim çıkartılır. İnorganik cisimler ise genellikle tek seferde ve daha kısa sürede çıkartılırlar. Bronkoskopi öncesi çocuk çok fazla oksijensiz kaldıysa, işlem başarılı şekilde yapılmış ve yabancı cisim sorunsuz çıkartılmış bile olsa kalıcı nörolojik sorunlar oluşabilir. &nbsp;O nedenle aspirasyon durumunda çocuğun en hızlı şekilde, çocuk cerrahi ve bronkoskopi imkanı olan bir hastaneye ulaştırılması çok önemlidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANNE ÇOCUK</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/3-yasindan-kucuk-cocuklara-findik-fistik-ceviz-cekirdek-elma-havuc-verirken-aman-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Oct 2023 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/10/cocuklarda-bogulma-neden-olur-soluk-borusuna-bir-sey-kacarsa-ne-yapmayi.jpg" type="image/jpeg" length="73625"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuklarda besin alerjisinin en yaygın 3 belirtisi! Hemen 112'yi arayın]]></title>
      <link>https://www.deniztemur.com/cocuklarda-besin-alerjisinin-en-yaygin-3-belirtisi-hemen-112yi-arayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.deniztemur.com/cocuklarda-besin-alerjisinin-en-yaygin-3-belirtisi-hemen-112yi-arayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda besin alerjisi görülme sıklığı son 10 yılda 2 katına çıkmış durumda. Günümüz dünyasında her bebek ve çocuk potansiyel besin alerjisi hastası gözüyle değerlendiriliyor. Bu durumda biz ebeveynlere besin alerjisi nedir, belirtileri nelerdir? öğrenmek düşüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bizim ailede alerji yok, bizim çocukta da olmaz demeyin! Hatta doğum sonrası ve ek gıdaya geçiş döneminde hiçbir besine karşı alerjik reaksiyonla karşılaşmamış olsanız bile çocuklarınızı besin alerjilerine karşı izlemeyi sürdürün. Çünkü bebeklikle besin alerjisi olmazsa bir daha olmaz sanmayın! Günümüzde pek çok çocuk hayatının ilerleyen dönemlerinde besin alerjisiyle karşı karşıya kaldığı gibi yetişkinlik döneminde de besin alerjisi ortaya çıkabilir. Bu nedenle, her geçen gün artan ve artık uğramadığı ev, yakalamadığı çocuk bırakmayan besin alerjileri hakkında bilgi sahibi olmak hayat kurtarabilir.</p>

<p>Besinlere bağlı alerjik&nbsp;reaksiyonlar genellikle hafiftir ve karın ağrısı ve kusma gibi semptomları tetikler.&nbsp;Ancak çok ciddi de olabilirler ve rahatsız edici yiyecek veya içeceği yedikten birkaç dakika sonra anafilaksiye yani<strong> 'besine bağlı ağır zehirlenmeyi' </strong>tetikleyebilir.</p>

<h2><strong>BESİN ALERJİSİNDE İLK SEMPTOMLAR 10 DAKİKADA ORTAYA ÇIKABİLİR</strong></h2>

<p>Alerjik reaksiyonun en yaygın semptomlarından bazıları, alerjen gıdayı yedikten sonraki on dakika içinde ortaya çıkabilir.&nbsp;Hapşırma, burun akıntısı, öksürme, mide krampları, hasta hissetme, deride kızarıklık, kabarma ve kaşıntı alerjik reaksiyonun belirtileridir.</p>

<p>Gelin besin alerjisinde ortaya çıkan bu yaygın belirtilerin detaylarına birlikte bakalım...</p>

<h2><strong>MİDE VE KARIN KRAMPLARI</strong></h2>

<p>Hasta hissetmek ve mide krampları yaşamak alerjik reaksiyonun belirtileri olabilir. Alerji vakası kayıtlarına göre, <strong>'neredeyse her zaman'</strong> alerjen yemeği yedikten birkaç dakika sonra ortaya mide ve karın krampları ortaya çıkıyor. Eğer çocuğunuz bir yiyecek yediyse ve beslenmenin hemen ardından karın krampları yaşıyorsa bunun alerjik bir reaksiyon olduğunu hatırlamakta fayda var.&nbsp;</p>

<h2><strong>KAŞINTILI VE ŞİŞMİŞ BİR CİLT</strong></h2>

<p>Kurdeşen, ciltte kaşıntı ve şişlik, birçok gıda alerjisinin yaygın belirtilerindedir. Genellikle&nbsp;hafif ve orta dereceli semptomlar olarak anılır.&nbsp;Bu kaşıntı ve şişlik, cildin dışında veya ağız içinde meydana gelebilir.&nbsp;Örneğin inek sütü alerjisinde semptomlar arasında ağız, dil ve boğazda kaşıntı, dudakların, gözlerin veya yüzün şişmesi sayılabilir.&nbsp;</p>

<h2><strong>BURUN AKINTISI</strong></h2>

<p>Yemek yedikten sonra hapşırmak ve burun akıntısının başlaması da alerjik olduğunuzun bir işareti olabilir.</p>

<h2><strong>ANİDEN DİL, DUDAK VE BOĞAZ ŞİŞMESİ OLUŞURSA HEMEN 112'Yİ ARAYIN</strong></h2>

<p>Şişlik ve cilt reaksiyonlarının hafif bir alerji belirtisi olabilmesine rağmen dudaklar, boğaz&nbsp;ve dilde&nbsp;aniden oluşan şişlik varsa vakit kaybetmeden 112'yi aramanız gerektiğini unutmayın. Boğaz, dil ve dudaklarda oluşan ani şişlik nefes almayı engeller ve çok kısa sürede solunumun durmasına neden olabilir. Bu nedenle dil, boğaz ve ağızda şişlik gördüğünüz anda acil tıbbi yardım istemek hayat kurtarır.&nbsp;</p>

<h2><strong>HIRILTILI ÖKSÜRÜK ACİL MÜDAHALE NEDENİ OLABİLİR</strong></h2>

<p>Nefes almakta zorluk çekmenin veya hırıltılı bir öksürükle mücadele etmenin, gıda alerjisine karşı 'klasik' solunum reaksiyonları olduğu düşünülmekte.&nbsp;Ancak bu belirtiler hızla yaşamı tehdit edici hale gelebilir.&nbsp;&nbsp;Çünkü, nefes almada zorluk, anafilaksinin ilk belirtisidir.&nbsp; Birisi bu semptomu yaşıyorsa, tıbbi bir acil durum olarak tedavi edilmeli, ambulans çağrılmalı ve mümkünse adrenalin iğnesi yapılmalıdır.&nbsp;</p>

<h2><strong>ANAFİLAKSİ NEDİR?</strong></h2>

<p>Anafilaksi, vücudunuzun bağışıklık sisteminin yiyecek gibi zararsız bir maddeye aşırı tepki vermesinin sonucudur. Alerji, kişinin hayatının herhangi bir noktasında gelişebilir.&nbsp;<strong> Yani daha önce bir besine karşı bu reaksiyonu yaşamamış olsanız bile, yine de bir reaksiyon geliştirebilirsiniz.&nbsp;</strong></p>

<h2><strong>GIDA INTOLERANSI İLE KARIŞTIRMAYIN</strong></h2>

<p>Mide ağrısı ve mide bulantısı, söz konusu gıdayı yedikten veya içtikten 30 dakika sonra başlayan gıda intoleranslarında da ortaya çıkabilir. Burada besin alerjisi mi yoksa intoleransı mı yaşıyorsunuz bakmak için tıbbi taramadan geçebilirsiniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alerjiler bağışıklık sistemini içerir ve yaşamı tehdit edici olabilir.&nbsp; İntolerans ise sadece bir süreliğine hasta hissettirebilir.&nbsp;</p>

<h2><strong>EN ALERJİK BESİNLER LİSTESİ</strong></h2>

<p>- İnek sütü<br />
- Yumurtalar<br />
- Fıstık, soya fasulyesi, bezelye ve nohut<br />
- Ceviz, badem, fındık, ceviz, kaju fıstığı, antep fıstığı ve Brezilya fıstığı gibi ağaç yemişleri<br />
- Karides, yengeç ve ıstakoz gibi kabuklu deniz ürünleri<br />
- Buğday</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOCUK BESLENMESİ</category>
      <guid>https://www.deniztemur.com/cocuklarda-besin-alerjisinin-en-yaygin-3-belirtisi-hemen-112yi-arayin</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Oct 2023 16:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://deniztemurcom.teimg.com/crop/1280x720/deniztemur-com/uploads/2023/10/cocuklarda-besin-alerjisinin-en-yaygin-3-belirtisi-hemen-112yi-arayin.jpg" type="image/jpeg" length="90412"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
